Abaküs Yazılım
19. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/1513
Karar No: 2019/4737
Karar Tarihi: 14.10.2019

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/1513 Esas 2019/4737 Karar Sayılı İlamı

19. Hukuk Dairesi         2018/1513 E.  ,  2019/4737 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


    Taraflar arasındaki itirazın iptali ve birleşen menfi tespit davalarının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-birleşen dava davalısı ile davalı-birleşen dava davacısı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
    - K A R A R -
    Davacı vekili davacı bankanın dava dışı şirkete kullandırdığı genel kredi teminat sözleşmesi hükümlerine istinaden tahakkuk eden masraf bedeli olan 9.615,00 TL ve 30 adet çek yaprağı garanti bedeli toplamı 30.000 TL alacaklı olduğunu, davalının da sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, davacının aynı konuda aynı alacak iddiası ile birden çok takip başlattığını, bu takiplerin iptaline yönelik davaların devam ettiğini, davalının davacı bankaya bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
    Birleşen davada davacı ... Tekstil İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş vekili, davalı bankadan kullanılan kredinin borcunun tasfiyesine yönelik taraflar arasında 07.06.2005 tarihinde protokol imzalandığını ve borcun protokole göre taksitler halinde ödenerek tasfiye edildiğini, buna rağmen bankanın davacı firma aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, takibin iptali için icra hukuk mahkemesinde açılan davanın derdest olduğunu ayrıca sözleşmede kefil olan ... hakkında da takip başlatıldığını, itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davalının bankaya herhangi bir borcu olmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespiti ile davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı banka vekili, davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, davalı bankanın genel kredi teminat sözleşmesi kapsamında 9.615,00 TL masraf bedeli olarak nakdi ve 5941 sayılı yasanın 3. maddesi gereğince davalı bankanın ödemeyi garanti ettiği 30 adet çek yaprağı tutarı karşılığı 30.000,00 TL gayrinakdi alacağının bulunduğunu belirterek davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacı – birleşen dava davalısı banka ile birleşen dava davacısı ... Tekstil A.Ş arasında akdedilen genel kredi ve teminat sözleşmesini davalı ..."nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun 07.06.2005 tarihli uzlaşma tutanağı ile yeniden yapılandırılarak borç tasfiye işlemi yapıldığı ancak bu yapılandırma ve ödeme planının dışında genel kredi sözleşmesi hükümleri gereğince davacı bankanın hem asıl borçludan hem de kefil davalıdan yapılan işlemlerin masraflarını talep etme hakkının bulunduğu ayrıca 50 adet çek nedeniyle 30.000,00 TL gayrinakdi alacağı olduğu dolayısıyla icra takibine itirazında davalının haksız olduğu bankanın asıl borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yaptığı, her iki takibin aynı alacak için yapılması nedeniyle takip ve tahsilde tekerrüre yol açılmaması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... ve birleşen dava davacısı şirket vekili ile davacı birleşen dava davalısı banka vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 2014/13735 esas ve 2014/17448 karar sayılı ve 04.12.2014 tarihli ilamında yer alan “Davacı banka ile davalı müteselsil kefil ve birleşen davanın davacısı asıl borçlu arasında 07.06.2005 tarihli “ilam niteliğinde uzlaşma tutanağı – 2” başlıklı bir tasfiye protokolü imzalanmış ve anılan protokol gereğince son taksidinde 2010 tarihinde ödenmesi ile protokol kapsamındaki borç ve fer"ilerin sona erdiği takibin ise 2012 yılında açıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl ve birleşen davaların konusunu oluşturan icra takiplerindeki borçların sözü edilen tasfiye protokolü kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu borcun anılan tasfiye protokolü kapsamında kalmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de bilirkişi raporuna gerekçeleri de gösterilmek suretiyle asıl borçlu ve müteselsil kefil tarafından vekilleri vasıtasıyla itiraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece rapora yönelik itirazların değerlendirilmesi ve dava konusu borcun anılan tasfiye protokolü kapsamında kalıp, kalmadığı hususunda konusunda uzman bir bilirkişi ya da bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
    Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalara konu icra takipleri ile talep edilen alacak kalemlerinin 07.06.2005 tarihli protokol ile tasfiye edilen borcun dışında olduğu, protokole konu borçların şirketin kullanmış olduğu döviz kredilerinin tasfiyesine ait olduğu, icra takibine konu edilen alacakların ise protokol sonrasında sarf edilen ve genel kredi sözleşmesinin 7. maddesine göre kredi kullanana ait olduğu belirlenen ve ve sarf belgesi sunulan masraf tutarlarına ilişkin olduğu, dolayısı ile bankanın bu masrafları sözleşmeye göre kredi borçlusu ve kefalet limiti dahilinde kefilden talep edebileceği, buna göre 25.06.2012 takip tarihi itibari ile davacı bankanın tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 7.301,56 TL asıl alacak, 143,22 TL %12.61 oranında işlemiş faiz, 7.16 TL faizlerin %5 gider vergisi, 117,83 TL noter ihtarname masrafı olmak üzere 7569,77 TL nakdi alacak ve 30.000,00 TL gayri nakdi çek depo tutarı olmak üzere alacaklı olduğu anlaşıldığından asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl dava davalısı ... - birleşen dava davacısı şirket vekili ile asıl dava davacısı birleşen dava davalısı banka vekilince temyiz edilmiştir.
    1- Asıl davada, davalı kefil gayrinakdi kredi mahiyetinde olan çek bedellerinin blokesinden sözleşmeye göre sorumlu olmadığı halde davacının bu yöndeki talebinin kabulü doğru olmamıştır.
    2- Asıl ve birleşen dava yönünden davacı bankanın kredi müşterisi ... Tekstil A.Ş. olup kefili de asıl davanın davalısı ...’dir. Banka ile kredi müşterisi arasında 07.06.2005 tarihli protokol ile borç tasfiyesi yapılmış davacı bankanın asıl davada davalı kefilden birleşen davada davacı ... müşterisinden istediği nakdi alacak bankanın bu protokolün imzalanmasından sonra yaptığı masraflara dayalı bir alacaktır ancak bu alacak kalemleri arasında kredi teminatı olarak ipotek tesis edilmiş taşınmazın ipotek tesisinden sonra ve hatta ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesinden sonra yaptırılmış gayrimenkul değerleme raporları olduğu anlaşılmaktadır. Bu raporlar takip süreci dışında banka tarafından ihtiyaç duyulduğu için yaptırılmıştır. Bankanın ipotek tesis edilmeden önce ipotek tesis edilecek taşınmazın gerçek değerini saptamak için yaptıracağı gayrimenkul değerleme raporunun masraflarını kredi müşterisinden istemesi mümkün ise de bir kere ipotek tesis edildikten sonra herhangi bir sebeple alacağı bu tür raporların giderlerini kredi sözleşmesine yüklemesi mümkün değildir. Çünkü bunlar kredinin verilmesi için gerekli değildir. Kredi sözleşmesinin 7. maddesinde her ne kadar “..Müşteri bu sözleşmenin ve bu nedenle verilecek her türlü teminatlarla ilgili işlemlerin gerektirdiği ve gerektireceği her türlü masrafların ve halen mevcut ve ileride konulacak her türlü vergi, resim ve harçlarla tarh edilebilecek cezaların, sigorta prim ve masraflarının bunlarda vuku bulacak artışların kendisine ait olacağını, bunları nakden veya hesaben ödemeyi şimdiden kabul eder” hükmü varsa da bu hüküm hakkaniyete aykırı uygulamalara kaynak teşkil edemez.
    SONUÇ: 1- Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davada verilen hükmün davalı yararına bozulmasına,
    2- (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davanın davalı yararına birleşen davanın davacı yararına bozulmasına,
    3- Bozma sebebine göre asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı bankanın temyiz itirazlarının bu aşamada incelenemesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden asıl dava davalısı ile birleşen dava davacısına ve asıl dava davacısı birleşen dava davalısına iadesine, 14/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi