1. Hukuk Dairesi 2014/21249 E. , 2017/6208 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ...ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAHİLİ DAVALI : ...
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki 165 numaralı bağımsız bölümü o dönem eşi olan Tülay’ın kardeşi Hanife’ye kullandırttığı kredinin teminatı olarak devrettiğini, Hanife’nin ise anılan taşınmazı muvazaalı olarak davalı kardeşi Levent’e temlik ettiğini, Hanife’ye yaptığı devir işleminin inançlı olduğunu ileri sürerek, dava konusu 165 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini, taşınmazın devri halinde belirlenecek bedelin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, 02/04/2014 tarihli dilekçesi ile de dava dışı Hanife’nin davalı olarak davaya dahil edilmesini istemiştir.
Davalı ..., inançlı işlem iddiasının yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, dosyaya sunulan konuşma kayıtlarının hukuka aykırı yöntem ile ele geçirildiğini ve özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ..., davaya dahil edilmesinin usule aykırı olduğunu, kendisine yöneltilen bir talep olmadığından aleyhine bir hüküm kurulamayacağını, kaldı ki iddiaların da asılsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, inançlı işlemin varlığının kanıtlandığı ve davalı ...’in de durumu bilmesine rağmen taşınmazı devir aldığı gerekçesiyle çekişmeli bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline, depo ettirilen 12.545,00 TL’nin davalı ...’ye ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı ...’ın maliki olduğu 165 numaralı bağımsız bölümü 18/03/2008 tarihinde dahili davalı ...’ye, Hanife’nin de 01/06/2011 tarihinde diğer davalı kardeşi ...’e satış yoluyla devrettiği, davacı ... ile davalıların kardeşi ...’ın devir tarihinde evli oldukları, 23/05/2011 tarihinde boşandıkları, dahili davalı ...’nin ... Bankası’ndan 19/03/2008 tarihli kredi sözleşmesi ile kredi kullandığı kayden sabittir.
Somut olayda, davacı tarafından dosyaya yazılı bir delil sunulmamış ise de, ... Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2011/350 esas sayılı dosyasının hazırlık soruşturması sırasında dahili davalı ...’nin alınan imzalı beyanında; ‘’ ... benim kızkardeşimin eski eşi olur ve onlar 22.02.2011’de boşandılar. Ancak mal paylaşımında problem çıktı. Gökdelen sitesi no:20 deki kızkardeşim evli iken birlikte oturdukları evdir ve bu benim üzerime kredi çekip almışlardı. Evin parasını kızkardeşim ve Turan evli iken birlikte ödediler. Boşandıktan bir ay sonra ... evin kilidini değiştirdi. Kızkardeşim de anahtarı alıp eşyalarını aldı. Anahtarı geri vermedi ve anahtarı tekrar değiştirdi ve kalan eşyalarını almasına müsaade etmedi. ...’ın babam ve erkek kardeşime evli iken borcu vardı ve boşandıktan sonra bu borcu ödemeyeceğini söyledi. Benim üzerime olan evi alacaklı olan erkek kardeşimin üzerine devrettik. ‘’ şeklinde inançlı işlemin varlığını kabul ederek ikrarda bulunduğu, davacı ... ile dahili davalı ... arasındaki işlemin inançlı olduğunun dosya kapsamında dökümü yaptırılan ve hukuki bir yöntem ile elde edilmeyen, yasal olmayan CD haricindeki diğer deliller ile kanıtlandığı, ayrıca tapu kayıt maliki davalı ...’in de diğer davalı ... ve davacının boşandığı eşi Tülay’ın kardeşi olması nedeniyle durumu bilen ya da bilmesi gereken konumunda olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının 97. maddesinde; “karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Ne var ki, bu düzenleme karşısında mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, ilgili bankadan kredi ve ödemelere ilişkin tüm kayıtlar getirtilip, yapılan ödemelerin kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiği, kredi borcunun kapatılıp kapatılmadığı ve davacı tarafından yapılan ödemenin bulunup bulunmadığı araştırılmadan, davacının beyanına dayalı olarak 12.545,00 TL’nin depo ettirilerek sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Hâl böyle olunca; ilgili bankadan dahili davalı ... tarafından temin edilen kredi borcunun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 97. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle kim veya kimler tarafından ödendiği hususları üzerinde durulması, buna ilişkin kayıtların getirtilmesi, davacının dahili davalı ...’ye olan borç miktarının kayda dayalı saptanarak mahkeme veznesine depo etmesi için davacı tarafa süre verilmesi, yatırdığı takdirde tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmesi, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.