23. Hukuk Dairesi 2013/1779 E. , 2013/2394 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların, müvekkilinin de üyesi bulunduğu... Yapı Kooperatifi"nde yönetim kurulu üyesi ve sonrasında da tasfiye memuru olarak görev yaptıklarını, 2005 yılı içerisinde kooperatif aidatı dışında tapu ve iskân masrafı adı altında tüm üyelerden ....200,00 TL para topladıklarını, ancak bu paranın tapu ve iskân masrafları için harcanmadığını, kooperatif kasasında bulunmadığı gibi nereye harcandığının da belli olmadığını, kooperatif genel kurulunda yetki verilen yönetim kurulunca bu paranın davalılardan kooperatif adına tahsili ile ödeme yapan üyelere iadesi yönünde karar alındığını ileri sürerek, ....200,00 TL"nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın kooperatife karşı açılması gerektiği, öte yandan davacının aynı konuda daha önce Asliye Ticaret Mahmesi"nde açtığı davada Sulh Hukuk Mahkemesi"nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, davacının bu karardan sonra işbu davayı açtığı, bağımsız olarak açılan bu dava, Asliye Ticaret Mahkemesi"ndeki davanın devamı olmadığından talebin mükerrer olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif yöneticilerinin hukuki sorumluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/... maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş, 62/.... maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/... maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunu"nun 98. maddesi yollaması ile TTK"nın 336. maddesi uyarınca, genel olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yapmış oldukları sözleşme ve işlerden dolayı şahsen sorumlu değildir. Aynı maddede beş bent halinde sayılan durumlar, bu genel ilkenin
istisnaları olarak gösterilmiştir. Anılan istisnalardan olana .... bent ""idare meclisi azaları şirket namına gerek kanunun gerek esas mukavelelerinin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasden ve ihmal neticesi olarak yapılmamasından gerek şirkete, gerek münferit pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı müteselsilen mesuldürler"" hükmünü içermektedir. 818 sayılı BK’nın 41, 50 ve 51. madde hükümleri ile yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatif müteselsilen sorumludurlar. Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır.
1982 Anayasası"nın 36. maddesinde yer verilen "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" ibaresi, ortakların dava açma hakkının temel dayanağıdır. Kooperatif ortağı olma, kooperatife karşı dava açma hakkından vazgeçme olarak yorumlanamayacaktır. Ortak tarafından dava hakkının kullanılması, ortaklığın TTK"nın 341. maddesine dayalı dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına ve davanın denetçilerin asıl ya da vekil aracılığı ile dava açmasına bağlı değildir.
Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak TTK’nın 340.madde yollaması ile 309/.... maddesi uyarınca dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. TTK"nın 336/.... maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler.
Somut olayda, davalı kooperatifin ....05.2007 tarihli genel kurulunda, eski yönetime verilen ....200,00 TL tapu ve iskân bedeli hakkında yönetim kuruluna yetki verilmesi kabul edilmiş, yönetim kurulunca bu madde uyarınca verilen yetkiye dayanarak toplantı yapıldığı belirtilerek alınan ........2007 tarihli kararında, eski yöneticilerden ( davalıların) zimmete para geçirmekten ceza mahkemesinde yargılandıkları, üyelerin her birinden tahsil edilen ve zimmete geçirilen ....200,00 TL"nin eski yöneticilerden (davalılardan) kooperatif adına tahsili ve üyelere iadesi için avukata yetki verilmesine karar verilmiştir. Davacı, kooperatif genel kurul kararına dayalı olarak davalı yöneticilerin kooperatife verdikleri zararın kendisine ödenmesini istemiştir. Oysa, iddia edilen zarar, kooperatif bakımından doğrudan, davacı bakımından dolaylı zarar olup, hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Doğrudan zararın tazminini kooperatif TTK"nın 341. madde hükmündeki usule uyarak 336/.... maddesi uyarınca yöneticilerden isteyebileceği gibi, ortak dahi dolaylı zarara uğradığı iddiasıyla 340. maddesi yollamasıyla 309/.... madde hükmü uyarınca kooperatife ödenmesini isteyerek yöneticilere dava açabilir. Her iki davada da husumet yöneticilere yöneltilmekte, davacı taraf değişmektedir. Davacı, kendi adına tahsilini istediği zararın, aslında dolaylı zarar olmasına göre, davanın, doğrudan zararını kanıtlayamadığı gerekçesiyle reddine
karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca pasif husumet yokluğu gerekçesiyle varılması doğru görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK"nın 438/son maddesi uyarınca değişik gerekçe ile ve hüküm fıkrasının ilk paragrafının aşağıda yazılı olduğu şekilde HUMK"nın 438/.... maddesi uyarınca düzeltilmesi suretiyle hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki "Davanın kooperatife yöneltilmesi gerekirken gerçek kişilere açılmış olması sebebi ile reddine" ibaresi hükümden çıkarılarak, yerine "Davacının doğrudan zararını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine" ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde düzeltilerek ve gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, ....04.2013 tarihinden oybirliği ile karar verildi.