3. Hukuk Dairesi 2015/18310 E. , 2017/4792 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; tarafların 2011 yılında tanışıp duygusal ilişki yaşadıklarını, davalının ısrar ve telkini üzerine davacının evlenmeye razı olduğunu ve bölgenin örf ananeleri gereği davacının ailesinden evlilik izni alıp, taraflar arasında söz ve nişan töreni düzenlendiğini, davacı ve ailesinin resmi nikah kıyılmasında ısrar ettiklerini ancak davalı tarafın bu hususta davacıyı sürekli oyaladığını, davalının daha sonra davacıyı yanına Antalya ilindeki ikametine aldığını, yaklaşık 60 gün beraber kaldıklarını, sonrasında davalı tarafın evi terk etmesi ve bir daha geri dönmemesi üzerine davacının ailesinin yanına geri dönmek zorunda kaldığını, davacının yaşamış olduğu bölge şartları ve dedikoduların baş göstermemesi için artık evden çıkmaz olduğunu, psikolojik sorunlar yaşadığını belirterek, 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davacıyı evlilik vaadiyle kandırıp Antalya iline götürmesinin gerçek dışı olduğunu, zira davacının kandırılacak yaşlarda birisi olmadığını, taraflar arasında bir arkadaşlık olması nedeniyle görüşmeye başladıklarını, ancak davacının ailesinin tutumu nedeniyle gerçek iradeleri olmasa da rahat görüşebilmek için aile arasında tören düzenlendiğini, her iki taraf için nişan, evlilik şeklinde bir irade gerçekleşmediğini, müvekkilinin hiç bir zaman davacıya evlilik vaatlerinde bulunmadığını, davacının kendi isteği ile davalı ile birlikte olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dava; nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (TMK m. 121)
4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4.maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ikinci kitabındaki üçüncü kısım hariç olmak üzere, TMK’nun 118-395 maddelerinden kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.
Nişan ve nişanın bozulmasının sonuçlarına ilişkin hükümler Türk Medeni Kanunun İkinci Kitabında ve Aile Hukuku başlığı altında düzenlenmiştir. Bu nedenle müstakil Aile Mahkemesi bulunan yerlerde müstakil Aile Mahkemesinde, müstakil Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekmektedir.
Görevli ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraf ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re"sen gözetilir.
Somut olayda; dava asliye hukuk mahkemesince incelenerek karara bağlanmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece; davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması gerekirken, Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2) Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazı bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.