Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2013/17903
Karar No: 2014/157
Karar Tarihi: 14.01.2014

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/17903 Esas 2014/157 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2013/17903 E.  ,  2014/157 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    Hazine ile ... aralarındaki mirasçılık belgesinin iptali davasının kabulüne dair İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi"nden verilen 04.06.2013 gün ve 150/186 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.01.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekilleri Av. ... ile Av. ... Kasar ve karşı taraftan davacı Hazine vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:


    K A R A R

    Davacı Hazine vekili, davalı ...’in müteveffa ...aptığı evliliğinin Sarıyer 1. Aile Mahkemesi"nin 23.12.2009 tarih 2008/644 Esas, 2009/1307 Karar sayılı kesinleşen kararı ile mutlak butlanla batıl olması nedeni ile iptaline karar verildiğini, ancak karar Yargıtay aşamasında iken davalı tarafından İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2012/121 Esas sayılı dosyasında mirasçılık belgesi istemli dava açıldığını, davanın Hazine"ye ihbar edildiğini, bilahare davalının İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi"ndeki davasından feragat ederek İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi"nde yeniden açtığı dava sonunda 10.07.2012 tarih 2012/211 Esas 2012/491 Karar ile mirasçılık belgesini aldığını, davalının mirasçı olmadığını açıklayarak davalı tarafından halen devam etmekte olan derdest bir dava var iken mahkemeyi yanıltmak sureti ile alınan İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2012/211 Esas 2012/491 Karar sayılı 10.07.2012 tarihli veraset ilamının iptaline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... vekili, miras bırakanın sağ kalan eşinden başka yasal mirasçısının bulunmadığını, miras bırakanın 16.02.2012 tarihinde vefat ettiğini, butlan kararının kesin karar olmayıp temyizi kabil olduğunu, evliliğin butlanına yönelik verilen kararın Yargıtay 2.Hukuk Dairesi"nce onanma tarihinin 10.07.2012 olup, veraset ilamının bu tarihten bir ay önce alındığını, evliliğin kanunen geçerli olduğuna dair geçerli sağlık raporu da bulunduğunu, miras bırakanın kanuni mirasçısı olmaması halinde mirasının devlete geçebileceğini, oysa miras bırakanın yasal mirasçısı bulunduğundan Hazine"nin mirasçı olamayacağını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.


    ./.



    -2-

    2013/17903 -2014/157


    Mahkemece, davanın kabulü ile, İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 10.07.2012 tarih 2012/211 Esas 2012/491 Karar sayılı verasetin iptaline, muris... Barman"ın payı tek pay olarak kabul edilerek Hazineye aidiyetine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre dava, ...ile ... ... arasındaki evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptaline karar verilmesi sebebiyle sağ kalan eşin iyiniyetli olmadığı iddiasına dayanılarak açılan davalı tarafından alınmış mirasçılık belgesinin iptali ve muris... Barman’ın tek mirasçısının Hazine olduğuna ilişkin yeni mirasçılık belgesi isteğine ilişkindir.
    Davanın niteliği itibarıyla mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali ve mirasçılık üzerinde durmak gerekmektedir.
    Bilindiği üzere kesin olan evlenme engelleri evlenmeyi mutlak butlanla sakatlamakta; istisnalar dışında mutlak butlanla sakat olan evlilik, kural olarak, kamu düzenini zedelediğinden sakatlık herkesi ilgilendirmektedir. Mutlak butlan davasının, kimler tarafından açılabileceği ise, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 146.maddesinin birinci fıkrasında, mutlak butlan davasının “Cumhuriyet Savcısı” tarafından re’sen açılacağı; ikinci fıkrasında ise, bu davanın “ilgisi olan herkes” tarafından da açılabileceği hükme bağlanmıştır. Dava açma hakkı olan kimselerin kimler olduğu kanunda açıkça belirtilmemiştir. Doktrinde ve uygulamada, “ilgili olan herkes” kavramından “evlenmenin iptaline madden ya da manen ilgisi olan (menfaati bulunan) kimselerin” anlaşılması gerektiği ifade edilmektedir.
    Açılacak olan butlan davası herhangi bir süreye bağlı değildir. Dolayısıyla tarafların beraber geçirdikleri zaman, batıl evlenmeyi geçerli hale getirmez. Evlenmenin mutlak butlanına yol açan sebepler aynı zamanda birer “kesin evlenme engeli”dir. 4721 sayılı TMK’nun 145.maddesinde mutlak butlan sebepleri; “mevcut evlilik”, “yasak derecede hısımlık”, “ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk” ve “evlenmeye engel derecede akıl hastalığı” olarak sayılmıştır. Butlan kararı sonuçlarının, Türk Medeni Kanunu"nda ayrıntılı bir şekilde değil de genel olarak boşanma hükümlerine atıf yapılarak düzenlendiği görülmektedir. Gerek mutlak butlan, gerekse nispi butlan davaları hukuki nitelikleri itibariyle bir “tespit davası” değil, “bozucu yenilik doğuran dava”lardır. Zira batıl evlenme, davanın sonunda verilecek kararla ileriye etkili olarak sonuç doğuracak şekilde iptal edilmektedir.
    Batıl bir evlenmenin ortadan kaldırılması için açılması şart olan “butlan davası” sonunda hâkimin, evliliğin ortadan kaldırılması konusunda verdiği karara “iptal kararı” denilir ki, bu karar da hukuki niteliği itibariyle “yenilik doğuran bir karar”dır. Butlan davasında davacı, mahkemeden dava konusu evlenmenin batıl olduğunu ve bu sebeple ortadan kaldırılması gerektiğini talep eder. Bu açıdan mutlak veya nispi butlan davalarında davacı tarafından talep edilen husus mevcut bir hukuki durumun ortadan kaldırılmasıdır (TMK’nun 156.maddesi). Başka bir deyişle, butlan davası sonunda hâkimin vereceği “yenilik doğuran iptal kararı” ile, her ne kadar geçersiz de (batıl da) olsa mevcut olan bir evlenme işlemi ve evlilik ilişkisi sona ermekte; var olan bir hukuki durum ortadan kalkmaktadır. Bu yönüyle hâkimin iptal kararı “bozucu yenilik doğuran” bir karar niteliğindedir.
    4721 sayılı TMK’nun 156.maddesinin ikinci cümlesi hükmü gereğince, mutlak butlan ya da nispi butlanla sakat olan evliliğin hakim kararıyla sonlandırılması halinde kararın kesinleştiği tarih itibariyle butlan kararı ileriye etkili olur. Dava açılmış olsa bile evlenme, kararın kesinleşme tarihine kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur. Diğer deyişle, iptal kararı, evlenme ile iptal kararının kesinleşmesi arasındaki süre içerisinde doğmuş olan geçerli bir evliliğe ilişkin hüküm ve sonuçları ortadan kaldırmaz. Her ne kadar

    ./..


    -3-

    2013/17903 - 2014/157


    iptal kararı, evliliği sona erdirse de bu karar geçmişe etkili olamayacağı için, karardan önce meydana gelen hüküm ve sonuçlar ortadan kalkmaz. Bu maddenin sonucu olarak, evlenmenin mutlak veya nispi butlanla geçersiz olması halinde dahi, evlilik devam ettiği müddetçe eşlerin mirasçılığını etkilemez.
    Ancak batıl bir evliliğin iptali amacıyla butlan (iptal) davası açılmış ve eşlerden her ikisi de hayattaysa, iptal kararının kesinleşmesiyle evlilik tıpkı boşanmada olduğu gibi ileriye etkili olarak sona ereceğinden eşlerin artık birbirlerine mirasçı olmaları söz konusu olmaz. Bu durumda eşlerin mirasçılık sıfatı ortadan kalkar.
    Eşlerden biri henüz iptal davası açılmadan önce ölürse, sağ kalan eş onun mirasçısı olacaktır. Zira evlilik ölümle sona ermiştir ve batıl da olsa geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurmaktadır (TMK madde 156/c.2 ). Bu durumda ölen eşin mirasçılarının (şayet evlenme nispi butlanla geçersizse) evlenmenin iptalini sağlamak yönünde butlan davası açma hakları bulunmamaktadır (TMK madde 159/c.1).
    Ancak miras bırakan (ölen eş) ile sağ kalan eş arasındaki evlenme “mutlak butlan” sebeplerinden biriyle sakatlanmışsa, ölen eşin mirasçıları evlenmenin butlanı nedeniyle (TMK madde 147, f.1, c.2) iptal davası açabilirler ve bunun sonuçlarından doğrudan yararlanırlar.
    Mutlak butlanla batıl bir evlenmenin iptalini istemekte, ölen eşin mirasçılarının doğrudan menfaati bulunmaktadır. Dolayısıyla bu kimseler 4721 sayılı TMK’nun 146 ve 147.maddeleri anlamında “ilgili” sıfatına ve doğrudan dava hakkına sahiptirler. Bu kimseler iptal davasını, ölen eşin dava hakkına değil, doğrudan kendi dava haklarına dayanarak açmaktadırlar.
    Başka bir anlatımla, TMK’nun 159.maddesinin birinci cümlesinde öngörülen “dava hakkının mirasçılara geçmeyeceği” hükmü, mutlak butlanla sakat bir evlenmenin iptalinde “ilgililer” yönünden uygulanmayacaktır. 4721 sayılı TMK’nun bu hükmü ; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 127.maddesi karşılığı olduğundan mutlak butlanla değil de nispi butlanla ilgili olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu yönü ile TMK’nun 159 ve 147.maddesi hükümleri birbirleriyle çelişmemektedir.
    4721 sayılı Medenî Kanun’un 159.maddenin 2. cümlesinde “Dava sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.” yazılıdır. Bu açık düzenleme karşısında, butlan davası devam ettiği sırada eşlerden birinin ölmesi üzerine onun mirasçıları tarafından devam ettirilen dava sonunda sağ kalan eşin iyi niyetli olmadığı anlaşılırsa, onun mirasçı olmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu esas kıyasen sağ kalan eş lehine, ölen eş tarafından yapılmış ölüme bağlı tasarruflar açısından da uygulanır.
    Kural olarak, butlan davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olmayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Bu kural, hem mutlak butlan hâlinde, hem de onun daha hafif bir hali olarak kabul edilen, nispi butlan halinde uygulanmaktadır. Evlenmenin mutlak butlanında, mirasçıların kendi adlarına dava açma hakları bulunmakta olup, muris davadan önce vefat etse de mirasçıların bunu dava etme olanakları vardır.
    Mutlak butlan davası ya da tespit davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olduğu anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını korur. Ne var ki, mutlak butlan davası ya da tespit davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını da kaybeder.
    Bu açıklamalar karşısında somut olaya gelince; muris ...’ın 15.03.2006 tarihinde bizzat başvurması ve “unutkanlığı, telkin ve baskılara karşı koyamama, kötüniyetli insanların baskı ve telkinleri sonucu hatalı işlem yapma, malvarlığının


    ./...


    -4-
    2013/17903 - 2014/157


    tehlikeye düşme ihtimali” sebebiyle kendisine arkadaşı ...’ın kızı ... Durunay’ın vasi atanmasını istemesi üzerine Mahkemece, muris hastaneye sevk edilmiş, ... Araştırma Hastanesi Baştabipliği"nin 23.03.2006 tarih 2006/5323 nolu sağlık kurulu raporu ile “demans (bunama) hastalığı saptandığı, bu durumuyla ayırt etme gücünden yoksun olduğu, kendisine bir vasi atanması gerektiği, mahkemede dinlenmesinde yarar olmadığı” bildirilmiş, Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 15.05.2006 tarih 2006/392 Esas 2006/757 Karar sayılı ilamı ile muris kısıtlanarak kendisine ... Durunay vasi atanmış, dosya hesaplı vasi esasına kaydedilmiştir.
    Kısıtlı muris dilekçe ile kısıtlılık halinin kaldırılmasını ve vasinin görevine son verilmesini istemiş, Adli Tıp Kurumu"nun 12.01.2007 tarihli 4.İhtisas Kurulu"nun raporunda muriste ... başlangıcı tesbit edildiği, bu durumu itibarıyla fiil ehliyetine tam haiz olmayıp kendisine müşavir atanmasının uygun olduğunun bildirilmesi, vasi ...’in de 09.11.2006 tarihli dilekçesi ile vasilikten affını istemesi üzerine Mahkemece, 30.01.2007 tarihli görevlendirme kararı ile Av.... hukuki yönden gerekli işlemleri yapabilmesi için hususi vasi olarak görevlendirilmiş, durumun Hazineye ihbarı ile Hazine davaya dahil olmuş, 06.03.2007 tarihinde de kısıtlı murise yardımcı olmak üzere Ömür Demirci görevlendirilmiştir. Mahkemenin 15.08.2007 tarihli kararı ile Av....’ün görevi kaldırılmış, Av.Hüseyin Aslan kısıtlı murise vasi olarak atanmış, kısıtlı muris bu karara da itiraz etmiş, Mahkemece 24.05.2007 tarihli karar ile bu talebi reddedilmiş, kısıtlı murisin 21.06.2007 tarihli dilekçe ile kendisine Av....nin vasi olarak atanmasını isteyerek Asliye Hukuk Mahkemesi"ne itirazı üzerine Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 24.07.2007 tarih 2007/207 Esas 258 Karar sayılı ilamı ile kısıtlının itirazının kabulüne, kısıtlıya yeni vasi atanması için dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine karar verilmiştir.
    Kısıtlı murisin Mahkemeye müracaat ederek kendisine yasal danışman olarak emekli hakim Av....nin atanmasını içeren talebi üzerine tüm dosya kısıtlı ile birlikte Adli Tıpa gönderilmiş, Adli Tıp 4.İhtisas Kurulu"nun 26.10.2007 tarihli raporunda,... Barman’da Demansiyel Sendrom başlangıcı olduğu, kendisinin fiil ehliyetine tam haiz olmayıp kendisine müşavir atanmasının uygun olacağı bildirilmiştir. Rapor üzerine Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 16.01.2008 tarih 2006/34 Hesaplı vasi Esas 2008/15 Karar sayılı ilamı ile “Mustafa ile Hatice’den olma 08.08.1925 doğumlu kısıtlı... Barman’ın 15.05.2006 tarih 2006/392 Esas 2006/757 Karar sayılı ilamı ile kısıtlanmasına ve kendisine önce ... Durunay’ın sonra Av...., daha sonra da Av.Hüseyin Aslan’ın vasi olarak atanmasına ilişkin kararların kaldırılmasına, ...MK’nun 429.m. gereğince haklarının korunması bakımından fiil ehliyetinin kısmen sınırlandırılarak aşağıda yazılı işlerde görüşü alınmak üzere kendisine Av....nin yasal danışman olarak atanmasına” karar verilmiştir. Kararı muris ...ile Hazine temyiz etmişler, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi"nin 16.06.2008 tarih 2008/5315 Esas 2008/8637 Karar sayılı ilamı ile hüküm “Hükme esas alınan Adli Tıp 4.İhtisas Dairesi"nin 12.01.2007 ve 26.10.2007 tarihli raporlarında Demansiyel Sendrom başlangıcı tesbit edildiği, hali hazır durumu ile fiil ehliyetine haiz olmayıp kendisine müşavir atanmasının uygun olduğu tanısı konulmuş, vesayetin kaldırılıp kaldırılmaması konusunda mütalaada bulunulmamıştır, mahkemece ....3.03.2006 tarihli Sağlık Kurulu raporunda ise demans saptandığını bu durum ayırt etme gücünden yoksun olduğunu, kendisine bir vasi atanması gerektiğini ve mahkemede dinlenmesinde yarar bulunmadığı bildirilmiştir. Her iki rapor arasında çelişki mevcuttur, raporlar arasındaki çelişkinin 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu"nun 15/f maddesi gereğince Adli Tıp Genel Kurulu"ndan müşahadeye dayalı rapor istenmesi sureti ile giderilmesi sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve çelişkili raporlarla hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesi ile bozulmuştur.

    ./...


    -5-
    2013/17903 - 2014/157

    Bu dosyanın karara çıktığı 16.01.2008 tarihinden önce evlenme başvurusu yapılan Beşiktaş Belediye Başkanlığı"nın 04.09.2006 tarihli yazısı üzerine Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi"nce verilen 18.09.2006 tarih 15730 sayılı “Mehmet Ali Barman’ın psikiyatrik-nörolojik muayenesinde anlamasının global dikkatinin normal sınırlar içinde yakın ve uzak bellek muayenesi normal sınırlar içindedir. Evlenmesine mani aklen bir patoloji saptanmamaktadır” şeklinde alınan rapor sonunda, yasal müşavir atanmasına dair karardan sonra, Yargıtay"ın onama kararından önceki 05.03.2008 tarihinde ...ile ... ... resmi olarak evlenmişlerdir. Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından Yargıtay bozma kararı sonrası, yasal danışman atanması kararından sonra 15.03.2008 tarihinde... Barman’ın Sabahat Nesrin ile evlendiği de dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu"ndan müşahadeye dayalı rapor istenmiş, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu"nun 16.04.2009 tarih 124 karar nolu verdiği raporda “...ın fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan demansiyel sendrom denen bunama halinin tesbit edildiği, kendisinde tesbit edilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici özellikleri gözönüne alındığında evlilik tarihi olan 15.03.2008 tarihinde de fiil ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecedeki bu akli arızaya musab olduğu, bu akli arıza nedeni ile halen fiil ehliyetine haiz olmayıp MK’nun 405.m. gereği medeni haklarının kısıtlanarak kendisine vasi atanmasının uygun olduğu, durumunun MK’nun 145.maddesine mümas olduğu, mahkemede dinlenmesinde yarar bulunmadığı mütalaa olunur” denilmiştir. Bu rapor üzerine Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 03.06.2009 tarih 2008/587 Esas 2009/493 Karar sayılı ilamı ile... Barman’ın TMK’nun 405.m. gereği kısıtlanmasına, kendisine İstanbul Barosu avukatlarından Av.Aytaç Güngör’ün vasi olarak atanmasına karar vermiştir.
    Diğer yandan hesaplı vasi dosyasında kendisine durum ihbar edilen ve davaya katılan Hazine tarafından,... Barman’ın evliliği öğrenilince 09.07.2008 tarihinde Sarıyer Aile Mahkemesi"ne 2008/644 Esasında açılan davada,... hakkında alınan raporlar ve Demansiyel Sendrom sebebiyle fiil ehliyeti olmadığı ancak Şişli Etfal Hastanesi"nden alınan 12.03.2008 tarihli rapora dayanarak 15.03.2008 de Sebahat ile evlendiği, Adli Tıp Kurumu raporlarına göre ...için MK 145/2.maddesindeki koşulların oluştuğu açıklanarak evliliğin mutlak butlan sebebi ile iptaline karar verilmesi istenmiştir. Davalılar ...ile ... ... vekili ise evlenmenin gerçek olduğunu, vekil edeninin sadece unutkan olduğu, akıl sağlığının yerinde olduğu, evlenme için izin alındığı,...’nin ... ile evlenmek için 3 yıl uğraştığı açıklanarak davanın reddi savunulmuştur.
    Sarıyer Aile Mahkemesi"nin 23.12.2009 tarih 2008/644 Esas 2009/1307 Karar sayılı ilamında, Hazine açtığı davada TMK’nun 146/2.maddesinde yazılı ilgili kişi kabul edilmiş, özellikle Sarıyer 1.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 2008/587 Esas 2009/493 Karar sayılı dosyasına sunulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulunun 16.04.2009 tarih 124 karar nolu vermiş olduğu rapor gözönünde bulundurularak, evlilik akti yapıldığında davalı... Barman’ın bunama halinin TMK’nun 145.maddesinde belirtilen mutlak butlan nedenine dayalı batıl evliliğin yapıldığı kanaati ile davanın kabulüne ve ...ile ... Barman arasındaki 15.03.2008 tarihinde yapılan evliliğin TMK’nun 145.maddesi uyarınca mutlak butlan ile batıl olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi"nin 01.03.2012 tarih 2012/2181 Esas 2012/4427 Karar sayılı ilamı ile mahkeme kararı onanmış. ... vekilinin karar düzeltme isteğinin de aynı Dairenin 09.07.2012 tarih 2012/12358 Esas 2012/19228 Karar sayılı ilamı ile reddedilmesi üzerine karar 09.07.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyanın temyiz incelemesi sırasında ...16.02.2012 tarihinde ölmüştür. Evliliğin iptaline ilişkin kesinleşmiş karar 09.07.2012 tarihinde nüfusa işlenmiştir.
    ./...


    -6-

    2013/17903 - 2014/157


    Bu arada Sebahat vekili Av.... tarafından 15.05.2012 tarihinde İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesine, Sebahat vekili Av.... tarafından ise 26.03.2012 tarihinde İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi"ne açılan mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, İstanbul 12.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 10.07.2012 tarih 2012/211 Esas 2012/491 Karar sayılı ilam ile Mustafa ve Hatice’den olma 08.08.1925 doğumlu ve 16.02.2012 tarihinde ölen... Barman’ın tek mirasçısının eşi ... Barman olduğuna, diğer dosyada ise, Sebahat vekilinin 16.07.2012 tarihli feragat dilekçesi üzerine İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi"nin 04.10.2012 tarih 2012/121 Esas 2012/584 Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin feragati sebebiyle HMK 307 ve devamı maddeleri gereğince davada esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Ayrıca Sebahat vekilinin 21.06.2012 tarihli talebi üzerine Bakırköy 2.Noterliği"nin 21.06.2012 tarih 11795 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinin düzenlendiği ve... Barman’ın tek mirasçısının ... Barman olduğunun belirlendiği görülmektedir.
    Her ne kadar, evliliğin butlanına dair karar ileriye dönük olarak sonuç doğurur, geçmişe etkili olmaz ise de, yukarıda da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, 4721 sayılı TMK’nun, 159.maddesinin 2. cümlesinde, mirasçılığın devam edebilmesi için, evlilik akdinin kurulması anında eşin iyi niyetli olması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Bahsedilen iyiniyet, eşin evlenme töreni sırasında butlan sebebinin mevcudiyetini bilmemesi veya gerekli özeni göstermiş olmasına karşın öğrenememiş olması demektir.
    Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır.
    Bu sebeple butlan davası sırasında eşlerden birinin ölmesinin yanı sıra eşlerden birinin ölümünden sonra butlan davası da açılmış olması durumunda da sağ kalan eşin mirasçı olması asıldır. Sağ kalan eşin evlilik akdinin kurulması anında iyi niyetli olmadığı, eşlerden birinin ölümünden sonra ilgililer tarafından açılan mutlak butlan davasında kanıtlanmalıdır. Eşlerden birinin ölümünden sonra ilgililer tarafından mutlak butlan davası açılmamışsa, sağ kalan eş evliliğin kurulması anında iyi niyetli sayılır.
    Eldeki davada, davalı muris...’nin evlenme tarihinden önceki dönemde de birbirlerini tanıdıkları, 31.01.2013 tarihli yargılama oturumunda dinlenen tanık Rezzan Topaloğlu tarafından 2006 yılındaki bu tanışıklığın doğrulandığı, evliliğin iptaline ilişkin dosyada Sebahat vekili tarafından...’nin ... ile evlenmek için üç yıl uğraştığının açıklandığı, yaşı ve malvarlığı sebebiyle kötüniyetli kişiler tarafından evlendirilmek istendiğine dair 13.12.2006, 10.02.2007 tarihli gazete haberlerinde muris ile birlikte evlendirilmek istendiği kişi olarak ...’in de isminin geçtiği, muris ile ... arasındaki tanışıklığın ilk kısıtlılığın başladığı tarih öncesine dayandığının bizzat... Barman’ın 2006/34 hesaplı vasi esas sayılı dosyasında 18.04.2008 tarihli beyanı ile “…evlendiğim kişi benim eski arkadaşımdır, çok uzun süreden beri arkadaşlığımız vardır…” şeklinde ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda... ile Sebahat’in önceki tarihlere varan tanışıklılığı, kısıtlılık durumunun başladığı 2006 yılında... ile ilgili çıkan haberler, aynı tarihlerde başlayan rapor süreci, murisin durumu ve vasi tayinine ilişkin olayların oluş silsilesi ve hayat deneyimleri dikkate alındığında, davalı ...’in muris... ile olan evlenme akdinin kurulması anında, murisin butlan sebebini bilmediği veya bunun için gerekli özeni gösterdiği düşünülemez. Davalının bu durumu bilmemesi hayatın olağan akışına da aykırıdır. O halde, evlilik akdinin kurulması anında davalının iyi niyetli olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla, evlilik akdinin kurulduğu anda iyiniyetli olmayan davalı, mirasçı da olamaz. Hal böyle olunca, yerel mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

    ./...


    -7-

    2013/17903 -2014/157


    Açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.100,00 TL Avukatlık Ücreti"nin davalı taraftan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine"ye verilmesine,
    taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 3402 sayılı Kanun"un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 14.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi