1. Hukuk Dairesi 2016/923 E. , 2016/1486 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 24.11.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat gelmedi, temyiz edilenler vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, okur yazar olmadıklarını,babaları olan ortak mirasbırakan "...""dan intikal eden 34 adet taşınmazın intikal işlemleri ve tarım destek primlerinden yararlanmak için başvuru yapmak gibi hukuki muamelelerde bulunmak amacıyla satış yetkisini de içerir şekilde verdikleri vekâletname ile kardeşleri olan davalı ..."ı vekil kıldıklarını, davalının anılan vekâletnameler ile 34 adet taşınmazı oğlunun kayınbabası olan dava dışı ..."a satış suretiyle devrettiğini, tekrar taşınmazları davalının satın aldığını, davalının vekâlet görevini kötüye kullanarak taşınmazları kendi üzerine aldığı gibi bedelini de ödemediğini, işlemlerin miras paylarından mahrum edilmeye yönelik olarak muvazaalı ve hileli olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, köyde akrabalar arasında yaşanan tatsızlıklardan dolayı davacıların arazilerini satmaya karar vermesi üzerine davacıların payı ile birlikte kendi payını da ..."e sattığını, ancak ..."in kardeş olan taraflar arasında husumetin tarafı olmak istemediği için arazileri almaktan vazgeçmesi üzerine aldığı parayı iade ederek arazileri üzerine aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının mirasçılardan mal kaçırma saiki ile kötüniyetli ve muvazaalı olarak işlem yaptığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden ve geri çevirme neticesinde temin edilen belgelerden; mirasbırakan "...""ın 28.04.2002 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak çocukları olan davacılar ... ... ile davalı ... ve dava dışı ..."in kaldıkları, mirasbırakan"dan 34 adet ( 15, 21, 31, 52, 53, 70, 72, 105, 112, 162, 249 parsel ile 1/10 oranında paydaşı olduğu 9, 12, 25, 51, 55, 63, 65, 67, 85, 93, 125, 146, 164, 166, 172, 181, 189, 194, 198, 200 parsel ve 7/8 oranında paydaşı olduğu 10 ve 186 parsel sayılı) taşınmazın mirasçılara intikal ettiği, davacı ..."in dava dışı ... ile birlikte 20.09.2005 ve davacı ..."nın 27.04.2010 tarihinde satış yetkisini de içerir şekilde verdikleri vekâletnameler ile kardeşleri olan davalı ..."ı vekil kıldıkları, anılan vekâletnameler ile paydaş vekilin kendi payı ile birlikte davacıların ve dava dışı diğer paydaş Meryem"in 27 adet (9, 15, 21, 25, 31, 52, 53, 55, 65, 67, 70, 72, 85, 93, 105, 112, 125, 162, 164, 166, 172, 181, 189, 194, 198, 200 ve 249 parsel sayılı) taşınmazdaki payını 04.06.2010; 6 adet ( 10, 12, 51, 63, 146 ve 186 parsel sayılı) taşınmazdaki payını 10.01.2012 tarihinde oğlunun kayınbabası olan dava dışı Mehmet Çakmak"a satış aktiyle temlik ettiği, 18 adet (9, 21, 25, 65, 67, 85, 93, 105, 112, 125, 162, 164, 172, 181, 189, 194, 198 ve 249 parsel sayılı) taşınmazdaki payları 12.08.2010; 9 adet ( 15, 31, 52, 53, 55, 70, 72, 166 ve 200 parsel sayılı) taşınmazdaki payları 20.09.2010; 6 adet (10, 12, 51, 63, 146 ve 186 parsel sayılı) taşınmazdaki payları ise 07.02.2012 tarihinde davalının satın aldığı, buna karşın 155 parsel sayılı taşınmazın komisyonda itirazlı yerlerin tescili suretiyle oluştuğu ve davacılar ile davalının 1/40 ar payının bulunup temlik görmediği, karar tarihinden sonra... Müdürlüğünün yazı cevabından dava konusu taşınmazların 3083 sayılı yasa kapsamında toplulaştırma işlemi neticesinde muhtelif ada ve parsellere ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; dava konusu taşınmazlardan 155 parsel sayılı taşınmazın temlik edilmediği gözetildiğinde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu söylenemez.
Öte yandan;davacılar,anılan temliki işlemlerin vekâlet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
6100 sayılı HMK. nun 26. ve 33.(1086 sayılı HUMK.nun 74 ve 76.) maddeleri hükümleri gereğince davada vakıaları bildirmek taraflara; bildirilen vakıalara göre hukuki sebepleri belirlemek ve buna uygun yasa hükümlerini uygulamak hâkime yüklenen bir görevdir.
Eldeki dava, mahkemece, muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak nitelendirilmiş ise de; dava dilekçesinde belirtilen olgulardan ve ileri sürülen hususlardan, davanın vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuksal sebebine dayandırıldığı açıktır. Dilekçede ileri sürülen muvazaa sözcüklerinin bir bütün halinde temliki işlemlerin geçersizliğinin ileri sürülmesi amacına yönelik bulunduğu düşünülmelidir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlar bakımından belirtilen hukuki sebebe yönelik bir inceleme yapılmamıştır.
Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekâlet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
../...
Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 6098 sayılı TBK" nun 506/2. (818 sayılı BK" nun 390/2.) maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. ... tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne varki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Hâl böyle olunca; çekişme konusu 155 parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın reddine karar verilmesi; diğer 33 adet taşınmaz bakımından ise öncelikle revizyon gören tapu kayıtlarının temin edilerek yukarıda açıklanan ilke ve olgular uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; dava konusu 20 adet ( 9, 12, 25, 51, 55, 63, 65, 67, 85, 93, 125, 146, 164, 166, 172, 181, 189, 194, 198, 200 parsel sayılı) taşınmazda mirasbırakanın 1/10, 2 adet (10 ve 186 parsel sayılı) taşınmazda ise mirasbırakanın 7/8 oranında payının bulunduğu ve davacıların temlik ettiği miras paylarının çekişmeli olmasına karşın taşınmazların tamamı üzerinden kabul kararı verilmesi de doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.