19. Hukuk Dairesi 2018/271 E. , 2019/4711 K.
"İçtihat Metni"Asıl ve birleşen dosya davacısı... Tur. İnş. Nak. ve Tic. A.Ş. vek. Av. ... ile asıl ve birleşen dosya davalısı ...Ofisi A.Ş. vek. Av. ... arasında görülen davalar hakkında İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden verilen 2011/271 esas ve 2016/558 karar sayılı ve 13.06.2016 tarihli hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 2016/18917 esas ve 2017/4332 karar sayılı ve 30.05.2017 tarihli ilamına karşı taraf vekillerince süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Asıl davada davacı vekili, davacının davalının bayisi olduğunu, mallar daha sonra teslim edilecektir kaydı ile düzenlenen ve bedeli ödenen 21 adet faturaya konu malların teslim edilmediğini, bu nedenle davacının bayilik sözleşmesini feshettiğini, yapılan ödemelere göre davalıdan alacaklı olmalarına rağmen toplam 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının da haksız olarak nakde çevrildiğini ileri sürerek, dava konusu faturalar nedeniyle ödenen meblağın şimdilik 5.000,00 TL"sinin ve haksız olarak nakde çevrilen teminat mektuplarının şimdilik 5.000,00 TL"sinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalı haksız icra takibi yaptığından aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 17.06.2014 tarihli dilekçesi ile talebini 12.910.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davalının bazen iskontolu ön satış yaptığını, bu durumda faturada ön satış yazılı olup tüm bu işlemlerin kayıt altına alındığını, bu nedenle malların teslim edilmeme ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu faturalara konu malların davacıya teslim edildiğini, dava konusu faturaların 2005-2006-2007 yıllarına ait olduğu gözetildiğinde davacının davalıya olan borçlarını ödememek için 6 yıl sonra kötü niyetle bu davayı açtığını, davalının alacağının tahsili için giriştiği icra takibine davacının itiraz etmediğini, takibin kesinleştiğini ve davalı tarafından açılan tasarrufun iptali davalarının davalı lehine sonuçlandığını, alacak davasında icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davacı hakkında icra takibine konu edilen çekler karşılığı olan malların davacıya teslim edilmediğini, faturalarda malların teslim edilmediğinin yazılı olduğunu, ayrıca nakde çevrilen 2.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu tutarının borçtan mahsup edilmediğini ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacı lehine tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, takibe konu çeklere ilişkin düzenlenen faturaların içeriği malların davacıya teslim edildiğini, davalının bayilerine mal tedarik ederken bazı zamanlarda iskontolu ön satış yaptığını, bu durumda düzenlenen faturalarda ön satış ve malların daha sonra teslim edileceğine ilişkin ibarenin bulunduğunu, davalının tüm bu işlemleri kayıt altına aldığından malların teslim edilmemesi gibi bir ihtimalin bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada mahkemece 21.02.2014 tarihinde davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 2014/8577 esas ve 2015/5418 karar sayılı ve 14.04.2015 tarihli ilamı ile “… Dava İİK’nın 72. maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Davacı vekili, davalı tarafça düzenlenen ve davanın konusunu oluşturan faturaların müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, ancak faturalarda yazılı malların müvekkiline teslim edilmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından davalıya verilen 25 adet çekin karşılıksız kaldığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf ise, uyuşmazlığa konu malların teslim edildiğini, iddianın yersiz olduğunu, dava konusu çeklerin bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle alacaklı olduklarını savunmuştur. Her ne kadar davalı tarafça düzenlenen davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalarda “ön satış ve malların daha sonra teslim edileceği” açıklamaları bulunmakta ise de taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dayalı olarak İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/271 Esas sayısında kayıtlı olarak açılan davanın yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda malların davacıya teslim edildiğinin saptandığı yolunda görüş bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, her iki dava arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu, birinde verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte olduğu gözetilerek dava dosyalarının birleştirilmesi ve taraflar tacir olduğundan ticari defterler üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak iddia ve savunma çerçevesinde ayrıntılı ve Yargıtay denetime elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” Gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce, yukarıda anılan Dairemiz bozma ilamına uyularak 2015/951 esas sayılı dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, birleştirilen dava dosyasında verilen hükme yönelik Yargıtay bozma ilamında tarafların ticari defterleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenildiği, her iki dava dosyasının birleştirilmesi üzerine taraf vekillerinden açıklama istenildiği, yazılı açıklamalara göre tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmediği, birleşen davacı vekili tarafından sunulan açıklama dilekçesinden birleşen davaya konu çeklerin asıl davaya konu faturalarla ilgisinin bulunmadığının, daha sonra satım ve teslim alınan yakıt bedellerine karşılık verildiğinin, bedelsiz kalmadığının anlaşıldığı, asıl dava bakımından yargılama aşamasında alınan 03.02.2014 tarihli bilirkişi raporuna itibar edildiği, bu rapora göre 3.783.542 litre 8.340.132,60 TL tutarındaki ürünün teslim belgelerinde imza bulunmadığı, bu miktar yönünden davalı tarafın teslim savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davada davacıya teslim edilmeyen ürün bedeli toplamı 8.340.132,60 TL"nin sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 2016/18917 esas ve 2017/4332 karar sayılı ve 30.05.2017 tarihli ilamı ile; “1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşen menfi tespit davası yönünden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Asıl davada uyuşmazlık 21 adet faturadan kaynaklanmaktadır. Davacı fatura konusu malların kendisine teslim olunmadığını ileri sürmekte davalı ise malın teslim olunduğunu beyan etmektedir. 21 adet faturadan 10 adedinin davacı kayıtlarında yer aldığı anlaşılmakta olup, bu durum 10 adet fatura konusu malların teslim edildiğine karine teşkil eder. Diğer yandan davalı 21 adet faturaya konu malların teslim edildiğine ilişkin sipariş formları ve eklerini sunmuştur. Bu durumda tüm sipariş formları ve ekleri davacının defterleri ile birlikte uzman bilirkişi kurulu tarafından incelenerek deftere kayıtlı 10 adet faturaya ilişkin olanlar ayrıldıktan sonra kalan 11 fatura konusu malın teslimi yönünden inceleme yapılıp alınacak Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi kurulu raporuna göre uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi yönünden kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. Ayrıca 2005-2007 yılları arasında düzenlenen ve bedeli ödenen 21 fatura konusu malı almadığını ileri süren davacının sonraki yıllarda bedelini çek ve peşin ödeyerek yeni mal almasının önceki ilişki üzerindeki etkisinin de karar yerinde tartışılmamış olması da kabul şekli ile isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen dosyaya yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına…” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, iş bu ilama karşı taraf vekillerince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
(1) Dairemizin bozma kararına karşı asıl ve birleşen davalı OVM ...Ofisi A.Ş. (Eski Ünvanı: ...Ofisi A.Ş.) tarafından yalnızca asıl alacak davası yönünden karar düzeltme yoluna gidilmiştir. OVM ...Ofisi A.Ş.’nin birleşen davaya yönelik herhangi bir karar düzeltme talebi bulunmamaktadır. Asıl ve birleşen davacı... … A.Ş. ise Dairemiz ilamının tebliğ tarihinden itibaren süresi içinde asıl ve birleşen dava yönünden karar düzeltme isteminde bulunmamış, asıl ve birleşen davalı OVM ...Ofisi A.Ş.’nin asıl davaya yönelik karar düzeltme dilekçesinin tebliğinden sonra Dairemiz bozma ilamına karşı süresi içinde katılma yolu ile karar düzeltme yoluna başvurmuştur. OVM ...Ofisi A.Ş.’nin birleşen davaya yönelik bir karar düzeltme istemi bulunmadığından, katılma yolu ile karar düzeltme yoluna başvuran asıl ve birleşen davacı... … A.Ş.’nin de birleşen davaya yönelik karar düzeltme talebinde bulunması usul hukuku açısından mümkün değildir. Açıklanan bu safahat içinde asıl ve birleşen davacı... A.Ş.’nin birleşen davaya yönelik usulüne uygun bir karar düzeltme istemi bulunmadığından, birleşen davaya yönelik karar düzeltme talebinin reddi gerekmiştir.
(2) Taraf vekillerinin asıl davaya yönelik karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre bir mal satın alan tacirin bu mala ait alım faturasını kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması, malın teslimine karine teşkil etmektedir. Ancak bu durum, fatura üzerinde mal teslimine ilişkin ayrık bir beyan olmaması haline münhasırdır. Dava konusu 21 adet faturanın altında “Bu fatura muhteviyatı mallar daha sonra sevk edilecektir” ibaresi bulunduğundan, yukarıda açıklanan karinenin aksi bizzat fatura içeriğinden anlaşıldığından davacının bu ibareleri taşıyan faturaları defterine kaydetmesi malların teslim alındığına karine teşkil etmez. O halde davalı teslimi ispat etmelidir. Ayrıca Dairemizin bozma ilamının “2” nolu bendinde dava konusu faturalardan 10 adedinin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu saptaması yapılmış ise de, tarafların karar düzeltme talebi ile yeniden yapılan incelemede, dava konusu 21 adet faturanın tamamının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin asıl davaya yönelik karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 2016/18917 esas ve 2017/4332 karar sayılı ve 30.05.2017 tarihli ilamının “2” nolu bendinin kaldırılarak aşağıda yazıldığı şekilde bozma yapılması gerekmiştir.
Asıl davada uyuşmazlık 21 adet faturadan kaynaklanmaktadır. 21 adet faturanın tamamı davacının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre bir mal satın alan tacirin bu mala ait alım faturasını kendi ticari defterlerine kaydetmiş olması, malın teslimine karine teşkil etmektedir. Ancak bu durum, fatura üzerinde mal teslimine ilişkin ayrık bir beyan olmaması haline münhasırdır. Dava konusu 21 adet faturanın altında “Bu fatura muhteviyatı mallar daha sonra sevk edilecektir” ibaresi bulunduğundan, yukarıda açıklanan karinenin aksi bizzat fatura içeriğinden anlaşıldığından davacının bu ibareleri taşıyan faturaları defterine kaydetmesi malların teslim alındığına karine teşkil etmez. Davalı teslimi ispat etmelidir. Bu durumda mahkemece davalının teslime ilişkin sunduğu tüm belgeler, davacı ticari defterleri ile birlikte uzman bilirkişi kuruluna incelettirilerek, dava konusu 21 adet fatura içeriği malların davacıya teslim edilip edilmediği yönünden Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak tüm deliller hep birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 2006-2007 yılları arasında düzenlenen ve bedeli ödenen 21 adet fatura konusu malı almadığını ileri süren davacının, sonraki yıllarda bedelini çek ve peşin ödeyerek yeni mal almasının önceki ilişki üzerindeki etkisinin de karar yerinde tartışılmamış olması da kabul şekli ile isabetsizdir. Bu itibarla asıl davada verilen hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bend uyarınca asıl ve birleşen davacı... …A.Ş.’nin birleşen davaya yönelik karar düzeltme isteminin REDDİNE, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin asıl davaya yönelik karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 2016/18917 esas ve 2017/4332 karar sayılı ve 30.05.2017 tarihli ilamının “2” nolu bendinin kaldırılmasına, asıl davada verilen hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre taraf vekillerinin asıl davaya yönelik diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen taraflara iadesine, 10/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.