1. Hukuk Dairesi 2015/942 E. , 2017/6206 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 07.11.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ve diğer davalı asiller gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu 7785 ada 11 parsel sayılı taşınmazını kardeşi ...’a devretmek üzere davalı ...’i vekil tayin ettiğini, ancak davalı ...’ın vekalet görevini kötüye kullanarak anılan taşınmazı kardeşi davalı ...’ye, ...’nin de arkadaşı olan diğer davalı ...’ye devrettiğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile davalılardan tahsili için şimdilik 10.000,00 TL’lik belirsiz alacak davasının kabulünü istemiş, yargılama sırasında 312.923,22 TL’nin harcını tamamlamıştır.
Davalı ..., tapu kaydına güvenerek çekişmeli taşınmazı temlik aldığını, iyi niyetli 3. kişi olduğunu, diğer davalıları tanımadığını, çekişmeli taşınmazı emlakçı aracılığıyla bulup 150.000,00 TL ödemek suretiyle edindiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, tapu kayıt maliki davalı ... yönünden iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, diğer davalılar bakımından tazminat isteğinin kabulü ile 312.923,22 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Vahap ve Hulisi’den tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı ...’a vekaleten davalı ...’in çekişmeli 7785 ada 11 parsel sayılı taşınmazı kardeşi davalı ... ...’e 17/11/2011 tarih ve 30925 yevmiye no’lu akit ile 72.000,00 TL göstererek satış yoluyla devrettiği, davalı ...’nin de anılan taşınmazı diğer davalı ...’e 02/07/2012 tarih ve 17305 yevmiye no’lu akit ile 84.000,00 TL göstererek satış yoluyla temlik ettiği kayden sabittir. Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davacı vekili davalı ..."ın vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazı kardeşi ..."ye temliki muvazaalıdır. Ancak, mahkemece davalı ..."nin kötüniyetli olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK"nin 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.
Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def"i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı” ilkeleri 8.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtdihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Somut olaya gelince, tapu kayıt maliki davalı ..., diğer davalıları tanımadığını ve satış bedelini tapu müdürlüğünde kamera sistemi önünde elden davalı ...’ye teslim ettiğini savunmuş, ne var ki ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/13450 Esas sayılı hazırlık soruşturmasında davalı ...’in Cumhuriyet Savcısı huzurunda 28/11/2012 tarihinde alınan ifadesinde; ‘’ … benim 2,5 – 3 yıldır ticaret yaptığım ve aramızda para alıp verme ilişkisi olan ...’den ...’a verilmek üzere borç para istedim. ... de bunu kabul etti. … ... tapu müdürlüğüne paranın ödendiğini göstermek için yanında 125.000,00 TL para getirmişti. Tapuda bana teslim etmiş yapmıştı. Tapudan çıktıktan sonra parayı benden geri aldı. ‘’ şeklinde beyanlarda bulunduğu, yer verilen beyanlardan anlaşılacağı üzere davalı ...’in
devir öncesinde diğer davalılar ile arasında ticari ilişkisinin bulunduğu, tutunduğu davalıları tanımadığı savunmasına itibar edilemeyeceği, öte yandan satış bedelini mizansen gereği davalı ...’ye verdiği ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı ...’nin durumu bilen ya da bilmesi gereken konumunda olup iyiniyetli sayılamayacağı, 4721 sayılı TMK’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.480.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.