4. Ceza Dairesi 2018/7977 E. , 2019/1024 K.
"İçtihat Metni"Tehdit suçundan sanık ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1-1. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 tarihli ve 2016/464 esas, 2018/149 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 15/11/2018 gün ve 94660652-105-34-10743-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2018 gün ve 2018/93443 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/06/2018 tarihli ve 2016/464 esas, 2018/149 sayılı ek kararının, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesinin karar tarihinde yürürlükte olması sebebiyle hukuken yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre; müşteki sanığın üzerine atılı tehdit suçunun, hükümden önce 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, aynı Kanun"un "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinin; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde düzenleme nazara alındığında, dosyasının uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık ..."nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1-1. cümle, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 tarihli ve 2016/464 esas, 2018/149 sayılı kararının, müşteki sanığın üzerine atılı tehdit suçunun, hükümden önce 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, aynı Kanun"un
.2.
"Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinin; "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir." şeklinde düzenleme nazara alındığında, dosyasının uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit suçundan sanık ... hakkında uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
.3.
İncelenen dosyada; sanık ... hakkında, iddianamede "... ve " sus orospu, babanda kavat" diye hakaret ettiği ve i"yi ölümle tehdit ettiği..." biçimde tanımlanan 19/06/2016 tarihli eylemleri nedeniyle TCK"nın 106/1-1. cümle, 125/1-4 ve 125/1-4. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 tarihli ve 2016/464 esas, 2018/149 sayılı kararıyla sanığın, mağdur "ye yönelik tehdit eylemi nedeniyle TCK"nın 106/1-1. cümle, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası, katılan ..."e yönelik hakaret eylemi nedeniyle de TCK"nın 125/1-4, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.740,00 Türk lirası adli para cezalarıyla cezalandırılmasına karar verildiği, tarafların yokluğunda kurulan hüküm fıkrasında, adli para cezalarının miktar itibariyle kesin olduğunun belirtildiği, sanık ..."nun yargılama sırasında "Yıldıztepe Mahallesi,.... Sokak, No... Bağcılar/ İSTANBUL" adresini bildirdiği, gerekçeli kararın sanık yönünden bu adrese tebliğe çıkarıldığı ancak bila tebliğ iade edildiği, daha sonra aynı adrese Tebligat Kanunu"nun 35. maddesi uyarınca 11/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği, dosya içerisinde mevcut olan sanığa ait 03/08/2016 tarihli nüfus kaydında sanığın yerleşim yeri adresinin "Yıldıztepe Mahallesi,... Sokak, No:... İç Kapı No:..Bağcılar/ İSTANBUL" olduğunun belirtildiği, hakaret suçundan tayin olunan cezanın tür ve miktarı itibariyle hükmün kesin nitelikte olduğu, tehdit suçundan kurulan hükmün 20/04/2018 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; gerekçeli kararın, sanık ..."nun mahkemede bildirdiği son adrese tebliğe çıkarılıp bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese Tebligat Kanunu"nun 35. maddesi uyarınca 11/04/2018 tarihinde tebliğ edilmesi, ayrıca tehdit suçundan kurulan hükümde adli para cezasının TCK"nın 50/1-a maddesi uyarınca hapis cezasından çevrilmesi nedeniyle bu hükme karşı istinaf yoluna başvurulabilmesi mümkün iken hükmün kesin olduğunun belirtilmesi suretiyle başvurulacak kanun yolu açısından sanığın yanıltılması karşısında, gerekçeli kararın sanığa
.4.
yöntemince tebliğ edilmediği, bu suretle de kararın usulünce kesinleşmediği anlaşıldığından, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi hususu nazara alındığında, gerekçeli kararın, sanık ..."na hükme karşı istinaf kanun yolunun açık olduğunu belirtir şerhi ve diğer kanun yolu başvuru şeklini gösterir şerhi ihtiva eder şekilde yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 15/11/2018 gün ve 94660652-105-34-10743-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2018 gün ve 2018/93443 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Gerekçeli kararın, sanık ..."na yöntemince tebliğinin sağlanması gerektiğinden, Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/03/2018 tarihli ve 2016/464 esas, 2018/149 sayılı kararına yönelik, CMK"nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, gerekçeli kararın sanık ..."na yöntemince tebliğ edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü"nün 15/11/2018 gün ve 94660652-105-34-10743-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2018 gün ve 2018/93443 sayılı ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması için, mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin, mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 24/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.