1. Hukuk Dairesi 2017/4920 E. , 2017/7434 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : ... V.D.
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar mirasbırakan ... ... "in, maliki olduğu 7542 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 5 nolu bağımsız bölümleri davalı oğlu ...’e, 3 ve 7 nolu bağımsız bölümleri ise oğlu ...e, ...’in de 3 nolu bağımsız bölümü davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın aynı yerde bulunan 6 nolu bağımsız bölümü oğlu ..."e, ..."in de davalı ...’in eşi ...’a satış suretiyle devrettiğini, devirlerin mirasbırakan tarafından kızları olan ... ... ... "den mal kaçırmak amacıyla, muvazaalı yapıldığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı tapuların miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, mirasbırakanın 7542 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapmak amacıyla kat irtifakı tesis ettirdiğini, 1 ve 5 nolu bağımsız bölümlere isabet eden 16/56 arsa payını davalı ...’e bedeli karşılığında sattığını, inşaatı ...’in yaptığını, mirasbırakanın çocukları ile aynı binada oturmak için bu devri gerçekleştirdiğini, davalılardan ... ile dava dışı ...’in dava konusu taşınmazlar karşılığında çekişmeli taşınmazdaki diğer miras paylarından feragat ettiklerini, 6 nolu bağımsız bölümü diğer oğlu ..."e sattığını, ..."in paraya ihtiyacı olduğu için taşınmazı yengesi ...’a temlik ettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, mirasbırakanın paylaştırma amacı olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ... ... "in 19.02.2001 tarihinde öldüğü, geride kendisinden önce 17.02.2011 tarihinde ölen kızı ...’nin çocukları davacılar ... ... ... ve eşi ... ... ile mirasbırakanın davalı oğlu ..., dava dışı çocukları ... ... ’nün mirasçı olarak kaldıkları, davalılardan ...’ın davalı ...’in eşi, diğer davalı ...’ın da dava dışı mirasçı ...’in oğlu olduğu, mirasbırakanın kayden maliki olduğu çekişmeli 7542 parsel sayılı taşınmazda 14.10.1986 yılında kat irtifakı tesis ettirdiği, bu işlem ile taşınmazda 8 adet bağımsız bölüm oluştuğu, bunlardan 1 ve 5 nolu bağımsız bölümleri davalı ...’e, 3 ve 7 nolu bağımsız bölümü dava dışı oğlu ...’e 14.10.1986 tarihinde, 6 nolu bağımsız bölümü de 7.10.1994 tarihinde dava dışı oğlu ...’a satış suretiyle temlik ettiği, ...’in 3 nolu bağımsız bölümü davalı ...’a 1.8.2005 tarihinde, ...’ın da 6 nolu bağımsız bölümü davalı ...’a 7.10.1994 tarihinde devrettiği, dava dışı 2, 4 ve 8 nolu bağımsız bölümlerin de halen mirasbırakan adına kayıltı olduğu, dava konusu taşınmaz üzerindeki 6 ve 8 nolu bölümlerin henüz tamamlanmandığı, 7 nolu bölümün de kaba inşaat halinde durduğu keşfen sabittir.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (nitelikli-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve l.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 s. Türk Medeni Kanunu" nun (TMK) 706, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237 (818 s. Borçlar Kanunu"nun (BK) 213) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; davalılar, davalılardan ... ve dava dışı mirasçı ...’in dava konusu 1, 3, 5 ve 7 nolu bölümleri mirasbırakandan satın almaları karşılığında 7242 parsel sayılı taşınmazdaki miras paylarından feragat ettikleri savunmasında bulunmuşlar ve yargılama sırasında 763 parsel, 127 ada 9 parsel ve 3581 ada 28 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakanın terekesinde bulunduğunu bildirmişlerdir.
Ne var ki mahkemece hükme yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca; davalıların mirasbırakanın terekesinde bulunduğunu bildirdikleri taşınmazların kayıtlarının getirtilmesi, davalılar tararafından dosyaya sunulan 14.10.1986 tarihli mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi, yukarıdaki ilkeler uyarınca inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak deliller sonucunda mirasbırakanın kızları ... (davacıların mirasbırakanı) ile dava dışı ... ... ’den mal kaçırma kastı ile hareket edip etmediği üzerinde durularak mirasbırakanın iradesinin açıkça saptanması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.