3. Hukuk Dairesi 2016/1701 E. , 2017/3417 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirtilen 07/02/2017 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacı ...... ve vekili Av. ... geldi. .. olunan davalı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00" e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı şirketle imzalamış oldukları 31.1.2008 tarihli ....mesi” ile, piyasada zemin etüdü, sondaj ve benzeri işlerle ilgili olarak birlikte çalışmaya başladıklarını, sözleşmenin 4.maddesine göre davalı şirkete ait olan ....plakalı araçlar ile 2006 model 497 şasi numaralı saly marka karavanın %50 hissesine ortak olduğunu, yine sözleşmenin 5.maddesinde de, yapılan işler nedeniyle gelir ve giderlerin taraflar arasında %50 oranında paylaşılacağının kararlaştırıldığını, 2008 Eylül ayında yapılan hesaplamada, davalı şirketten 141.000 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, bundan kısa bir süre sonra da ortaklığın fiilen sona erdiğini, alacak ve haklarının ise ödenmediğini, bu durumda...plakalı araçlar ile 2006 model 497 şasi nolu saly marka karavanın ve ayrıca tüm faturalı ve faturasız işlerin %50 hisse bedelinin, yine dava dilekçesinin 6 no’lu bendinde sayılan ekipmanların aynen iadesi, mümkün değilse bedellerinin davalıdan tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, tüm bu talepleri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000 TL’nin ortaklığın fiilen bitiş tarihi olan 30.9.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile şirket arasındaki sözleşmenin, adi ortaklık amacıyla hazırlanarak imza altına alındığını, ancak hiçbir zaman hayata geçmediğini, davacının 12.10.2006 tarihinde şirkette sigortalı işçi olarak çalışmaya başladığını, 24.01.2009 tarihinde ise işyeri ile ilişiğinin kesildiğini, davacının bu süre içinde hiçbir şekilde şirkete ortak olmadığını,
şirket karar defterinde de bu konuda alınmış bir karar bulunmadığını, davacının menkul araçlar üzerindeki hak iddiasının da yersiz olup, araçların şirkete ait olduğunu, ortaklıkla bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “taraflar arasında ortaklık sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşmenin 4.maddesine göre, araçlar üzerinde davacının %50 hissedar olduğu belirtilmişse de, araçların davalı adına kayıtlı olduğu, davacının davasını ispat edemediği, her ne kadar sözleşme imzalanmış olsa da hayata geçirilmediği, tarafların ortak iş yapmadığı” belirtilerek, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hükmün davacıvekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 13 Hukuk Dairesinin 27.11.2012 tarih ve 2012/27060 Esas -2012/26920 Karar sayılı ilamı ile " Taraflar arasında, 31.1.2008 tarihli “İş ve İş Ekipmanları Ortaklık Sözleşmesi” başlıklı adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiği uyuşmazlık konusu olmayıp, sözleşmede, davacı ve davalının %50 oranında ortaklık kurdukları, plakası belirtilen davalı şirkete ait araçlar ve karavana üzerinde davacının %50 hissesinin bulunduğu, yapılan işlerden kazanılan gelirlerin %50 oranında paylaşılacağı, masraf ve giderlerin de yine taraflarca %50 oranında karşılanacağı açıkça yazılıdır.
İmzası davalı tarafından inkar edilmeyen bu sözleşme gereğince taraflar arasında Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir adi ortaklık ilişkisinin meydana geldiğinin kabulü gerekir.....O halde davacının dava dilekçesindeki talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığına göre, mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, tasfiyenin de bizzat yaptırılması gereklidir. .... Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, ortaklığın hayata geçirilemediğinden bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 11.966,46 TL"nin ortaklığın fiili bitiş tarihi olan 30/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK"nun 101/1 maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Somut olayda; davalının, davadan önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmemiştir. Buna göre, davaya konu alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine gerekirken, alacağın ortaklığın fiili bitiş tarihi olan 30/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Kanuna aykırı olan bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, bu yöne ilişen davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2. fıkrasında yer alan " 11.966,46 TL nin ortaklığın fiili bitiş tarihi olan 30/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine " sözlerinin çıkartılarak yerine “11.966,46 TL
nin dava tarihi olan 15.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine" sözlerinin yazılması suretiyle hükmün HUMK"nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.