19. Hukuk Dairesi 2019/2012 E. , 2019/4783 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davacı, davalı ve dava dışı ...’un, dava dışı...Holding A.Ş’nin Şekerbank ile yaptığı genel kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun asıl borçlu şirket tarafından ödenmemesi üzerine bankanın kefillere müracaat ettiğini, davalı tarafından ödeme yapılmadığı için davacı ve diğer kefil tarafından kredi borcunun ½ oranında ödendiğini, davacının rücu hakkı kapsamında yaptığı ödemeye karşılık gelen alacak için diğer kefil davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itrazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borcun muhatabı ve borçlusunun dava dışı ...Holding A.Ş. ve ... ve İnş. A.Ş. olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemenin davalıdan talep edilme gerekçesinin anlaşılamadığını, davalı tarafından bankalara ve diğer kurumlara mevcut borcun teminatını teşkil etmek üzere şahsi malvarlığından verilmiş teminatların bulunduğu ve riskin devam ettiğini, davacının yaptığı ödemelerin tahsili için asıl borçluya rücu ettiğini, öncelikle bu takibin neticelendirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davadışı asıl borçlu şirket kredi borcunu ödemeyince banka ile kefiller arasında borcun taksitler halinde ödenmesi, ödeyen kefile bankanın ipotek hakkının devri konusunda da mutabakata varılarak 20.03.2009 tarihli protokol düzenlendiği, kefiller davacı ... ve dava dışı ... kendi paylarına düşen ödemeyi yapmalarına karşın davalı ödeme yapmadığından, davalının payına düşen kısmında bu iki kefil tarafından 1/2 oranında ödendiği, protokolde ödeme yapan kefillere kredinin teminatı olan ipoteğin temlikinin yapılacağının düzenlendiği, ancak banka kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde kredinin teminatı olan ipoteğin davacıya temlikinin yapılmadığı tespit edildiğinden davacı kefilin yaptığı ödemeleri davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.407,95 TL asıl alacak ve 2.280,42 TL işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil konumunda bulunan davacının kredi alacaklısına ödemiş olduğu bedeli yine müteselsil kefil olan davalıya rücu istemine ilişkindir. Davacı, davalı ve dava dışı ... arasında 20.03.2009 tarihli protokol düzenlenmiş, protokol uyarınca davacı ve dava dışı ... protokolde belirtilen bedeli ödeyerek yine genel kredi sözleşmesinin teminatı olan ve asıl borçlu tarafından verilen ipoteğin davacı ve dava dışı ...’a temlik edildiği, davacının da temlik aldığı ipotek teminatının kendi hissesine düşen kısmını dava dışı Bülent’e devir ve temlik ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı, davalı ve 3. kişi arasında imzalanan 20.03.2009 tarihli protokol uyarınca davacı davalıdan payına düşen miktarda ödemenin kendisine yapılmasını talep hakkına sahip ise de TBK’nın 592/1. maddesindeki “Alacaklı, kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını kefilin zararına olarak azaltırsa, zararın daha az olduğu alacaklı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalır. Kefilin fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteme hakkı saklıdır.” hükmü uyarınca davacı rehin hakları ve güvenceyi davalı kefilin zararına olacak şekilde azaltmış olması nedeniyle zararın daha az olduğu davacı tarafından ispat edilmedikçe, kefilin sorumluluğu da buna uygun düşen bir miktarda azalacağından, davacı kefilin fazladan ödediği bir miktar olmadığı takdirde davalı kefile bir rücu hakkı bulunmadığından, mahkemece tüm bu husular araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.