14. Hukuk Dairesi 2014/16927 E. , 2015/3529 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.03.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ile de ikinci kademede tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 28.04.2014 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 31.03.2015 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile davacılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Davacılar, 18 parsel sayılı taşınmazdaki A9 Blok 10 ve A12 Blok 3 numaralı bağımsız bölüm numaralı taşınmazlarını dava dışı ...’e teminat göstererek karşılığında 770.000 $ borç almak amacıyla sözleşme yaptıklarını, sözleşme gereğince tapudan ...’e devrinden sonra taşınmazların sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalı ...’e devredildiği gibi sözleşmede belirtilen bedelin de ödenmediğini, davacıların davalı ...’e yaptığı tapu devir işleminin sebepsiz kaldığını, davalı ...’in de kötüniyetli olup ... ile birlikte hareket ettiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Birleştirilen davada davacılar, aynı gerekçelerle ...’e husumet yönelterek taşınmazların adlarına tescilini veya rayiç değerlerinin alınmasını istemişlerdir. Bozma ilamından sonra birleştirilen davada ise taşınmazın mülkiyetini mahkeme kararından sonra edinen ..., ... ve ...’e karşı husumet yöneltilmiştir.
Davalılardan ..., iyiniyetli kayıt maliki olduğunu; ... ise taşınmazları davacıların aracılığıyla dava dışı kişilerden edindiğini, protokolün de bu nedenle düzenlendiğini; davalılar ... ve ... iyinetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ... ise süresinde yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davalı ...’in iyiniyetli olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine ve taşınmazların rayiç değerinin davalı ...’den alınmasına karar verilmiştir. Davacıların temyizi üzerine karar Dairemizin 24.02.2012 günlü ve 2011/15066 Esas, 2012/2536 Karar sayılı ilamıyla davalı ...’ın iyiniyetli olup olmadığının saptanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, A9 Blok 10 numaralı bağımsız bölümün maliki davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava ve birleştirilen davalar kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzeninin sağlanması düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir.
Belirtilen ilke, TMK’nun 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde hükme bağlanmış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024. maddede “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.
Gerçekten, kayıt malikinin mülkiyeti kötüniyetle kazandığı ileri sürülmüş ise, üçüncü kişinin ayni hakkın yolsuz olarak tescil edildiğini bilen veya bilmesi gereken şahıs olup olmadığına bakılması gerekir. Çünkü, TMK’nın 1024. maddesi uyarınca bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin yolsuz olan bu tescile dayanma olanakları yoktur ve yasa ve uygulamadaki deyimiyle bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ve hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz tescil sayılacağından, hakkı zedelenen üçüncü kişinin iyiniyetli olmayan malike karşı doğrudan doğruya şahsi hakkına dayanması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta, davacıların dayandığı davalı ... ile düzenlenen adi yazılı, tarihsiz “Protokol” başlıklı belgede, taşınmazların davalı ...’den alınacak borcun teminatı olarak devredilerek borcun ödenmesiyle iade edileceği ancak borcun 10.09.2010 tarihine kadar ödenmemesi halinde taşınmazların borca mahsup edileceği ve anılan tarihe kadar taşınmazların üçüncü kişiye devredilmeyeceği kararlaştırılmıştır. Dava dışı kooperatifin 23.01.2010 günlü ve 564 numaralı Yönetin Kurulu Kararı ile dava konusu A9 Blok 10 numaralı bağımsız bölüm nedeniyle kooperatif ortağı bulunan dava dışı ...’in ortaklık hak ve payını davacılara devrettiği ve davacılardan ... adına yazılması istendiği görülmektedir. Çekişme konusu bağımsız bölüm tapu kayıtlarına göre 2009 yılında kat irtifakı ile dava dışı kooperatif adına kayıtlı iken 03.02.2010 tarihinde ferdileşme sonucu davalı ... adına, ...’in 16.02.2010 günü satışı üzerine davalı ... adına kayıtlı iken yargılama sırasında 06.07.2011 tarihinde davalı ...’a devredilmiş, ... de 05.10.2011 tarihinde davalı ... ’a, ..."ında 23.02.2012 günü davalı ...’a satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar davalı ..., ..., ... ve ...’in kötüniyetli olduğunu, taşınmazı yolsuz olarak edindiklerini iddia etmiştir. Bu durumda öncelikle davalıların TMK’nın 1023. maddesi uyarınca iyiniyetli olup olmadığı, TMK’nın 3. maddesi hükmü karşısında davalılar yararına geçerli bir tescilin sonuçları meydana getirip getirmeyeceği saptanmalıdır. Asıl davanın açıldığı tarihte taşınmazın maliki davalı ... ile taşınmazı yargılama sırasında edinen davalılar ..., ... ve ... arasındaki işbirliğinin, başka bir anlatımla son malik davalı ...’in taşınmazın davacılara ait olduğuna ilişkin bilgisinin olduğunun kanıtlanması gerekir. Çekişmeye konu taşınmazın tapu kaydına dava tarihinde konulan ihtiyati tedbir 05.07.2011 tarihinde kaldırıldığından davalı ...’in taşınmazı edindiği tarihte taşınmazda herhangi bir kısıtlanma bulunmamaktadır. Davalı ..."in tanıkları, davalı ve eşinin ekonomik durumlarının iyi olduğunu, taşınmazı iyiniyetle edindiklerini, davacıların tanığı ise taşınmazın anahtarının davacılardan ...’da bulunduğunu, camda "satılık değildir" levhası bulunduğunu söylemişlerdir. ... Kaymakamlığı, İlçe İdare Kurulu Bürosu’nun 14.12.2011 günlü ve 25 sayılı kararında, A9 Blok 10 numaralı taşınmazda tarafların herhangi bir zilyetliğin bulunmadığı gerekçesiyle şikayetçi ... ’ın ... hakkındaki şikayetinin reddine karar verilmiştir. Davacılar, ... İcra Müdürlüğü’nün 2010/8357 sayılı dosyasında protokole dayanarak davalı ... hakkında icra takibinde bulunmuşlardır.
Davalı ... taşınmazı davalı ...’dan edinmiştir. 3091 sayılı yasa uyarınca yapılan soruşturmada taşınmazın davacı ..."ın tasarrufunda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın tapu kaydında da mülkiyetin naklini engelleyen bir kayıt bulunmamaktadır. Davalı ... ile davalılar ..., ..., ... ve ...’ın davacıları zararlandırmak amacıyla birlikte hareket ettiklerine ilişkin bir kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, davalı ...’in dava konusu taşınmazı TMK’nın 1024. maddesi uyarınca yolsuz olarak adına tescilini sağladığı kanıtlanamadığından kazanımı TMK’nın 1023. madde uyarınca korunmalıdır. Dolayısıyla, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı ... hakkındaki tapu iptali ve tescil isteminin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 1.100TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...’e verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.03.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.