19. Hukuk Dairesi 2018/2409 E. , 2019/4865 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının, bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacının davalı bankadan üretici kartı alan dava dışı ..."e 5.000,00 TL limitli kefil olduğunu, kartın borcunun kapatıldığını, daha sonra davacının rızası dışında kart limitinin 30.000,00 TL"ye yükseltildiğini, kart borçlusunun borcunu ödemediğini, davacının limitin yükseltilmesine rızası olmadığı için bu miktardan sorumlu olmayacağını, ayrıca davacının 2012-2013 yılları arasında davalı bankadan kredi alan dava dışı...’e 10.000,00 TL limitli kefil olduğunu bu miktarın da ödenmiş olmasına rağmen davalı bankanın icra takibine başlanacağından bahisle borçlu olduğuna dair ihtarname gönderdiğini ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 2016/10661 esas, 2017/5455 karar sayılı, 22.06.2017 tarihli ilamıyla; “Dava, kredi sözleşmelerinde kefil sıfatıyla imzası bulunan davacı tarafından limit arttırımı işleminde imzasının olmadığı iddiasıyla ve araç kredisinde kredinin ödenmesi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece ret kararı verilmişse de banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan, davacının iddiaları üzerinde durulmadan verilen bu karar doğru olmamıştır. Banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının iddialarının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelmeyle ret kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde, davacının 25.03.2010 tarihli kefaletname ile dava dışı borçlu... ve ..."in borcuna kefil olduğu, davacının kefaletnamedeki imzaya itirazının olmadığı dolayısıyla kefaletnamenin geçerli olduğu, dolayısıyla davacının takip konusu borcun tamamından kefalet limiti ile sınırlı olmak kaydıyla sorumlu olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava, davalı banka tarafından davacıya gönderilen Beyoğlu 48. Noterliği"nin 06.01.2015 tarihli, 09404 yevmiye numaralı ihtarname içeriğinde yer aldığı üzere davadışı...’e kullandırılan kredi ve yine aynı noterlik tarafından düzenlenen aynı tarihli ve 09403 yevmiye numaralı ihtarname içerisinde yer aldığı şekliyle davadışı ... adına kullandırılan kredilerden dolayı borçsuzluğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, dairemizin bozma kararına uyulmuş olmakla birlikte bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, asıl borçlusu ... ile olan kredi sözleşmesinde, dosyaya sunulan kredi sözleşmesinin ekindeki kefaletnamede, davacının kefil olarak isim ve imzası bulunmamaktadır. Bu husus mahkeme tarafından alınan 09.02.2018 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edilmiştir. Bu durumda, bu krediye yönelik olarak davacının açmış olduğu menfi tespit davasının kabulü gerekirken, diğer krediyle birlikte değerlendirilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.