Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2016/1340
Karar No: 2020/1017
Karar Tarihi: 09.12.2020

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/1340 Esas 2020/1017 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2016/1340 E.  ,  2020/1017 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


    1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 11. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

    I. YARGILAMA SÜRECİ
    Davacı İstemi:
    4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 20.06.1994-10.08.2011 tarihleri arasında en son şef yardımcısı olarak çalıştığını, toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılan 45 günlük ücret üzerinden kıdem tazminatı ödenmesinin işyeri uygulaması hâline geldiğini ancak tarafına kıdem tazminatının 30 günlük ücreti üzerinden eksik olarak ödendiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
    Davalı Cevabı:
    5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile Tez-Koop İş Sendikası arasında 01.07.1995 tarihinde toplu iş sözleşmesi imzalandığını, davacının 30.01.1996 tarihinde sendika üyeliğinden istifa ettiğini, toplu iş sözleşmesinin de 30.06.1996 tarihinde sona erip yenilenmediğini, kıdem tazminatının 45 günlük ücret üzerinden ödenmesi uygulamasının kısa bir dönem sürdüğünü, Ortaklar Kurulunun 27.07.2004 tarihli toplantısında işyerinde 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağına oybirliği ile karar verildiğini bu kararın şirket işçilerine tebliğ edildiğini, karara yönelik davacının da aralarında bulunduğu işçilerin açık ya da zımni itirazlarının da söz konusu olmadığını belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemenin İlk Kararı:
    6. Ankara 11. İş Mahkemesinin 30.01.2013 tarihli ve 2011/970 E., 2013/45 K. sayılı kararı ile; davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, 45 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödemesi yapılmasının işyeri uygulaması hâline geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
    7. Ankara 11. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince 19.06.2014 tarihli ve 2013/14554 E., 2014/18033 K. sayılı kararı ile; “… Davacı işçinin toplu iş sözleşmesi sona ermeden önce 30.01.1996 tarihinde sendika üyeliğinden istifa etmiş olması sebebiyle daha sonra sona eren toplu iş sözleşmesi"nin art etkisinden yararlanması mümkün değildir. Diğer yandan davalı işveren tarafından 2004 yılında bir kısım işçilere kırkbeş günlük ücret üzerinden kıdem tazminatı ödenmişse de, 27.07.2004 tarihinde alınan kararla uygulamanın yanlışlığından söz edilerek bundan vazgeçildiği belirtilmiştir. Bu tarihten sonra davalı işverenin eşitlik ilkesine aykırı davranışının varlığı da iddia ve ispat edilememiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının kıdem tazminatı fark alacağına ilişkin talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemenin İkinci Kararı:
    9. Ankara 11. İş Mahkemesinin 22.12.2014 tarihli ve 2014/1488 E., 2014/2117 K. sayılı kararı ile; Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, 27.07.2004 tarihli Ortaklar Kurulu kararının davacıya tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin gönderilmesi için davalıya kesin süre verilmiş olup; toplu iş sözleşmesinin son bulduğu tarihten sonra işten ayrılan işçilere sendikalı sendikasız ayrımı yapılmadan her yıl için 45 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı ve bu durumun işyeri uygulaması haline geldiği, Ortaklar Kurulunun 27.07.2004 tarihli toplantısında alınan kararın tüm çalışanlara tebliğ edildiği savunulmuş ise de davacıya ilgili kararın tebliğ edildiğine ilişkin belge sunulmadığı, davacıya tebliğ edilmeyen değişikliğin kendisini bağlamayacağı bu nedenle 45 günlük ücret tutarında kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
    10. Ankara 11. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    11. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince 09.06.2015 tarihli ve 2015/14261 E., 2015/20102 K. sayılı kararı ile; “…Dairemizin 2013/14554 esas 2014/18033 karar sayılı ilamı ile davacının kıdem tazminatı fark alacağına ilişkin talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulünün hatalı olduğu belirtilerek mahkeme hükmünün bozulduğu, mahkemece Dairemizin 2013/14554 esas 2014/18033 karar sayılı ilamına uyulmasına dair ara karar verildiği halde yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bozmaya uyan mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü hatalıdır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Direnme Kararı:
    12. Ankara 11. İş Mahkemesinin 25.11.2015 tarihli ve 2015/988 E., 2015/1156 K. sayılı kararı ile; bozma kararında 27.07.2004 tarihinden sonra davalı işverenin eşitlik ilkesine aykırı davranışının varlığının iddia ve ispat edilemediğinden hareketle talebin reddinin gerektiğine karar verildiği ve bu noktada bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de emsal nitelikteki birçok dosyada verilen kabul kararlarının ortaklar kurulu kararının işçilere tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğinden bahisle bozulduğu, kararın tebliğ edildiği kanıtlanamayan işçiler yönünden fark alacak taleplerinin kabulüne yönelik kararların onandığı, uygulamanın bu şekilde olması gerektiği konusunda içtihat birliği oluştuğu, sehven eksik incelemeye dayanmayan bozma gerekçesine dayalı Yargıtay bozma ilamına uyulmasının davalı lehine usulî kazanılmış hak oluşturmayacağı, istikrar, hukuki güven ve eşitlik ilkelerinin korunması gerektiği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme Kararının Temyizi:
    13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    II. UYUŞMAZLIK
    14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece fark kıdem tazminatı alacağının reddi gerektiği yönündeki bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda talebin kabulüne karar verilmesi ile bozmanın kapsamı ve emsal dosyalarda varılan sonuç birlikte değerlendirildiğinde davalı lehine usulî kazanılmış hak oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

