23. Hukuk Dairesi 2014/173 E. , 2014/4380 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2013/50-2013/235
Davacı tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller M.. Finansman Türk A.Ş., T. Finans Katılım Bankası A.Ş., T. Halk Bankası A.Ş., T. İş Bankası A.Ş., ALJ Finansman A.Ş. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1993 yılından bu yana madencilik, dekapaj ve kömür işletmeciliği ile iştigal ettiğini; madencilik sektöründeki daralma ve son yatırımlarda maliyet-kârlılık analizinin gerektiği gibi yapılamaması nedeniyle mali sıkıntının başgösterdiğini; mevcut işlere devam edilmesi, Şereflikoçhisar"da uygun fiyatla alınan tuz sahası ihalesi sonrasında yapılacak üretimden gelecek gelir, borç yapılandırma, maliyet düşürme, pazarlama ağı kurulup genişletilmesi, idari ve finansal yeniden yapılanma, atıl varlıkların değerlendirilmesi veya elden çıkartılması suretiyle şirketin borca batıklıktan kurtarılabileceğini ileri sürerek, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, müdahil beyanları, kayyım ve bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre; davacının borca batık durumda olduğu ve sunulan iyileştirme projesi, davacı şirketin iştigal alanındaki faaliyetleri nazara alındığında iyileştirme projesi kapsamında yapılan değerlendirmeler kapsamında borca batıklıktan kurtulabilmesinin söz konusu olduğu gerekçesiyle, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiştir.
Kararı, müdahiller M... Finansman Türk AŞ., T. Finans Katılım Bankası AŞ., T. Halk Bankası AŞ., T. İş Bankası AŞ., A.. A... ve Y.. A... vekilleri temyiz etmiştir.
İflasın ertelenmesini isteyen kooperatif ve sermaye şirketlerinin borca batık durumda bulunması (bir diğer ifade ile varlıklarının rayiç değerlerinin borçlarını karşılayamaması), fevkalade mühletten yararlanmamış olması ve sunacakları iyileştirme projesi kapsamında mali durumlarının ıslahının imkân dâhilinde görülmesi gerekir (İİK.m.179). Gerek borca batıklığın ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu değerlendirmelerin yapılması için bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır (HMK.m.266). Hâkim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.
Davacının borca batıklığının değerlendirilmesinde varlıkların rayiç değerlerinin tespiti dışında bir varlık unsuru sayılamayacak amortismanların da hesaba katıldığı ve bu suretle borca batıklık bilançosunun doğru sonuç vermediği görülmektedir. Öte yandan bilançoda finansal kiralamaya ilişkin kalemler bulunmakta olup, bunlar yeterince detaylandırılmamıştır. Zira finansal kiralama konusu malların hukuki mülkiyeti finansal kiralama şirketlerine ait olup, bunların kira bedelleri tamamen ödenmeden yasa ve sözleşme uyarınca mülkiyetinin davacıya geçtiğinin kabul edilmesi ve bunların aktif kısımda gösterilmesi doğru değildir.
Bilirkişilerce verilen raporlarda varlıkların güncellenmesi yapılmamış iken, kayyımlarca hazırlanan raporda varlıkların rayiç değerleri esas alınmış ve borca batıklığın hızla derinleştiği tespit edilmiştir. Bu hususun gözden kaçırılması suretiyle eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir. Keza, elde edilecek gelirin sadece özvarlık tutarına oranlanması yeterli olmayıp, borcun tamamı ve işleyen fer"ileri de değerlendirmeye alınmalıdır; zira borçların ağırlıklı kısmı kısa vadeli olup, şirketin borca batıklıktan kurtulması yanında sürdürülebilir bir faaliyet durumu yakalaması da önemlidir.
Zaten dava dilekçesi ve iyileştirme projesinde davacı şirketin yatırımlarda maliyet ve kârlılık analizi konusunda başarılı olamadığı yönünde kabulü bulunmaktadır. İyileştirme projesinde yapılması gereken işler sıralanmış ve davacı kendi plansızlığından sözetmiştir. Projeye konulan organizasyon kalitesinin arttırılması ve idari ve finansal yeniden yapılanma gibi hususların basiretli bir tacir için makul olup olmadığı da bilirkişi ve hakimce değerlendirilmelidir.
Öte yandan tuz üretim tesisinin tamamlanması, pazarlama ağı kurulup genişletilmesi gibi hususlarda kaynağın ne şekilde yaratılacağı da belirtilmemiş, sermaye arttırımı bir iyileştirme projesi unsuru olarak sunulmamıştır. Dekapaj işinden bu kaynağın yaratılıp yaratılmayacağı da değerlendirilmelidir.
Bu durumda mahkemece davacı şirketin borca batıklık durumunun tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı ve süreç içindeki uygulamaların projede gösterilen iyileştirme unsurlarına uygun bulunup bulunmadığı hususunda somut verilere dayalı, teknik, denetime elverişli ve detaylı bir inceleme için, dosyanın oluşturulacak uzman bir heyete tevdii ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.