20. Hukuk Dairesi 2016/14217 E. , 2017/10201 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili 05/05/2010 tarihli dava dilekçesinde özete, vekil edenlerin ... köyü sakinleri olduğu, köyde yer alan taşınmazların kendilerine iskanen verildiği daha sonra bir çiftliğin bir kısmı olması nedeniyle Bakanlar Kurulu ve Vakıflar İdaresinin kararları ile taşınmazların köylülere satıldığı (Ocak 1945 tarih no: 19), bu sırada yörede 1944 yalında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre orman tahdidi yapıldığını ancak köylülerin tapulara dayanarak itiraz etmeleri üzerine tahdidin iptal edildiğini, daha sonra yeni bir orman kadastrosu yapılmadan ve iptal edilen tahdide de üç parça ormanlık alan tek alanmış gibi ilk tahdidin aplikasyonu ve 2/B uygulaması yapıldığını belirterek usulsüz olarak ortada geçerli bir tahdit olmadan yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili, talebin adli yargının görev alanına girmediği, davalı sıfatının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu, hak düşürücü sürelerin geçtiği iddiasıyla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Yönetimi vekili, çekişmeli taşınmazların orman niteliğinde olduğu, ... Kadastro Mahkemesinin 1992/13 E. 1997/71 K. sayılı ilamıyla davacıların davasının reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava orman kadastrosunun iptaline yöneliktir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1944 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince yapılan orman tahdidi ile 1979 yılında yapılan aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması ve 16.04.1986 tarihide ilân edilen 2/B madde uygulaması ile yargılama sırasında 1993 yılında yapılan 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamından davacıların, ... köyünde 1944 yılında 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosunun mahkeme kararı ile iptal edildiği halde yeni bir orman kadastrosu yapılmadan sonradan yapılan aplikasyon, 2. madde ve 2/B uygulama çalışmalarının iptaline yönelik olarak 2010 tarihinde asliye hukuk mahkemesinde eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Dosyanın yapılan incelemesinde eldeki davanın bir kısım davacılarının da aralarında bulunduğu ... köy halkından 142 kişinin aynı taleplerle 1986 yılında asliye hukuk mahkemesinde iptal davası açtıkları ve bu dava sırasında yörede kadastro çalışmalarının başlaması ve çekişmeli taşınmazlar hakkında 6943 ila 7007 sayılı parseller dahil 7489, 7490, 7491 ve 7492 sayılı parseller olarak kadastro tutanağı düzenlenip, 1986 yılında açılan asliye hukuk mahkemesindeki davadan bahsedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tutanakların 3402 sayılı Kanunun 5. maddesine göre kadastro mahkemesine aktarıldığı, bunun üzerine asliye hukuk mahkemesince dava hakkında görevsizlik kararı verilerek ...Kadastro Mahkemesinin 1992/13 Esas sayılı dava dosyasında yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Temyize konu dava dosyasında ise mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporuna göre, davaya konu taşınmazlar hakkında dava tarihinden önce yörede yapılan kadastro sırasında 6943 ila 7007 sayılı parseller dahil 7489, 7490, 7491 ve 7492 sayılı parseller olarak malik hanesi açık bırakılmak suretiyle kadastro tutanağının düzenlendiği tespit edilmiştir. Kadastro mahkemesinin genel olarak görevi, 3402 sayılı Kanunun 25. maddesinde, zaman bakımından görev ve yetkisi ise aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlenmiştir. Kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için sözkonusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. Somut olayda çekişmeli taşınmazlar hakkında dava tarihinden önce yapılan kadastro sırasında kadastro tutanağı düzenlendiği ve halen kesinleşmediği tespit edildiğine göre görevli mahkeme, genel mahkeme olmayıp kadastro mahkemesidir. Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir.Belirlenen bu duruma göre mahkemece görevsizlik kararı verilip, dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Ayrıca; yukarda bahsedilen ... Kadastro Mahkemesinin 1992/13 Esas sayılı dava dosyasında görülen dava ile eldeki davanın aynı taleplere dayalı olarak açılan aplikasyon ve 2/B uygulamalarının iptali davası olduğu ve her iki davanın sonucunun birbirini etkileyebileceği, yargılamanın bir arada yürütülmesinin daha sağlıklı olacağı da dikkate alındığında, görevsizlik kararı sonrası dosya kendisine gönderilen kadastro mahkemesinin eldeki davayı ... Kadastro Mahkemesinin 1992/13 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirmesi gerekmektedir. Dairenin iade kararı sonrası dosyaya getirtilen belgelerden ise ... Kadastro Mahkemesinin 1992/13 Esas sayılı dava dosyasının ... Kadastro Mahkemesinin 2013/31 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirildiği ve yargılamanın derdest olduğu bildirilmiş olup, bu hususun birleştirme kararında dikkate alınması gerekmektedir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan gerekçelerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 06/12/2017 günü oy birliği ile karar verildi.