Davacı, SSK kapsamında yatırılan primlerle çakışan tarım Bağ-Kur süresinin iptaline, her iki hizmetin birleştirilmesine, 01.02.2003 tarihinden itibaren SSK’dan yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitiyle, yaşlılık aylıklarının ödemenin yapılacağı tarihe kadar SSK’dan tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; bozmaya uyarak ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/06/2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına kimse gelmedi. Davalılardan S.S.K.Başkanlığı vekili ile Bağ-Kur Genel Müdürlüğü vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
Dava nitelikçe SSK sigortalılık süresi ile çakışan sürelerde 2926 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığının iptali ile sözlü başvuruya göre 01.02.2000 ve yazılı başvuru esas alınırsa da 01.02 2003 tarihinden geçerli olmak üzere SSK Başkanlığından yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacının 1965-1990 yılları arasında SSK’dan askerlik borçlanması dahil 951 gün sigortalılığının bulunduğunu 1990 yılından sonra 12 yıl 8 ay 3 gün 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunu tahsis talep tarihinde 63 yaşında bulunan davacının prim borcunun bulunmaması halinde Bağ-Kur dan emekli olabileceğinden bahisle SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik talebin reddine karar vermiş ve karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının 01.06.1990 tarihinde 2926 sayılı Yasa"ya göre resen tescil edildiği ve 1.8.1990-31.8.1990 tarihleri arasındaki zorunlu SSK sigortalılığı dışında Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğundan, 2926 sayılı Yasa"ya göre zorunlu sigortalı olduğu dönemde, 1.3.1992-31.12.1992 tarihleri arasındaki isteğe bağlı SSK sigortalılığının iptali ile SSK’dan yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik istemin reddine ilişkin verilen karar bu yönüyle doğru ise de 1479 sayılı Yasa’nın 22.2.2006 gün ve 5458 sayılı Yasa’nın 13.maddesi ile değişik 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Ek 19.maddesi ile “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödenmesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Bu madde kapsamına giren sigortalılar hakkında zaman aşımının kesilmesi ve zaman aşımının işlememesi ile ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103 üncü maddesinin 1.fıkrasının (6),(8) ve (10) numaralı bentleri hariç diğer hükümleri ile aynı Kanunun 104 üncü maddesi hükümlerinin uygulanacağı , yine 5458 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile eklenen ve 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 26.maddesine göre bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde 31.3.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar ve hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında ek 19.madde hükmü uygulanacağı bildirilmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın değişik Ek 19.maddesi ile Geçici 26.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Diğer yandan, her ne kadar bozma kararına uyma usulü kazanılmış hak doğurur ise de, usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldıran yeni bir içtihadı birleştirme kararının çıkması, geçmişe etkili yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi, usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptali, maddi hataya dayalı bir bozma kararına uyma gibi durumlar usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 2004/21-298 E. 2004/252 K., 2003/11-277 E. 2003/295 K., 2006/15-275 E. 2006/366 K., 2001/2-430 E. 2001/ 432 K., 2006/4- 519 E. 2006/ 527 K. nolu kararları da bu yöndedir.
Somut olayda davacının 01.06.1990 tarihinde 2926 sayılı yasaya göre resen tescil edildiği ve 1.8.1990-31.8.1990 tarihleri arasındaki zorunlu SSK sigortalılığı dışında 1.6.1990-4.3.2003 tarihleri arasında Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğu, 2926 sayılı yasaya göre zorunlu sigortalı olduğu dönemde, 1.3.1992-31.12.1992 tarihleri arasındaki isteğe bağlı SSK sigortalılığının bulunduğu görülmektedir. Davacının Bağ-Kur’a pirim ödediğine dair dosyada bilgi yoktur.
Davacının davadaki isteminden Bağ-Kur’a prim borcunu ödeme isteği olmadığı sonucu çıktığından talebi de gözetildiğinde uyuşmazlığa hüküm tarihinden önce 1.3.2006 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa"nın değişik Ek 19 ve Geçici 26. maddesinin uygulanacağının kabulü gerekir. Hukuk Genel Kurulu"nun 21.6.2006 gün ve 2006/21-363 E. 2006/ 466 K., 28.6.2006 gün ve 2006/21-485 E., 2006/483 K. nolu kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş; davacının Bağ-Kur’a prim borcunun bulunup bulunmadığını ve varsa son prim ödeme tarihini belirlemek, 1479 sayılı Yasa"nın değişik Ek 19 ve Geçici 26. maddesi dikkate alınarak prim ödemesi varsa son prim ödemesinin yapıldığı ay sonu, prim ödemesi yoksa tescil tarihi itibarıyla 2926 sayılı Yasa"ya tabi sigortalılığını durdurmak, 2926 sayılı yasaya tabi sigortalılığın durdurulduğu tarihten sonraki döneme ilişkin SSK isteğe bağlı sigortalılığına geçerlilik tanımak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.