20. Hukuk Dairesi 2015/2996 E. , 2016/437 K.
"İçtihat Metni"İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., ... köyü 128 parsel sayılı taşınmazın 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, 1979 yılında yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulamasıyla kısmen Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla, bu bölümün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi ... ... ... tarafından düzenlenen 26.09.2005 tarihli krokide çekişmeli parselin (A) harfi ile gösterilen 1663 m² bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle ... adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 15645 m² ve (C) harfi ile gösterilen 10172 m² yüzölçümündeki bölümlere ilişkin davanın reddiyle bu bölümlerin tapu kayıtlarının davalılar üzerinde bırakılmasına ilişkin verilen karar, ... ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle, Dairenin ... gün ve .../... - ... sayılı kararı ile “ (A) harfi ile gösterilen bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde, (C) harfi ile gösterilen bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığından bu bölümlere ilişkin hükmün onanmasına,
Çekişmeli parselin kadastro tesbitine esas alınan K.Evvel ... tarih ve ... numaralı sicilden gelen ... ... tarih ve ... sıra numaralı tapu kaydı, 23880 m2 miktarında olup, kuzeydeki kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve eylemli orman olan bölüm içindeki kadim yol ve hark sınırı itibariyle değişebilir nitelikte sınır içerdiği, 3402 sayılı Kanunun 20/C. maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, tapu kaydının, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırları içinde bırakıldığından kanunî değerini yitirdiği, ancak, daha sonra yürürlüğe giren 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince, tahdit dışına çıkarılan tapulu yerlerin, tapu yüzölçümü ile sınırlı olmak üzere tapu sahiplerine dönmesi kuralı getirildiğinden 3402 sayılı Kanunun 20/C. maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı gözetilip, taşınmazın orman sınırları dışında kaldığı belirlenen ve bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen bölümünün tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek, dava dışı 124, 126 ve 127 sayılı parsellerden başlanarak, 125 ve 129 sayılı şahıs parselleri ile bağlantısı kesilmeyecek biçimde uygulanması, 23880 m² yüzölçümü ile kapsadığı alan belirlenip, bilirkişiye krokisinde işaretlettirilmesi, (B) harfi ile gösterilen eski tarihli, tesbite esas alınan tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamında kalan bölüme ilişkin Hazine davasının reddine, tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı dışında kalan bölümüne ilişkin davasının ise kabulüne karar verilmesi gereğine değinilerek (B) harfi ile gösterilen 15645 m² bölüme ilişkin hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli taşınmazın tapu kaydının kısmen iptaline, teknik bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 23.11.2010 günlü rapor ve eki krokide (A) harfi ile gösterilen 3600 m² bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, (B) ve (C) harfleri ile gösterilen toplam 23880 m² kısmın davalılar adına olan tapu kaydının aynen devamına, ayrı ayrı 1.100.-TL maktu vekâlet ücretinin karşılıklı olarak taraflara ödenmesine karar verilmiş, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ... gün ve ... - ... sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "... ... 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 128 parsel sayılı 27500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, K. Evvel ... tarih ve ... numaralı sicilden gelen Mayıs ... tarih ve ... sıra numaralı tapu kaydı ve 326 tahrir numaralı vergi kaydı esas alınarak, ... ... adına tesbit edilmiş, satış yoluyla davalı gerçek kişilere geçmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra (A) harfi ile gösterilen 3600 m² bölümün orman olarak tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; Daire bozma kararında çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1663 m² bölümünün kesinleşmiş orman sınırı içinde kaldığı, (B) harfi ile gösterilen 15645 m² bölümünün 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı, (C) harfi ile gösterilen 10172 m² bölümünün ise kesinleşmiş orman sınırı dışında kaldığının kabul edildiği, davalıların dayandığı ... tarih ... nolu tapu miktarı olan 23880 m² kadar kısmın (C) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümü birlikte kapsadığının belirlenmesi sonucu 23880 m² yer için davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği açıklandığı halde, miktar fazlası olup, 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan bölüme ilişkin olarak davanın reddine karar verildiği halde, miktar fazlası kısmın Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gözönüne alınmadan, orman niteliğiyle tesciline karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, fen ve orman bilirkişisinden ek rapor alınarak, davalıların dayandığı ve çekişmeli taşınmazın tesciline dayanak alınan Kanuni Evvel ... tarih ... sıra nolu tapu kaydının miktar fazlası olup, orman sınırı dışına Hazine adına çıkarılan taşınmaz bölümünün miktarı belirlenmeli, bundan sonra .../.../.... tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun uyarınca 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisi değerlendirilmelidir.
Kabule göre de; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen "Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine vekâlet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmolunamayacağı gözetilmeden davacı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir." şeklindedir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulü ile 23.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile işaretli yeşil alanda kalan ve bozmadan önce bilirkişinin belirlediği sınır olarak belirtilen 1.663 m2 kısma ilişkin 128 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfı ile sınırlandırılmasına, 23.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda bir önceki paragrafta belirtilen kısım dışında kalan 1.937 m2 alan yönünden 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince vazgeçme vaki olduğundan bu kısma ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine.
(B - C) harfleri ile belirtilen alanlar yönünden açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 sayılı Kanuna göre 1979 yılında yapılıp 18.06.1980 tarihinde ilân edilerek 18.06.1981 tarihinde kesinleşen (itirazlı yerlerde komisyon kararları 10.03.1981 tarihinde ilân edilerek 10.03.1982 tarihinde kesinleşmiştir) aplikasyon, orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 27.06.1988 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Hükmüne uyulan bozma ilâmına göre, (A) harfi ile işaretli 1663 m2 taşınmaz bölümünün kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı belirlenerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 23/11/2010 tarihli bilirkişi raporunda 1937 m2 olarak işaretli bölümün ise 2. madde sahasında kaldığı ancak davalıların tutunduğu Mayıs ... tarih ... numaralı tapu kaydının miktar fazlası olduğu, bu nedenle ... adına orman sınırları dışına çıkarılacağı, ancak ...nin 06/08/2014 tarihli dilekçesiyle, miktar belirtmeksizin 6292 sayılı Kanun kapsamında kalan bölüme yönelik davasından vazgeçtiği, buradaki vazgeçmenin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesi ve devamında düzenlenen teknik anlamda bir "davadan feragat" olmayıp, 6292 sayılı Kanundan kaynaklanan ve davalının rıza ve muvafakatının da aranmadığı, kendine özgü (davanın geri alınması niteliğinde) bir vazgeçme olduğu, bu nedenle 1937 m2 bölüm hakkında "davanın feragat nedeniyle reddine" değil, "Hazinenin davadan vazgeçmiş sayılmasına" karar verilmesi gerektiği, (C) harfi ile işaretli 10172 m2 bölümün ise hem davalıların dayandığı tapu kapsamında, hem de 2/B madde sahası dışında kalmakla, zaten davanın konusu olmadığı, bu nedenle bu bölüm yönünden de esastan red kararı verilmemesi gerektiği, ayrıca, 6292 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sonuçlandırılacak davalarda, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve taraflar leh ve aleyhine vekâlet ücreti takdir edilmemesi gerektiği halde, davalılar lehine 1500.-TL vekâlet ücreti takdir edilmiş olması doğru değil ise de, bu yanılgıların giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple, hükmün 1. bendinin 2. paragrafında yazılı " 23.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda bir önceki paragrafta belirtilen kısım dışında kalan 1.937 m2 alan yönünden 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince vazgeçme vaki olduğundan bu kısma ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine." sözlerinin kaldırılarak, yerine “...1937 m2 alan yönünden, davacının davadan vazgeçmiş sayılmasına" ibaresinin yazılmasına, yine 1. bendin 3. paragrafında yazılı "23.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda (B - C) harfleri ile belirtilen alanlar yönünden açılan davanın esastan reddine" ibaresi yerine, "C işaretli alan yönünden davanın esastan reddine" ibaresinin yazılmasına, 6. bentde yazılı " davalı taraf için belirlenen 1500.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" ibarelerinin tamamen hükümden çıkarılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 18/01/2016 günü oy birliği ile karar verildi.