14. Hukuk Dairesi 2014/11871 E. , 2015/3291 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.09.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.09.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı belediye vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Davacı, maliki olduğu 200 ada 46 ve 47 parsel sayılı kadastro parsellerinin imar uygulamasına tabi tutularak 2467 ada 3 ve 4 parsel sayılı imar parsellerinin adına paylı olarak tescil edildiğini, imar işleminin İdari Yargı yerince iptal edildiğini ileri sürerek, 200 ada 46 ve 47 parsel sayılı kadastro parsellerinin ihyası isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... Müdürlüğü vekili, davanın husumet nedeniyle reddini savunmuştur.
Davalı Belediye vekili; kadastrol parsele dönülmesi halinde telafisi imkansız zararlar doğacağından davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tapu müdürlüğü hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, davalı belediye aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava, kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği (güvenilirliği), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. İmar şuyulandırmasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanıksız kalacağı ve yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Böylesi bir durumda da, dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın iptali ile kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyasına karar verilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
Öte yandan; tapu iptal ve tescil davaları kural olarak kayıt maliklerine karşı açılır. Yine; kadastral duruma dönülme istekli uyuşmazlıklarda taraf teşkili bakımından husumetin, ihyası talep edilen kadastral parselin kapsamında kalan imar parsel ya da parsellerinin maliklerine yöneltilmesi gerekir ve bu davanın özelliği itibariyle kayıt maliklerinin yanı sıra işlemi yapan belediyeye de husumetin yöneltilmesi mümkündür.
Hemen belirtilmelidir ki; kadastral parselin ihyası yani tapu kaydının eski hale getirilmesi; ihyası istenilen kadastral parseller üzerinde oluşturulan tüm alanları (imar parselleri, yol, park vs. dahil olmak üzere hepsini) kapsaması halinde mümkündür. Farklı bir ifadeyle kısmi ihya kararı verilemez. Öte yandan, verilecek ihya kararının, kapsamında kalan tüm imar parsellerinin maliklerinin mülkiyet haklarını etkileyeceği kuşkusuzdur.
Somut olayda; çekişmeli 200 ada 46 ve 47 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan imar düzenlemesinin idari yargı yerinde iptaline karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği dosya kapsamıyla sabittir. Davacı da, bu nedenle sicile yönelik iptal ve tescil istemiyle eldeki davayı açmıştır. Ne var ki, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisiyle, 200 ada 46 ve 47 parsel sayılı taşınmazların çap sınırları üzerinde imar uygulamasıyla oluşturulan davaya konu 2467 ada 3 ve 4 sayılı imar parsellerinin yanında, aynı ada 5 sayılı imar parselinin de kısmen bu sınırlar içerisinde kaldığı belirlenmiş olmasına rağmen, bu kısmın alanı saptanmadığı gibi; 5 sayılı imar parseli hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde, 5 sayılı imar parselinin maliklerinin mülkiyet haklarını da etkiler şekilde ihya kararı verilmiş olması isabetsizdir.
O halde, öncelikle 2467 ada 5 sayılı imar parseli bakımından da kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil davası açması için davacıya usulüne uygun olarak süre verilmesi, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi ve ondan sonra 5 sayılı imar parselinin, ihyası istenilen kadastral parseller sınırları kapsamında kalan alanı belirlenerek infaza elverişli bir biçimde karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 26.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.