1. Hukuk Dairesi 2019/971 E. , 2021/1480 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda asıl ve birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar asıl ve birleştirilen davada davacılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.03.2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat gelmedi, temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar asıl davada, mirasbırakan ...’ın ... olduğu 208 ada 8 parsel sayılı taşınmazını davalı gelini ...’a bağış suretiyle, ...’nın da eşi ... ...’a, ...’in de davalı oğulları ... ve ...’e satış suretiyle devrettiğini; birleştirilen davada ise, mirasbırakan ...’ın ... olduğu 199 (toplulaştırma sonrası 189 ada 8, 9, 10, 11, 12) parsel sayılı taşınmazı oğlu olan ... ... ile ...’den olma torunları davalı ... ve ...’a satış suretiyle devrettiğini, daha sonra davalılar ... ve ... tarafından diğer davalılar ..., ... ve ...’ın her birine 5.700 m2 olacak şekilde temlikler yapıldığını, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler; davacılardan ...’un yargılamanın seyri sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya katılmışlardır.
Davalılar, zamanaşımı süresinin geçtiğini, 208 ada 8 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan ... tarafından davalı ...’ya yapılan herhangi bir devrin bulunmadığını, mirasbırakanın denkleştirme amacıyla hareket ettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu 208 ada 8 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan ... tarafından davalı ...’ya yapılan bir temlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleştirilen davaya konu taşınmazların davalılara temliklerinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesi ile birleştirilen davanın kabulüne, davalı ... hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından bu davalı bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar yalnızca davalı tarafın temyizi üzerine Dairece, “...Hemen belirtilmelidir ki, bu davanın kabul edilmesi halinde mirasçı sıfatı ile dava konusu taşınmazlarda hak sahibi olacak mirasbırakanın kızı ve davalılar tanığı ...’un 27.06.2013 tarihli keşifte alınan beyanında; murisin sağ iken herhangi bir paylaştırma yapmadığını, öldükten sonra ...’in eşi davalı ...’nın kendisine 8 dönüm yer verdiğini, diğer kız kardeşlerine de yer verdiğini, herkesin payını aldığını ifade ettiği, diğer davalı tanığı ...’ın ise; mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçılarından iki adet taşınmaz satın aldığını, 30.000-TL para ödediğini ve bu parayı bölerek 4 kız kardeşe verdiğini, kızlardan birinin de davacı ... olduğunu, ...’in para istemediğini, sadece imza atıp gittiğini ifade ettiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, mahkemece anılan tanık beyanlarında ifade edildiği hususlarda araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca, gerçekten de ...’in eşi dava dışı ... tarafından davacı ve dava dışı ...’ye taşınmaz verilip verilmediğinin araştırılması, verilmiş ise bu hususun da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu 208 ada 8 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan ... tarafından davalı ...’ya yapılan bir temlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; mirasbırakan ...’in dava dışı bir kısım taşınmazının satışından elde edilen para ile dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazın dava dışı kişiye satılan kısmından elde edilen paranın mirasbırakanın kızlarına verilmek suretiyle paylaştırma yapıldığı, tüm mirasçıların haklarını aldıkları gerekçesiyle birleştirilen davanın da reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, asıl davaya konu 208 ada 8 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan ... tarafından davalı ...’ya yapılan bir temlikin bulunmadığı, birleştirilen davaya konu 199 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan adına kayıtlı iken 01.11.1982 tarihinde 1/3’er payla dava dışı ... ile davalılar ... ve ...’e satış suretiyle temlik edildiği, ...’in de 1/3 payını 23.01.1991 tarihinde dava dışı ...’ya, ...’in de 3/33 payı üzerinde bırakıp 8/33 payı 23.1.1991 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, 17.03.1995 tarihli ifrazen taksim işlemi ile taşınmazın 2114 ve 2115 parsel numaralarını aldığı, 2115 parselin tamamının dava dışı ... adına tescil edildiği, 2114 parsel sayılı taşınmazın ise ifraz sonrası 19/30 payının davalı ..., 11/30 payının davalı ... adına tescil edildiği, davalı ...’in bir kısım payını 02.11.2003 tarihinde davalı ...’e, bir kısmını ise 21.07.2003 tarihinde davalılar ..., ... ve ...’a satış suretiyle devrettiği, çekişme konusu taşınmazın 16.09.2008 tarihili toplulaştırma işlemi ile 189 ada 8 parselin davalı ..., 9 parselin davalı ..., 10 parselin davalı ..., 11 parselin davalı ..., 12 parselin davalı ... adına tescil edildiği, 1896 doğumlu muris ...’in 17.10.1989 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak taraflar ile birlikte dava dışı çok sayıda mirasçısının kaldığı, bozma sonrası tapu kayıtlarında yapılan incelemede, mirasbırakanın oğlu ... ya da davalı ... tarafından mirasbırakanın kızlarına bir taşınmaz devri yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; asıl davaya konu 208 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozma öncesi davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı tarafça temyiz edilmediği, bozma dışında kalan bu hususta karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetildiğinde, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddiyle, asıl dava bakımından usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA.
Davacıların birleştirilen dava yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, mirasbırakanın, birleştirilen davaya konu 88.000 m2 miktarlı 199 parsel sayılı taşınmazı 1/3’er paylarla davalıların mirasbırakanı olan oğlu ... ile temlik tarihinde henüz 13 ve 18 yaşlarında olan davalı torunları ... ve ...’e temlikinin muvazaalı olduğu dosya kapsamıyla sabittir. ... sonra ... tarafından davacılara kısmi ödeme yapılmasının muvazaalı işlemi geçerli hale getirmeyeceği de açıktır.
Hal böyle olunca, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (dahili davalı – dahili davacı) diye bir müessese bulunmayıp, ıslah suretiyle dahi tarafın değiştirilemeyeceği genel usul kuralıdır. Bir başka anlatımla zorunlu dava arkadaşlığı hariç bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesi olanaksızdır. Davada taraf olmayan kimse veya kişi hakkında hüküm kurulamaz.(HMK. 297. md.).
O halde, usulünce açılmış bir davası bulunmadığı halde bozma kararından sonra davacılar vekilince 11.09.2018 tarihli dilekçeyle davacı olarak davaya dahil edilmeleri istenilen mirasçılar ..., ... ve ...’nın eldeki davada davacı sıfatı bulunmadığı gözetildiğinde adı geçenler yönünden hüküm tesis edilmesi de doğru olmamıştır.
Davacıların temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile birleştirilen davaya ilişkin hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 3.050.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.