Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/16858
Karar No: 2017/10262

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16858 Esas 2017/10262 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2015/16858 E.  ,  2017/10262 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ...Kadastro Mahkemesi
    DAVALILAR :

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ... ve ark. vekili ve asli müdahiller ... ve ark. vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı Hazine temsilcisi, ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 31/03/1983 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; ... köyü ... mevkiinde ve ... mevkiinde olup halen Hazinenin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kadastro tesbiti sırasında tesbit harici bırakılan tahminen 562 dönüm ve 168 parsel bitişiğinde bulunan gayrimenkulun daha önce davalılar tarafından kendi aralarında Hazine taraf gösterilmeden men"i müdahale davası açıldığını ve davası ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/422 Esasında devam ederken, yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin söz konusu gayrimenkulün gerek davacı gerekse davalılarla hiç bir ilgi ve alakasının bulunmadığını ifade ettiklerini ve mahkemece 12.05.1976 tarihinde bu doğrultuda karar verildiğini, taraflarının vaki temyiz itirazları üzerine dava dosyasının Yargıtay 1. Hukuk Dairesine intikal ettiğini ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09.03.1982 tarih 982/1234 Esas ve 2510 K. sayılı ilamı gereğince onandığını, karar düzeltme isteğinin 21.09.1982 tarih ve 982/9455 Esas ve 10430 Karar sayılı ilamı gereğince reddedilerek dava dosyasının kesinleştiğini belirterek, taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
    Davalılar ve asli müdahiller tapu kayıtları ve zilyetliğe dayanarak davanın reddine ve taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
    1987 yılında yörede kadastro çalışmaları başlamış, dava konusu taşınmazlar hakkında ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii 457 parsel 140125 m2 yüzölçümü ve sulu tarla niteliğiyle, 458 parsel ise 44.3875 m2 yüzölçümü ve tarla niteliğiyle senetsizden, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde 1983/213 Esas sayılı dosyasında davalı oldukları belirtilerek malik hanesi boş şekilde tutanak düzenlenmesi üzerine, mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
    Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucu ise: davacı Hazinenin davasının kabulüne, müdahillerin davasının reddine, ... ili, ... ilçesi, ... köyü 457 ve 458 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, fen bilirkişisi ... Şanlıdağ"ın 11/11/2014 havale tarihli raporuna ekli haritada (A), (B), (C) harfleri ile gösterilen toplam 120849,07 m2"lik bölüm yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın talep halinde yetkili ve görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar ... ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... Şenpolat ve arkadaşları vekili ve asli müdahiller ... ve arkadaşları vekilince temyiz edilmiştir.
    Dava TMK"nın 713. maddesi uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemiyle açılıp, kadastro tespitine itiraza dönüşmüştür.
    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise 26/06/1963 tarihinde kesinleşmiştir
    Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
    4721 sayılı Medenî Kanununu 713/3. maddesi uyarınca, tescil davaları Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılmalıdır.
    On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince;
    1) ... ... ... ... ... illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
    2) ... ... ... ... ... ... Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülkî sınırlarıdır.
    3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülkî sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
    Aynı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrasında; "1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur" hükmü yer almaktadır.
    Bu hüküm Kanunun "Yürürlük" başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
    Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazlar ... köyü sınırları içinde kaldığı halde bu köy tüzelkişiliği davada taraf olarak yer almamıştır. 6360 sayılı Kanunun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince köy tüzel kişiliği kaldırıldığından, bağlı bulunduğu ilçe belediye başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde, anılan belediyeler de davaya dahil edilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur.
    Davacı Hazine tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/422 Esas sayılı dosyasında yer alan davacı ve davalılar, iş bu dosyada davalı olarak gösterilmiş ve bu kişiler ile mirasçıları davada yer almışsa da, tutanakta belirtilen hak sahiplerinin davada taraf olarak yer alıp almadıkları bu kişilerin davalı olarak gösterilen kişilerle yahut asli müdahillerle aynı kişiler olup olmadıkları dosya kapsamından denetlenememektedir. Yine taşınmazlar başında yapılan keşifte taşınmazların kimler tarafından kullanıldığı da tespit edilmemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 30/2. maddesi uyarınca kadastro tutanağında malik hanesi açık bırakılan taşınmazların maliki, kadastro mahkemesince re"sen yapılacak araştırma sonucunda belirlenmesi gerekmekte olup, davada taraf olmayanlar adına dahi tescile karar verilebileceğinden, tespit  tutanağında yazılı hak sahiplerinin ve taşınmazların kullanıcılarının da tespit edilip davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalıdır. Ayrıca mahkemece dinlenilen orman bilirkişisi taşınmazın 1956 tarihli memleket haritasında ve 1952 yılı hava fotoğrafında bir kısmının çalılık olarak göründüğünü belirttiğine göre Orman Yönetiminin de davada yer alması gerekmektedir.
    O halde mahkemece öncelikle İğdeli köyünün bağlı bulunduğu ilçe belediye başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Orman Yönetimine ve tutanaklarda adı geçen hak sahipleri ve varsa ölenlerin mirasçıları tespit edilerek bu kişilere husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanmalı, tarafların gösterecekleri ve dayandıkları tüm deliller toplanmalı, kimlerin hangi tapu kaydına ve zilyetliğe dayandığı ayrı ayrı belirlenmeli, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, (dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları), dayanak vergi kaydı ve revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen ... ... Bakanlığı (... ... İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı ve bir zirrat bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan; bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, yine dayanılan tapu kayıtları yöntemince yerel bilirkişi ve fen bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, hudutları yerel bilirkişiden sorulup irdelenmeli, tapu kayıtları uyuyor ise, tapu kayıtlarına 3402 sayılı Kanunun 20/B maddesi bağlamında öncelikle kapsam tayin edilmeli, tapu kayıtları değişebilir sınırları içerdiği kabul edildiği takdirde ise, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek sabit ve kesinleşmiş sınırdan başlamak koşulu ile kapsamı belirlenmeli, taşınmazlar üzerinde kullanım olup olmadığı ve varsa kullanıcılarının kim olduğu, tapu kayıtlarında yazılı kişiler ile kullanıcılar arasında bağ olup olmadığı araştırılarak, tüm kullanıcılar da davaya dahil edilip, işbu dosyada yer alan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 09/07/1974 gün ve 1974/6369-5376 E. K sayılı ilamının da tapu kaydı ve zilyetlik araştırması bakımından tüm taraflara etkisi tartışılarak, ayrıca zilyetliğe dayanan taraflar yönünden 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca usulünce zilyetlik araştırması da yapılarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar ve asli müdahil vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 07/12/2017 günü oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi