
Esas No: 2017/2070
Karar No: 2020/1020
Karar Tarihi: 09.12.2020
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2070 Esas 2020/1020 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 07.06.2011 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.06.1985 tarihinde davalı ...’a ait Özel İdare Müdürlüğü onarım inşaatı işyerinde işe başladığını, 3 ay çalıştığını, davalı işveren tarafından 30.08.1985 tarihinde düzenlenerek Kuruma ibraz edilen ve bu tarihte Kurum kayıtlarına giren işe giriş bildirgesine istinaden müvekkiline 14244610 sigorta sicil numarası verildiğini, hâlen bu sigorta sicil numarası ile çalıştığını, emekli olmak için yaptığı başvuru sırasında sigortalılık başlangıç tarihinin 10.02.2006 olduğunu öğrendiğini ileri sürerek, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK/Kurum) vekili 27.10.2011 havale tarihli cevap dilekçesinde, Kurum kayıtlarına göre davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 10.02.2006 olduğu gibi, bu işyerinin İstanbul’da bulunduğunu, davacının davalı ...’a ait müdürlükte bulunan işyeri dönem bordrolarında adına rastlanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
6. Davalı ... vekili 28.02.2012 tarihli cevap dilekçesinde; müvekkilinin aradan uzun zaman geçtiği için tam hatırlamamakla birlikte, davacının işyerinde 01.06.1985 tarihinde bir-iki gün çalışmış olabileceğini belirterek davanın kabulü hâlinde bu durumun göz önünde bulundurulmasını talep etmiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı:
7. Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 05.07.2012 tarihli ve 2011/656 E., 2012/328 K. sayılı kararı ile; işe giriş bildirgesi verilmesinin sigortalının o işyerinde bir gün eylemli olarak çalıştığına karine oluşturduğu, davalı ...’ın kabulü ve tanık anlatımlarına göre davacının davalı işyerinde en az bir gün çalıştığının kabulü gerektiği belirtilerek davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
8. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili kararı süresi içinde temyiz etmiştir.
9. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.11.2012 tarihli ve 2012/20611 E., 2012/21338 K. sayılı kararı ile; işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma verildiğinin uyuşmazlık dışı olduğu ancak işe giriş bildirgesi kişinin işe alındığını gösterse de fiili çalışmanın varlığı açısından tek başına yeterli olmadığı, sigorta başlangıcına dair her davanın sigortalılığın tespiti istemini de içerdiği, bu kapsamda somut olayda mahkemece fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadığı, işe giriş bildirgesi ve somut veriye dayanmayan tanık beyanları ile sonucuna gidildiği, bu itibarla işyerinden Kuruma verilen dönem bordrosu olup olmadığı araştırılarak varsa bordrolarda kayıtlı tanıkların dinlenmesi, bordro tanığı bulunamadığı takdirde komşu işyeri sahipleri ve çalışanları zabıta marifetiyle araştırılarak bilgi ve görgülerine başvurulması, bu şekilde de tanık tespit edilememesi hâlinde davacının bildirdiği tanıkların dinlenmesi, bu tanıkların dava konusu yapılan tarihte işyeri ya da komşu işyeri sigortalısı olup olmadıklarının araştırılması, belirtilen tarihte tanıkların hangi işyerinden sigorta bildirimlerinin yapıldığının sorulması, işyerinde tutulması gereken dosya ve ücret bordrolarının getirtilmesi ayrıca Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılması, müfettiş raporu olup olmadığı araştırılarak elde edilen bilgilerin tanık anlatımları ile örtüşüp örtüşmediği irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin İkinci Kararı :
10. Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu 20.11.2014 tarihli ve 2013/115 E., 2014/1030 K. sayılı kararı ile, kolluk araştırmasında davacıyı tanıyan bilen olmadığının belirtildiği, Kurumca davalı işyerine ait dönem bordrosu olmadığının bildirildiği, dinlenen bordro tanığının tatmin edici ayrıntılara yer vermediği, genel ifadelerde bulunduğu, beyanının hüküm kurmaya yeterli olmadığı, bu nedenle davacının iddiasını net ve şüpheye yer olmayacak şekilde ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
11. Mahkemenin (10). paragrafta belirtilen kararını süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir.
12. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.04.2015 tarihli ve 2015/3927 E., 2015/7824 K. sayılı kararı ile; “…Davacıya ait 01.06.1985 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2011 tarih 2011/10-527 E., 2011/552 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi, “Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 sayılı Kanunun 79.maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17.maddesinde belirtilen dört aylık dönem bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe girdiğini göstermekte ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilmesi olanaklı değildir.
Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden gerçekten çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır.
Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemeli; bu cümleden olmak üzere, işyerinde tutulması gerekli puantaj kayıtları, ücret bordroları ve gerekli dosyalar ile, kurumdaki belge ve kağıtlardan yararlanmalı, ücret bordroları puantaj kayıtları getirtmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırmalı, işyeri çalışanlarını saptamalı ve sigortalının bu işte ne kadar süre ile çalıştığını açıklamalı, gerektiğinde komşu işyeri çalışanlarının bilgilerine de başvurarak gerçek çalışma olgusunu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koymalıdır. .
Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün ve 1999/21-510 E.-1999/527 K.; 30.6.1999 gün ve 1999/21-549 E.-1999/555 K.; 5.2.2003 gün ve 2003/21-35 E.-2003/64 K.; 15.10.2003 gün ve 2003/21-634 E.-2003/572 K.; 3.12.2003 gün ve 2003/21-710 E.-714 K.; 3.11.2004 gün ve 2004/21-480 E.-2004/579 K.; 3.11.2004 gün ve 2004/21-479 E.-2004/578 K.;10.11.2004 gün ve 2004/21-538 E. Ve 2004/621 K.; 01.12.2004 gün ve 2004/21-629 E., 2004/641 K.; 29.6.2005 gün ve 2005/21-409 E.-413 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/21-43 E., 2006/98 K; 12.3.2008 ve 2008/21-242 E. 2008/251 K.; 23.12.2009 gün ve 2009/10-581 E.- 619 K.; 10.2.2010 gün ve 2010/ 10-72 E.2010/72 K.; sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.”.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde, Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan araştırma sonucunda, 01.06.1985 tarihli bildirgenin verildiği işyerinden Kuruma verilen dönem bordrosunun olmadığı, işe giriş bildirgesi haricinde Kurum kayıtlarına geçen bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve bildirge tarihinde anılan iş yeri çalışanlarının tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
Bu hâlde, eldeki mevcut delillere göre değerlendirme yapma zorunluluğu bulunmakta olup Kurum kayıtlarına geçen işe giriş bildirgesi, fiili çalışma olgusunu doğrulayan davacı tanıkları ile davalı işverenin beyanı gözetildiğinde, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihte, davalı işveren yanında çalıştığının kabulü zorunludur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgulara göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
13. Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 26.11.2015 tarihli ve 2015/931 E., 2015/943 K. sayılı kararı ile; ilk bozma kararından sonra yapılan araştırmalar sonucunda kararın değiştirilmesini gerektirecek yeni delil elde edilemediği, mevcut delillerin işe giriş bildirgesi ile soyut, ayrıntı içermeyen, davanın özündeki yaklaşık 2 aylık fiili çalışma iddiasını doğrulayamayan tanık anlatımlarından ibaret olduğu gerekçesiyle önceki hükümde direnilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
14. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
15. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; sigortalılık başlangıç tarihinin 01.06.1985 olduğuna ilişkin davacı iddiasının toplanan delillerle kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
16. 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 20"inci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’dur.
17. 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca, uygulama yeri bulan 506 sayılı Kanun"un 108. maddesine göre, "Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tâbi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.
Tahsis işlerinde nazara alınan sigortalılık süreleri, bu sürenin başlangıç tarihi ile, sigortalının tahsis yapılması için yazılı istekte bulunduğu tarih, tahsis için istekte bulunmuş olmayan sigortalılar için de ölüm tarihi arasında geçen süredir".
18. Bu Kanun’un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, Kanun’un 79. maddesinin onuncu fıkrasına dayalı olan ve “hizmet tespiti davası” olarak nitelendirilen bir görünüm arz etmekte olup, bunun doğal sonucu olarak da söz konusu (1) bir günlük çalışmanın belirlenmesi talepli davada, hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında haksız ve adaletsiz bir durumun oluşmasına yol açabilecektir.
19. 506 sayılı Kanun"un 79. maddesinde ise; "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” düzenlemesi bulunmaktadır.
20. Öte yandan 506 sayılı Kanun"un 2 ve 6. maddelerinde öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak, bu kimselerin ayrıca aynı Kanun"un 3. maddesinde sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 506 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasında yer alan açık hüküm gereğidir.
21. Ne var ki, 506 sayılı Kanun"un 2 ve 6. maddelerindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez.
22. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği üzerinde durulmalıdır.
23. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte, 506 sayılı Kanunun 79. maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 17. maddesinde belirtilen dört aylık dönem bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir.
24. Ancak yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe girdiğini göstermekte ise de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Bu nedenle; işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda, hâkim görevi gereği, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir.
25. Bu kapsamda da işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, aynı dönemde iş yerinde çalışanlar saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı açıklanmalı, gerektiğinde komşu işyeri çalışanlarının da bilgilerine başvurularak gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır.
26. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 16.06.1999 tarihli ve 1999/21-510 E., 1999/527 K.; 30.06.1999 tarihli ve 1999/21-549 E., 1999/555 K.; 05.02.2003 tarihli ve 2003/21-35 E.,2003/64 K.; 06.07.2005 tarihli ve 2005/21-437 E., 2005/448 K.; 30.05.2007 tarihli ve 2007/21-306 E., 2007/320 K.; 15.10.2003 tarihli ve 2003/21-634 E., 2003/572 K.; 03.11.2004 tarihli ve 2004/21-480 E., 2004-579 K.; 03.11.2004 tarihli ve 2004/21-479 E., 2004/578 K. ile 10.11.2004 tarihli ve 2004/21-538 E, 2004/621 K.sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
27. Somut olayda davalı işverene ait 44.003 02715.47/01 sicil numaralı Özel İdare Müdürlüğü Bina Onarım İnşaatı işyerinden davacı adına düzenlenen 01.06.1985 işe giriş tarihli bildirgenin 09.08.1985 tarihinde 46155 varide numarası ile Kurum kayıtlarına girdiği, işe giriş bildirgesi ile birlikte verilen sigorta sicil numarasını 10.02.2006 tarihinden itibaren sigortalı çalışmaları başlayan davacının kullanmaya devam ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Muş İl Müdürlüğü tarafından davalı işyerine ait dönem bordrosu bulunmadığının bildirildiği, yapılan kolluk araştırmasında davalı işyeri adresinde fotoğraf evi bulunduğu, davacının belirtilen tarihte davalıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığını bilen olmadığı yönünde tespit yapıldığı, davacı tanığı Selahattin Demir’in davacının 1985 yılında Özel İdare Müdürlüğü onarım inşaatında çalışırken kendisinin evinde kaldığını ayrıca inşaat işyerinin bulunduğu yerdeki kahvehanelerde oturduğundan davacının burada çalıştığını gördüğünü ancak kaç gün çalıştığını bilmediğini beyan ettiği, diğer davacı tanığı ...’ün ise komşu işyeri olan fırında çalıştığını, davacının Özel İdare Müdürlüğü onarım inşaatı işyerinde çalıştığını ancak kaç gün çalıştığını bilmediğini, fırında sigortasız çalıştığını belirttiği, bu tanığın “Kültür Fırını Nizam Saygın” unvanlı işyerinde 1985 yılı 3. döneminde 104 gün sigortalı çalışmasının Kuruma bildirildiği ayrıca dönem bordrosunda da isminin yer aldığı görülmüştür.
28. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgulara göre; davalı işverence düzenlenen işe giriş bildirgesinin süresinde Kurum kayıtlarına girdiği, bildirge ile birlikte verilen sigorta sicil numarasını davacının hâlen kullanmaya devam ettiği, komşu işyeri olan fırında çalışan davacı tanığı ...’ün davacının davalı işyerinde çalıştığını doğruladığı ayrıca davalı işverenin de davacının 01.06.1985 tarihinde bir iki gün çalışmış olabileceğini beyan ettiği dikkate alındığında; davacı iddiasının toplanan delillerle kanıtlandığı sonucuna varılmıştır.
29. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
30. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 09.12.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.