18. Ceza Dairesi 2016/18991 E. , 2017/1586 K.
"İçtihat Metni"
İmar kirliliğine neden olmak suçundan sanıklar ..., ... ve ....’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 184/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ... ve.... hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/2015 tarihli ve 2014/1402 esas, 2015/513 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/12/2016 gün ve 394730 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında: Dosya kapsamına göre, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 17/11/2014 tarihli ve 2014/11802 soruşturma, 2014/10273 sayılı iddianamesi ile sanıkların mühür bozma suçundan cezalandırılmalarının istendiği, imar kirliliğine neden olmak suçundan açılmış bir kamu davasının bulunmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 225. maddesi uyarınca, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında verilebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK"nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır.
Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır.
İnceleme konusu somut olayda; Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 17/11/2014 tarih 2014/10273 sayılı iddianamesiyle, sanıklar hakkında yalnızca mühür kesme suçundan dava açılmasına karşın, 02/06/2015 tarihli hükümde, imar kirliliğine olma eylemi sabit olduğu kabul edilerek, açılmamış suçtan sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- İmar kirliliğine neden olma suçundan sanıklar ..., ... ve....’ın, hakkında, Büyükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/06/2015 tarihli ve 2014/1402 esas, 2015/513 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Hükümlerdeki hukuka aykırılık sanıklara verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan Kanun maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanıklara imar kirliliğine neden olma suçundan verilen 10 ay hapis cezasının KALDIRILMASINA,
3- Bu suçtan hükmolunan cezaların çektirilmemesine,
4- Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 14.02.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.