3. Hukuk Dairesi 2016/16003 E. , 2017/4783 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; tarafların boşandıklarını, bu kararda müvekkilinin yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin aktif olarak çalışmadığını, emekli maaşı alıp başkaca herhangi bir gelirinin olmadığını, maaşının 1/3"ü üzerine davalının işlettiği işletme nedeniyle haciz konduğunu, yine 330,00 TL kredi ödediğini, halen 300,00 TL kirada oturduğunu, yine aylık 300,00 TL"ye yakın fatura ödediğini, davalının ise nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunduğunu belirterek, davanın kabulü ile davacı lehine aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; boşanma kararının kesinleştiğini, yoksulluk nafakasına ilişkin kesin hüküm bulunduğunu, yine kesin hüküm olmasa bile boşanmaya ilişkin hükmün kesinleşmesinin üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tarafların 21.05.2014 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, Medeni Kanunun 178.maddesine göre boşanma davasına bağlı davaların bir yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, işbu davanın 16.02.2016 tarihinde bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, davalı vekilinin zamanaşımı itirazında bulunduğu, bu itirazının yerinde olduğu; keza davalı vekilinin kesin hüküm itirazında da bulunduğu, yine aynı kararın 4.bendinde yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verildiği, bu kararın da kesinleştiği, davalının itirazlarında haklı olduğu görülmekle; davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, yoksulluk nafakası talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK"nın 114/1-i maddesine göre, aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması, dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun "Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar" başlıklı 138.maddesine göre, "Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.", 140/1.maddesine göre ise; "Hâkim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder."
Diğer taraftan yine aynı Kanunun 142.maddesinde; "Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar." hükmü düzenlenmiştir.
Kesin hüküm dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re"sen gözetilmesi gereken bir husus olup, dava şartlarının HMK"nın 138.maddesine göre de zamanaşımı def"inden önce incelenerek karara bağlanması gerekmektedir.
Mahkemece, öncelikle dava şartının (kesin hüküm) değerlendirilmesi gerekirken, hem zamanaşımı, hem de kesin hükme ilişkin inceleme yapılarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazı bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.