    III. GEREKÇE
    15. Bilindiği üzere bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usulî kazanılmış hak denilir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar.
    16. "Bir mahkemenin Temyiz Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir, meğer ki bu aykırılık sadece bozma kararında gösterilen bir usul kaidesine ilişkin bulunsun ve son kararın neticesini değiştirecek bir mahiyet arz etmesin. Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince muamele yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli müktesep hak yahut usule ait müktesep hak denilmektedir. Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; usul kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.
    Gerçekten, mahkemenin doğru bularak uyduğu ve yahut kanun gereğince uymak zorunda olduğu bozma kararı ile dava, usul ve kanuna uygun bir çığıra sokulmuş demektir. Buna aykırı karar verilmesi, usul ve kanuna uygunluktan uzaklaşılması manasına gelir ki, böyle bir netice asla kabul edilemez ( 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
    17. Aynı ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2003 tarihli ve 2003/8-83 E., 2003/72 K.; 17.02.2010 tarihli ve 2010/9-71 E., 2010/87 K.; 25.01.2017 tarihli ve 2015/9-463 E., 2017/137 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
    18. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulî kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK’nın 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 19 K.; 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K.).
    19. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulü kazanılmış haktan söz edilemez (Kuru B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6. b İstanbul 2001, s 4738 vd).
    20. Usulî kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.
    21. Somut olaya gelince, mahkemenin davanın kabulüne ilişkin ilk kararı Özel Dairenin 19.06.2014 tarihli ve 2013/14554 E., 2014/18033 K. sayılı kararı ile davanın reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece 12.11.2014 tarihli celsede bozma ilamına uyulması yönünde ara karar verildiği hâlde yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece davanın reddine ilişkin bozmaya uyulması ile davalı lehine usulî kazanılmış hak oluşmuş olup burada usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel teşkil edebilecek istisnai bir durum bulunmadığı gibi emsal dosyalarda varılan sonucun da istisna kabul edilmesi mümkün değildir.
    22. Hâl böyle olunca, mahkemece bozmaya uyulmakla gerçekleşen usulî kazanılmış hak nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
    23. O hâlde Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

    IV. SONUÇ
    Açıklanan nedenlerle;
    Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.12.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi