11. Hukuk Dairesi 2015/4496 E. , 2016/284 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ..........
TARİHİ : 11/06/2013
NUMARASI : 2011/124-2013/101
Taraflar arasında görülen davada.......... Mahkemesi’nce verilen 11.06.2013 gün ve 2011/124-2013/101 sayılı kararı bozan Daire’nin 04.12.2014 gün ve 2013/17164-2014/19040 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalı U.. A.. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “TEFLON” markasının sahibi olduğunu, markanın 1938 yılından bu yana kullanıldığını, nezdinde de 1987 yılından beri tescilli bulunduğunu, TEFLON markasının tanınmış marka olduğunu, diğer sınıflarda da koruma sağladığını, davalıların ise müvekkiline ait bu markayı “CİF TEFLON SÜNGERİ” ibaresi ile izinsiz olarak kullandığını ileri sürerek, davalılarca müvekkilinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini, 15.000,00 TL maddi tazminatın, yoksun kalınan kazanç hesabında mahkemece eklenecek makul bir payın, markanın itibarının zarara uğraması nedeniyle 40.000,00 TL tazminatın ve 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faiz ile birlikte davalılardan tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiş, 25/01/2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 50.000,00 TL"ye yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar husumet yöneltilmişse de bu şirketin dava tarihinden önce davalılardan ile birleştiği, hukuken mevcut olmayan bir tüzel kişiye karşı dava açılamayacağı, açılmış ise esasa dair karar verilemeyeceği, davacının TEFLON markasının ayırt edicilik derecesinin yüksek oluşu, tanınmışlık derecesi karşısında, TEFLON ibaresinin bulaşık süngerleri emtiasında da kullanılması durumunda, davacının markasının tanınmışlığından haksız yararlanmanın söz konusu olacağı, ayırt ediciliğinin zedeleneceği ve itibarının bundan zarar göreceği, bu markanın jenerik (yaygın bir ad) ad haline geldiği iddiasının doğru olmadığı gibi bu davada sonuca etkisinin de bulunmadığı, hükümsüzlük davasına konu edilmeyen yaygın ad haline gelme hususunun, marka hakkına tecavüz davasında savunma olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu kullanımın 556 sayılı KHK"nın 12. maddesi anlamında hukuka uygun bir kullanım niteliğinde olduğunun da söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı yönünden esasa dair bir karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, tekrarının önlenmesine, takdiren (2.785,41) TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL itibar tazminatının ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte bu davalılardan tahsiline, hüküm özetinin ilanına dair verilen karar davalılar vekili ile vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04/12/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili ve davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ve davalı U.. A.. vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve davalı U.. A.. vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK"nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenler davacı ve davalı U.. A.."den ayrı ayrı alınarak Hazine"ye gelir kaydedilmesine, 14.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.