Hukuk Genel Kurulu 2018/947 E. , 2020/1015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “hizmet tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacılar vekili 12.05.2009 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekillerinin murisi...’ın 15.06.2003 tarihinden vefat ettiği 16.05.2007 tarihine kadar davalı şirkette hasta bakıcı olarak kesintisiz çalıştığını, hizmetlerinin Kuruma eksik bildirildiğini, aylık 30 gün yerine 15 gün üzerinden primlerinin yatırıldığını ileri sürerek 730 günlük fiili hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminde hata bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı Şifa Tıp Merkezi Sağlık Hiz. Ltd. Şti. adına ... verdiği cevap dilekçesinde; murisin işe başladığı günden vefat ettiği güne kadar çalışmalarının Kuruma eksiksiz bildirildiğini, çalışma süresi boyunca bildirilen prim gün sayılarına itirazı olmadığını, yapılan sözleşme çerçevesinde part-time temizlik işçisi olarak çalıştığını, kendi rızası ile hastalara yardımcı olup bahşiş alma gayesi ile çalışma süresi dışında tıp merkezinde kaldığını, klinik kapatıldığından dolayı evrakın kaybolduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
7. Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 14.02.2013 tarihli ve 2009/293 E., 2013/135 K. sayılı kararı ile; dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu, Kurumdan celp edilen belgelerden davacının davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığı, bordro tanıklarının aynı zamanda hasta bakıcı olarak da çalştığını doğruladığı, davalı işyeri temsilcisinin cevap dilekçesinde, işverenin rızası dışında murisin normal çalışma süresi haricinde kendi isteği ile tıp merkezinde kalarak bahşiş aldığını, bazen de fazla çalışma yaptığını belirtmekteyse de işveren rızası dışında davacılar murisinin işyerinde çalışma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle murisin davalı işyerinde tam zamanlı çalışmasına rağmen 15 gün üzerinden primlerinin yatırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 25.05.2015 tarihli ve 2015/5288 E., 2015/11829 K. sayılı kararı ile; “..1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, davacıların murisi..."ın davalıya ait işyerinde 15.6.2003-16.5.2007 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa"nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa"nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay"ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay"ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, ..."ın davalıya ait işyerinden 15.6.2003 tarihi ile 2007/6. aylar arası her ay 15 gün bildirim yapıldığı, imzalı ücret ödeme belgelerine göre bazı aylarda aylık çalışmasının 30 günden az (kısmi) olduğu ve Kuruma bildirilen çalışma gün sayısının aylık ücret tediye bordroları ile uyumlu olduğu, ..."ın çalışma gün sayısının çekince koymadan imzaladığı ücret ödeme belgelerinde yazılı süreler kadar olduğu, yazılı belgeler karşısında tanık sözlerine itibar edilemeyeceğinden..."ın ücret tediye bordrolarında yazılı çalışma gün sayısının doğru olduğunun kabul edilmesi yerine tanık beyanlarına göre karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; ücret bordrolarında..."ın imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan ve ücret bordrosu bulunmayan süreler yönünden de mevcut tanık beyanları ile diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...”gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
10. Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 30.03.2016 tarihli ve 2015/1339 E., 2016/265 K. sayılı kararı ile; davalı işveren tarafından eksik gün bildirim formlarının Kuruma verildiği, ancak eksik bildirime ilişkin bilgi ve belgelerin formların ekinde yer almadığı, sigortalılığın zorunlu, kişiye bağlı ve özellikle devredilemez Anayasal bir hak oluşu, ihtirazi kayıt konulmaksızın işçi tarafından imzalanan bordroların işçi aleyhine yorumlanmasının Anayasal güvenceyi hiçe sayacağı, işçinin üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği (vazgeçemeyeceği) sigortalılık hakkı açısından ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan bordronun sözleşmede zayıf taraf olan ve korunması gereken işçi aleyhine yorumlanmasının hakkaniyetle bağdaşmayacağı, dinlenen tanıkların bir kısmının murisin temizlik işi yaptığını, bir kısmının da hasta bakıcı olarak çalıştığını beyan ettikleri, bu beyanlardan murisin işini kaybetmemek için verilen her işi yaptığı, bordroların bilinçsizlik veya işini kaybetmeme korkusu altında ihtirazi kayıtsız imzalanmış olabileceği bu nedenle imzalı bordroların muris aleyhine yorumlanamayacağı, bordro tanıklarının tıp merkezinde onbeş gün üzerinden nöbet usulü çalışıldığına dair beyanlarının ise işyerindeki işlerin süreklilik arz etmesi karşısında inandırıcı bulunmadığı, murisin tam zamanlı olarak temizlik elemanı ve hasta bakıcı olarak çalıştığı gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda imzalı ücret bordrosu ibraz edilen dönemler yönünden bordroların aksinin tanık beyanları ile ispatının mümkün olup olmadığı, mahkemece çalışma süresinin tespitine yönelik yeterli araştırmanın yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
13. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; davalı Şifa Tıp Merkezi Sağlık Hizmetleri Limited Şirketinin Özel Daire bozma kararından önce 17.07.2012 tarihli ortaklar kurulu kararı ile tasfiyesinin kapanmasına, şirketin ticaret sicil kaydının terkin edilmesine karar verildiği anlaşıldığından adı geçen şirketin ihya edilmesi gerekip gerekmediği hususu, ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
14. Ön sorunun çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların irdelenmesi gerekmektedir.
15. Bilindiği gibi çekişmeli yargının konusu davalardır. Dava, bir başkası (davalı) tarafından sübjektif hakkı ihlal veya tehlikeye sokulan veya kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin (davacının), mahkemeden hukukî koruma (himaye) istemesidir. Mahkemeden hukukî koruma isteyen kimseye davacı (müddei) denir.
16. Dava, davacının subjektif hakkını ihlâl eden veya tehlikeye sokan veya davacıdan haksız bir talepte bulunan kimseye karşı açılır; bu kimseye de davalı (müddeialeyh) denir.
17. Bir sübjektif hakkın mahkemeler vasıtasıyla ileri sürülmesi yetkisine dava hakkı denir.
18. Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez.
19. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi hâlinde, o tüzel kişinin taraf (husumet) ehliyeti de sona erer.
20. Bu kapsamda limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi hâlinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir.
21. Somut uyuşmazlıkta; davalı Şifa Tıp Merkezi Sağlık Hizmetleri Limited Şirketinin Özel Daire bozma kararından önce 17.07.2012 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. O hâlde mahkemece anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra usulüne uygun tebligat yapılarak, taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
22. Bu nedenle yerel mahkemece usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan eksik inceleme ile infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmesi hatalıdır. Usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanmadığı eldeki dava dosyasında yukarıda açıklanan prosedürün yerine getirilmemesi temyiz incelenmesine usulen engel oluşturduğundan öncelikle mahkemece yukarıda açıklanan yasal prosedür tamamlanmalıdır.
23. Bu itibarla temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla davacı tarafa süre verilerek davalı Şifa Tıp Merkezi Sağlık Hizmetleri Limited Şirketinin ihya edilmesi için direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.12.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.