15. Ceza Dairesi 2017/9892 E. , 2019/14906 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1- TCK"nın 158/1-h, 62, 52, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
2- TCK"nın 207/1, 62, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın yetkilisi olduğu ... İnşaat Yapı Ürünleri Ltd. Şti. ile ...Cennet Konut Yapı Kooperatifi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, sanığın yetkilisi olduğu şirket adına 09/04/2008 tarihinde katılan ile satış sözleşmesi düzenleyerek ...Cennet Konut Yapı Kooperatifi’ne ait 158 Ada da inşa olan binanın D Blok 6 nolu dairenin satış vaadinde bulunduğu, ayrıca ...Cennet Konut Yapı Kooperatifi üye kayıt defterine borçsuz üye sıfatı ile kaydını yaptırmayı taahhüt ettiği, sözleşme gereğince de katılandan 130,000 TL nakit para aldığı, sanığın bu taahhütüne istinaden ortaklık dilekçesi başlıklı, katılanın kooperatif ortaklığına alındığına dair S.S Cennet Yapı Kooperatifinin kaşesi ve S.S Cennet Yapı Kooperatifi Başkanı tanık Celalettin Kalyoncu ve tanık ..."ın imzalarının bulunduğu tarihsiz sahte belgeyi verdiği, ancak daha sonra katılanın sözleşme konusu 6 nolu dairenin devri verilmediği gibi, dairenin kooperatif tarafından Yakup Bulut isimli kişiye tahsis edildiğinin belirlendiği, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda;
1- Sanığın, özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğinde dair savunmalarda bulunmuşsa da; katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanıkların anlatımları, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; sanığın eylemi sonucu özel belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK"nun 53. maddesinin 1, 2 ve 4. numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete"de yayımlayarak yürürlüğe girdiğinden koşulların oluşması halinde infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın suçun sabit olmadığı, eksik inceleme ve araştırma ile mahkumiyet hükümlerinin verildiği, delillerin takdirinde hataya düşüldüğü gerekçesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanığın, nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Her ne kadar sanık savunmasında katılan ile aralarında daire satış sözleşmesi yaptıklarını, satış sözleşmesinde 130,000 TL’nin nakit olarak alındığının yazılı olsa da, gerçekte böyle bir paranın alınmadığını, daha sonra yapılan bu sözleşmenin iptal ettiğini, bu hususun katılana bildirildiğini ileri sürmüş ise de, sanığın sözleşmenin iptal edildiğine dair dosyaya herhangi bir belge ibraz edememesi, 09/04/2008 tarihli satış sözleşmesinde S.S. Mavi Cennet Konut Yapı Kooperatifi’nin 158 ada D blok 6 nolu dairesinin katılan Abdülkadir Demir"e 130.000TL nakitle satıldığı ve satış bedelinin nakit alındığının belirtilmiş olması, BS Tah. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından S.S. Mavi Cennet Yapı Kooperatifi Başkanlığı’na yazılan dilekçe ile yapılan sözleşme gereği hak edilen dairelere ilişkin olarak vermiş oldukları daire tahsis yazılarında belirtilen kişilerde değişiklik öngörüldüğünü, yapılan bu değişiklik ve değişiklik sebeplerinin belirtildiği, yine isimleri belirtilen kişiler adına daire tahsislerinin yapılmasını bunun haricinde daha önce verilen daire tahsis yazılarının geçersiz olacağını, sonraki işlemlerde sadece isimlerini belirttikleri şahıslar adına daire tahsislerinin yapılmasını ve tapularının çıkarılması talep edilmekle Yakup Bulut isimli kişiye 158 ada D blok 6 nolu dairenin tahsisi konusunda işlem yapılmasını talep edilmiş olması, alınan bilirkişi raporunda; incelemeye konu ortaklık sözleşmesi isimli belge üzerindeki mühür ile kooperatife ait mühür arasında; büyüklük, yazı karakteri gibi konularda farklı oldukları, bu belge üzerindeki mührün, kooperatife ait mühürden farklı karakter içerdiği, ortaklık dilekçesi isimli belge üzerine başkan ve üye hanelerine atılmış olan imzalar ile yazıların, genel şekil, başlangıç, nihayete erdiriliş ve karakteristik el hareketlerinin yapılışları ile tanbık ..., tanık ..., katılan ... ve sanık ..."nin elinden çıktığını gösterir nitelikte her hangi bir kaligrafik ilgi ve irtibat tespit edilemediği, ortaklık sözleşmesi üzerine başkan ve üye adına atılmış olan imzalar ile yazıların; tanık ..., tanık ..., katılan ... ve sanık ..."nin eli ürünü yazılar ve imzalar olmadığı yönünde görüş ve kanaatin bildirilmesi, katılan beyanları, tanıkların anlatımları ve dosya kapsamına göre; sanığın eylemi sonucu nitelikli dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK"nun 53. maddesinin 1, 2 ve 4. numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete"de yayımlayarak yürürlüğe girdiğinden koşulların oluşması halinde infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılanmayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "1.200 gün", “1.000 gün” ve “20.000 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla "5 gün", “4 gün” ve "80 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.