17. Hukuk Dairesi 2016/2917 E. , 2018/12234 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkilleri Recep ve Selamur’un oğlu Ekmel’in ağabeyi olan ... ’ın 09.09.2005 tarihinde ...’ın yönetimindeki araçta seyahat halinde iken bulunduğu aracın yol üzerinde duran ... adına kayıtlı ve ... idaresindeki araçla çarpışması sonucu hayatını kaybettiğini, ... ’ın vefat ettiğinde 21 yaşında olduğu ve ailesi ile ikamet ettiğini, kaza sonrasında cenaze ve defin masraflarının müvekkilleri tarafından karşılandığını, davalılarca hiçbir ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla cenaze giderleri için 1.000,00 YTL ile her bir müvekkili için 3.000,00 YTL olmak üzere toplam 9.000,00 YTL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan (sigorta şirketleri bakımından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müvekkillerinin her birisi için 13.000,00 YTL olmak üzere toplam 39.000,00 YTL manevi tazminatın sigorta şirketleri hariç diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ... ve .... vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan delillere, tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile müteveffanın kardeşi davacı ... yönünden tazminat talebinin reddine, 6.416,00 YTL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan mütelsilen tahsili ile (davalılar Ankara Sigorta A.Ş. ve İhlas Sigorta (HDI) açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacı ..."a verilmesine, 6.030,00 YTL maddi tazminatın kaza tarihi olan 09.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan mütelsilen tahsili ile (davalılar Ankara Sigorta A.Ş. ve İhlas Sigorta (HDI) açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacı ..."a verilmesine, manevi tazminatlar yönünden ise, Yargıtay 11.Hukuk Dairesince herhangi bir bozma olmadığı dolayısıyla bu hususların kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle manevi tazminatlar yönünden tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep(kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz.
Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Eldeki dosyada ise; yerel mahkemece daha önce verilen 28.02.2008 tarih ve 2006/107 E, 2008/36 K sayılı karar; davacılar vekilince davacı ... yönünden destek tazminatına hükmedilmemesi, davalı ... vekili tarafından ise kusur, sigorta ödemesi ve manevi tazminat yönlerinden temyiz edilmiş, Yargıtay 11.H.D. 23/09/2010 tarih ve ... E.,2010/9130 K. sayılı ilamıyla, mahkemece, davacılar murisinin vefat ettiği kazada, sürücülerin kusur durumlarına ilişkin olarak bilirkişi raporu alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın bozulmasına, bozma neden ve şekline göre ise, davalılardan ... vekilinin diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Bu durum karşısında, Mahkemenin bozmadan önce verdiği 28.02.2008 tarih ve 2006/107 E, 2008/36 K sayılı karardaki manevi tazminat taleplerine ilişkin hüküm kesinleşmemiş olduğu halde; temyize konu kararda bu talepler yönünden herhangi bir bozma olmadığı dolayısıyla, bu hususların kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle tekrar karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu durumda Mahkemece; dosyada bozma ilamından sonra aldırılan kusur raporu ve TBK"nunda öngörülen şart ve ilkelere göre değerlendirme yapılmak suretiyle, davacıların manevi tazminat talepleri yönünden yeniden karar verilmesi gerekirken, bozma ilamı yanılgılı değerlendirilerek kararda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2-Diğer yandan; karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT"nin 10.maddesinde; "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." düzenlemeleri yer almaktadır. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda ise, bozmadan önce verilen kararda davacıların manevi tazminat talebi yönünden toplamda 13.000,00TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmiş, temyize konu kararın 6.bendinde manevi tazminatlarla ilgili verilen hüküm kesinleştiğinden bu konuda tekrar karar verilmesine yer olmadığına denilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 10. bendinde reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarları hatalı şekilde hesaplanmak suretiyle, AAÜT"nin yukarıda anlatılan hükümlerine aykırı şekilde; reddedilen maddi ve manevi tazminatların toplamı 26.136,00 TL üzerinden hesaplanan 3.136,32 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan ve resen görülen sebeplerle, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 13/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.