23. Hukuk Dairesi 2014/1508 E. , 2014/4022 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/06/2013
NUMARASI : 2008/223-2013/289
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, sözleşmenin feshi davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların reddine yönelik olarak verilen hükmün asıl davada ihbar olunan dışındaki taraflar vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı karşı davalı vekili avukat F. Ç. ile duruşmalı temyiz eden asıl davada ve birleşen 2011/125 sayılı davada davalılar ve birleşen davada-davacılar vekili avukat M. K. ve ihbar olunan A.. V.. vekili avukat ... gelmiş, diğer taraflardan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı yüklenici vekili, asıl ve birleşen davalarında davalıların murisi ile davacı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, buna göre
sözleşmedeki paylaşım oranına dahil olan okul, kreş, ticaret alanı ve alt yapı tesis alanı olan parsellerdeki davacı payına düşen hissenin devredilmediğini ileri sürerek, bu parsellerin 1/2"sinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini; davalılar-birleşen davada davacılar arsa sahipleri vekili, birleşen davada, yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin çekilmez hale geldiğini ileri sürerek, sözleşmenin feshini ve tasfiyesini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporları da dikkate alınarak, arsa sahibi muris ile yüklenici arasında yapılan ek sözleşme gereğince dava konusu taşınmazlarda, yüklenicinin hak iddia edemeyeceği ve inşaatın seviyesi itibariyle de fesih ve tasfiye istenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı ve birleşen davalarda davalı yüklenici kooperatif vekilinin tüm, davalılar-birleşen davada davacılar arsa sahipleri vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Taraflar arasındaki asıl ve ek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri uyarınca, yüklenicinin villa inşaatlarını tamamlayarak teslim ettiği, ancak, bu sözleşmeler kapsamında kalan ticaret merkezi inşaatına hiç başlamadığı ve bu suretle temerrüde düştüğü sabittir. Arsa sahipleri, yüklenicinin yaptığı inşaata göre ve sözleşmeler uyarınca alması gereken tüm villaları aldığını belirtmişler, yüklenici taraf da bu hususa karşı çıkmamıştır. Şu halde, mevcut durumda, sözleşmelerde kararlaştırıldığı halde,yapılmayan ticaret merkezi inşaatının bulunduğu ortadadır. Yüklenici, dosya kapsamındaki beyanları itibariyle bu inşaatı yapma iradesi taşımamakta ve kendisi de sözleşmelerin ileriye etkili feshini istemektedir.Bu nedenledir ki, sözleşmelerin ileriye etkili feshine karar verilmesi gerekirken, tamamlanmamış bir taahhüt bulunduğu ve yüklenici de ileriye etkili feshi benimseyerek bu yönde karar verilmesini talep ettiği halde, sözleşmeleri ayakta tutacak şekilde ileriye etkili fesih talebinin reddi doğru olmamıştır. Arsa sahiplerince açılan 2009/105 esas sayılı birleşen davada, ileriye etkili fesih talebinin yanında, tasfiye talebinde de bulunulmuştur. Ancak, tarafların kabulünde olduğu üzere, villa inşaatları yönünden yanların birbirlerinden isteği bulunmadığı, ticaret merkezi inşaatına ise hiç başlanılmadığından, tasfiyeye ilişkin herhangi bir hüküm kurulmasına gerek olmadığı da açıktır. Nitekim, mahkemece, farklı bir gerekçeyle de olsa tasfiye talebinin reddine karar verilmiştir.
İzah edilen durum karşısında, mahkemece yapılması gereken iş, arsa sahiplerinin birleşen 2009/105 esas sayılı davasında, sözleşmelerin ileriye etkili olarak feshine ve sözleşmelerin tasfiyesine ilişkin olarak ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermekten ibarettir.
Bunun yanında, asıl dava reddedilmesine rağmen, harcı yatırılan miktar üzerinden davalı arsa sahipleri yararına vekalet ücreti hesabı yapılmaması da hatalı olmuştur.
3) Bozma nedenine göre, davalılar arsa sahipleri vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı ve birleşen davalarda davalı yüklenici kooperatif vekilinin tüm, davalılar-birleşen davada davacılar arsa sahipleri vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalılar-birleşen davada davacılar arsa sahipleri vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bent gereğince davalılar-birleşen davada davacılar arsa sahipleri vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının asıl davada davacı ve birleşen davalarda davalıdan alınmasına, 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenici kooperatiften alınarak, asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar arsa sahiplerine verilmesine, davalılar-birleşen davada davacılardan alınan peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.