20. Hukuk Dairesi 2016/5803 E. , 2017/9797 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1961 yılında yapılan tapulama sırasında 563 parsel sayılı 65850 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla vasfıyla davalıların murisi ... adına tesbit edilmiş, davacılar Hazine ve Orman Yönetimi tesbite itiraz ettiğinden dosya tapulama mahkemesine gönderilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın tesbitinin iptali ile Tarım Bakanlığının taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu yönündeki beyanı doğrultusunda orman olarak belirtilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi tarafından hükümde tescile karar verilmediğinden kararın bu hali ile infazı mümkün bulunmadığından; Hazine tarafından ise taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, ham toprak niteliğinde olduğundan bahisle temyiz edilmekle Dairenin 12/11/2014 gün ve 7118 E. - 9421 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “...mahkemece, 6831 sayılı Orman Kanununun muvakkat 1. maddesi uyarınca hüküm kurulmuş ise de sözü edilen madde, 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun hükümleri uyarınca taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının usûlen araştırılarak belirlenmesi zorunlu bulunmaktadır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece Devlet Ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar Devletleştirilmiş, Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tâbi tutulmuştur. İadenin koşulları kanunda gösterilmiştir.
Mahkemece; orman kadastrosu yapılmış ise buna ilişkin tüm tutanaklar ve haritası ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile çekişmeli taşınmazı tüm komşu parselleri ile birlikte gösterir orijinal kadastro paftasının bir sureti ile çekişmeli taşınmaza ve
komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ile kesinleşmiş iseler, oluşum nedenini de gösterir tapu kayıtları, itirazlı iseler, dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir fen elemanı bilirkişi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; orman kadastrosu yapılmış ise, orman kadastrosu ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli; yine, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Her ne kadar, Orman Yönetiminin davası kabul edilerek taşınmazın orman olarak belirtilmesine karar verilmiş ise de yukarıda belirtilen şekilde yeniden yapılacak inceleme ve araştırmada taşınmazın niteliğinin orman olduğunun belirlenmesi halinde, 3402 sayılı Kanunun 1. maddesi ile geçici 1. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sicil oluşturulmamış olması da doğru değildir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda davacı ... Yönetiminin davasının çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı gerekçesiyle reddine, davacı Hazinenin davasının ise kısmen kabulü ile 150 ada 2 (eski 563) parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 40.000,00 m² miktarındaki bölümünün tespit maliki adına tarla vasfıyla, geriye kalan 25.060,45 m² miktarındaki bölümünün ise davacı Hazine adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulama tesbitine itiraza ilişkindir. Yörede tapulama çalışmaları 14/06/1962 – 14/07/1962 tarihleri arasında ilân edilmiştir. Orman kadastrosu ise henüz yapılmamıştır.
1) Davacı ... Yönetimi vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Oysa bozma kararına uyulmakla, taraflar lehine usûlü kazanılmış hak ve mahkemeye de karar gereklerini yerine getirme yükümlülüğü doğar. Devrek Tapulama Hakimliğince dava konusu taşınmazın tespitinin iptali ve orman olarak belirtilmesine yönelik olarak verilen ilk karar, davalı tespit maliki tarafından temyiz edilmemiş, sadece davacılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine Daire tarafından araştırmaya dayalı olarak bozulmuş olup, karar davalı tespit maliki tarafından temyiz edilmediğinden onun aleyhine kesinleşmiş bulunmaktadır. Başka bir deyişle; Hazine ve Orman Yönetimi lehine usûlü kazanılmış hak söz konusudur.
O halde, mahkemece çekişmeli taşınmazın tamamının yukarıda açıklanan olgular gözönünde bulundurulmak suretiyle, tarla niteliğiyle davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, usulü kazanılmış hak ihlali olacak şekilde (A) harfli bölümü ile ilgili olarak davalı tespit maliki adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: 1) Yukarda birinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22/11/2017 günü oy birliği ile karar verildi.