3. Hukuk Dairesi 2015/18091 E. , 2017/4250 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalıların davacı oldukları Zonguldak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/36 Esas 2009/29 Karar sayılı kararına dayanarak vekalet ücreti alacakları olduğundan bahisle icra takibi başlatıldığını, 8.110,32.-TL"nin 21/01/2013 tarihinde icra dosyasına ödendiğini, takibe konu olan ilamın karşı davasının reddine ilişkin olduğunu, mahkemece maddi hata yapılarak karşı taraf lehine vekalet ücreti takdir edildiğini, farkedilmesi üzerine tavzih talep ettiklerini, tavzih taleplerinin kabul edildiğini, temyiz incelemesinde tavzih kararının bozulduğunu, davanın reddi ile birlikte masraf ve vekillik ücretinin davası reddedilen taraf lehine verilmesinin usulen mümkün olmadığını, davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle 5.257,00 TL"nin karar tarihi olan 18/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; takibe konu kararın her türlü kanun yolundan geçerek kesinleştiğini, kazanılmış hakları olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalının davacı aleyhine zenginleşmesi ve haklı bir sebebe dayanmaması gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalılarca temyiz edilmiştir.
Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Şekli anlamda kesin hükmün amacı, davanın sona erdirilmesine hizmet etmektir. Bir son karar, şekli anlamda kesinleşince, yanların o davada izledikleri amaç gerçekleşmiş olur. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler.
Yasa yolu açık olan bir karar, yasa yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Öte yandan, temyiz yolu açık olan bir karar, temyiz edilip sonuçta onanmış ve karar düzeltme süresi geçirilmişse, ya da karar düzeltme istemi de reddedilmişse veyahut yasa yoluna başvurmaktan feragat edilmişse, verilen hüküm şekli anlamda kesinleşir.
Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse, artık bu hükme karşı, olağan yasa yollarına başvurulamaz.
Dosyanın incelenmesinde; davalıların murisi Reşit tarafından davacı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasında; 18/02/2009 tarihinde davanın reddi ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, verilen hükmün davacı Reşit tarafından 26/04/2010 tarihinde temyiz edildiği, davalı ... vekili tarafından 17/05/2010 tarihli temyize cevap dilekçesinde onama talep edildiği, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2010/3649 esas 2011/268 karar sayılı 24/01/2011 tarihli ilamıyla kararın onandığı görülmektedir.
Ayrıca daha sonra 28/03/2011 tarihinde davalı ... vekili tarafından davanın reddine karar verilmesine rağmen vekalet ücretinin davacı yararına hükmedilmesi yönünden kararın düzeltilmesini talep edildiği, mahkemece 02/05/2011 tarihinde vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine şeklinde tavzih kararı verildiği, tavzih kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2011/4801 esas 2012/731 karar sayılı 13/02/2012 tarihli ilamıyla “ ...nun 305. maddesinde “hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasına veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” denilmektedir. (HUMK. m. 455 vd). Tavzihe konu olan hükümde müphem ve açık olmayan bir husus bulunmadığı gibi birbirine zıt fıkralar da taşımamaktadır. Kaldı ki tavzih talebinde bulunan davalı vekili hükmü temyiz etmediği gibi mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde hükmün onanmasını talep etmiştir. Şu halde hükmü değiştirecek şekilde tavzihine karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulduğu, karar düzeltme talebinin reddedildiği, bozma ilamı üzerine 07/11/2012 tarihli kararla tavzih talebinin reddedildiği, yine bu kararında temyiz edilmesi üzerine onama kararı verildiği, Yargıtay ilamının tebliğe çıkarıldığı ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Temyiz incelemesi yapılan işbu davanın davalıları tarafından söz konusu ilamdaki vekalet ücretinin tahsili amacıyla 10/01/2013 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip sırasında borçlu tarafından ödeme yapıldığı, 18/01/2013 tarihinde ise davacı ... tarafından İcra Hukuk Mahkemesine başvurularak vekalet ücretine ilişkin hükümde hata yapıldığından bahisle icranın geri bırakılmasına ve takibin iptaline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece verilen 07/03/2013 tarihli kararla alacaklı tarafından ilamın içeriğine uygun takip başlatılması nedeniyle icranın geri bırakılması talebinin reddine, faiz yönünden itiraz konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/6959 esas 2013/13683 karar 30/09/2013 tarihli ilamıyla sair temyiz itirazları reddedilerek faize yönelik şikayetin esas incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozma ilamı üzerine kesinleşen icranın geri bırakılması talebinin reddine ilişkin kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına, faiz yönünden miktarın düzeltilmesine karar verildiği, kararın temyiz incelemesiyle onanmasına karar verildiği belirlenmektedir.
O halde; dava konusu vekalet ücretine ilişkin aleyhine verilen hüküm yönünden davacı tarafın karşı tarafça istenen temyiz incelemesinde hükmün mevcut haliyle onanmasını talep ettiği, taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davasının, tavzih talebinin reddine ilişkin kararın ve icranın geri bırakılmasına talebinin reddine ilişkin kararın kesinleştiği anlaşılmakla; şeklen kesinleşen talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 29.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.