Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/5140
Karar No: 2019/2376

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/5140 Esas 2019/2376 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2018/5140 E.  ,  2019/2376 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 05/06/2018 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden ve duruşma talebinde bulunan davacılar ... ve arkadaşları vekili Av. ... ve davalı Hazine vekili Av. ... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı gerçek kişiler vekili 05.07.2013 harç tarihli dilekçesiyle; müvekkillerinin ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 31 sayılı parselde değişik tarihlerde hisse satın aldıklarını, satın aldıkları tarihte 31 sayılı parselin yüzölçümünün tapuda 165.200,00 m² olduğunu ancak, müvekkillerinin hisse satın aldıkları tarihten sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi gereğince yapılan çalışma ile 46.284,77 m² olduğunun anlaşıldığını, müvekkillerinin tapu sicilinde yazılan yüzölçümü miktarına güvenerek taşınmazı satın aldıkları ve TMK’nın 1007. maddesi uyarınca müvekkillerinin zararından davalı Hazinenin sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 40.000,00-TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmış, daha sonra 09.07.2014 tarihli harçsız ıslah dilekçesiyle talebini artırarak toplam 1.586.031,16.-TL tazminat isteminde bulunmuştur.
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ve 1.586.031,16.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle bozulmuştur.
    Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 11/04/2016 gün ve 2015/2479 E. - 2016/4321 K. sayılı bozma kararı özetle; "Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna uygun olmadığı, davacılar vekili dava dilekçesinde 40.000.-TL olarak açıkladığı tazminat talebini, 09.07.20104 havale tarihli dilekçe ile 1.586.031,16.-TL’ye arttırmış ise de ıslah harcının yatırılmadığı, Buna göre mahkemece, ıslah harcını tamamlamak üzere davacılara süre ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken harcı yatırılmayan ıslah beyanına değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir." şeklindedir.
    Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve ıslah harcı tamamlattırıldıktan sonra davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 622.207,39 TL tazminatın;
    a-)192.215,10 TL kısmının dava tarihi olan 05.07.2013 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...’e verilmesine,
    b-)149.500,63 TL kısmının dava tarihi olan 05.07.2013 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...’a verilmesine,
    c-)128.143,40 TL kısmının dava tarihi olan 05.07.2013 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...’a verilmesine,
    d-)152.348,26 TL kısmının dava tarihi olan 05.07.2013 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...’a verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi gereğince yapılan düzeltme nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK"nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
    Mahkemece yapılan inceleme, araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dosya içeriği ve toplanan delillerden; Tanışık köyünde yapılan tesis kadastrosu sırasında 31 parsel sayılı taşınmazın 163200 m² yüzölçümüyle dava dışı 3. kişiler adına tespit ve 1970 yılında tescil edildiği, davacı ..."ın, taşınmazın 107/826 hissesini 16/02/2011 tarihinde, davacı ..."ın 45/413 hissesini 17/02/2011 tarihinde, davacı ..."in 135/826 hissesini 23/02/2011 tarihinde, davacı ..."ın ise 15/118 hissesini 28/02/2011 tarihinde tespitteki yüzölçümü ile tapu maliklerinden satın aldıkları, 2010 yılında 3402 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca yapılan çalışma ile taşınmazın yüzölçümünün 46.284,77 m2 olarak düzeltilerek tapuya 02/07/2012 tarihinde tescil edildiği, davacıların taşınmazın yüzölçümünün azalmış olması nedeni ile eldeki davayı 05/07/2013 tarihinde açtıkları anlaşılmaktadır.
    4721 sayılı TMK"nın sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi ""Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur"" hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu Devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 gün ve 2009/4 - 383 E. - 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4 - 349 E. - 2010/318 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan TMK"nın 1007. maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Ancak 4721 sayılı Tük Medenî Kanunun 1007. maddesi hükmüne göre, tazminata hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanı sıra, tapu sicilinin tutulması nedeniyle bir zarar doğmuş olmalıdır.
    Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalmanın sebebi açıklanmamış, dosyada yer alan belgelerden de fahiş miktarda olan azalmanın sebebi tespit edilmemiştir.
    Genel arazi kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescile tâbi tutulan çekişmeli taşınmazın, sonradan 3402 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca yapılan uygulama ile yüzölçümü azalmış ise de komşu parsellere bir kayma olup olmadığı, varsa bu işlem yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek tapu iptali istenebileceği, davacı bu şekilde zararını karşılayabilecekse Hazinenin zarardan sorumlu olmayacağı hususları düşünülmeden karar verilmiştir.
    Bu durumda, bilirkişilerce yeniden rapor düzenlenerek taşınmazın çapında bir değişiklik olduğu ve komşu parsellere kayma olduğunun belirlenmesi halinde davacının açacağı tapu iptal davası ile zararını karşılayabileceği, taşınmazın çapında bir değişiklik olmamasına rağmen, taşınmazın miktarında azalma meydana gelmişse bu durumda davacının tazminat hakkının tapu sicilinin yanlış tutulmuş olması nedeni ile doğduğu gözetilerek, zararın doğduğu tarih itibari ile taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun belirlenmesi halinde emsal metodu, arazi olduğunun
    belirlenmesi halinde net gelir yöntemiyle 3402 sayılı Kanunun 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin kesinleşerek taşınmazın yeni yüzölçümü ile tapuya tescil edildiği 02/07/2012 tarihindeki gerçek değerinin hesaplattırılması, bu şekilde tapu sahibinin gerçek zararının saptanması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi kurul raporlarına dayalı verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 08/04/2019 günü oy birliği ile karar verildi.












    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi