3. Hukuk Dairesi 2016/16482 E. , 2017/5367 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakası artırım davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ile 2011 yılında boşandıklarını, 2000 doğumlu müşterek çocuk M....."un velayetinin kendisine verildiğini,müşterek çocuk için nafaka artış davası ile hükmedilen 450 TL"lik nafakanın çocuğun masraflarının artması nedeniyle yetersiz kaldığını; yine, davalı tarafın bitmeyen husumeti nedeniyle sürekli davalarla uğraşması sonucu 2013 yılında hükmedilen 450,00 TL iştirak nafakasının yetersiz kaldığını; davalının ekonomik durumunun iyi olduğunu, 3 ev araba ve bankadaki parasını boşanmadan önce başkalarının üzerine geçirmesi nedeniyle yararlanamadığını, davalının kira geliri olduğunu, maaşının yüksek olduğunu, nafakanın artmaması için sürekli kendisini borçlu gösterdiğini, yalnız yaşadığını, ev kirası ödemediğini, kendisinin ise bakmakla yükümlü olduğu dört çocuğu olduğunu, davalıya haksız olarak ödediği tazminat nedeniyle banka kredisinin de halen devam ettiğini ileri sürerek; müşterek çocuk M..... lehine hükmedilen aylık 450 TL"lik iştirak nafakasının 900 TL"ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, boşanmada hükmedilen nafakanın TEFE artış oranına göre artırılacağının belirtildiğini, davacının bu davada ve sözünü ettiği dava dosyasındaki iddialarının aynı olduğunu, davayı etkileyecek bir değişiklik olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının, eldeki davayı boşanma davasında aleyhine hükmedilen tazminatları ödediği için maaşında kesinti yapılması nedeniyle ekonomik zorluk yaşadığından bahisle açtığını,tarafların sosyal ve ekonomik durumu incelendiğinde hükmedilen nafakanın çocuğun ihtiyaçlarına uygun olduğunu,yine tarafların her ikisinin de sabit maaşları olduğunu ve nafaka artışına gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava;iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir.
TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir.
TMK"nun 331.maddesi uyarınca da; Durumun değişmesi halinde, hakim, nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.
TMK.nun 328/1.maddesinde “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.” Aynı yasanın 2.fıkrasında ise, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” hükmü mevcut bulunmaktadır.
Somut olayda;tarafların 2011 yılında boşandıkları,boşanma neticesinde müşterek çocuk 2000 doğumlu M....."un velayetinin davacı anneye verildiği ve müşterek çocuk lehine aylık 175 TL iştirak nafakasına hükmedildiği,2013 yılında açılan nafaka artırım davası neticesinde müşterek çocuk için hükmedilen nafakanın aylık 450 TL"ye yükseltildiği ve ÜFE oranında artışa da karar verildiği ve bu kararın Dairemizce 27.02.2014 tarihinde onandığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre ise,davacının memur olduğu,aylık 2.300 TL geliri bulunduğu,eşinin de Türk Telekom"da işçi olduğu,onun da aylık yaklaşık 2.200 TL geliri bulunduğu,4 oğlu ve 1 kızı bulunduğu; davalının ise, memur olup aylık 1.700 TL maaş aldığı, babasına ait evde ikamet ettiği,tek başına yaşadığı tespit edilmektedir.
Bu durumda;tarafların yukarıda ifade edilen sosyal ve ekonomik durumları,müşterek çocuğun yaşı,eğitiminin devam etmesi, sosyal aktiviteleri vb. ihtiyaçları için yapılması gereken masraflar,aradan geçen süre,son nafaka artışının 2013 yılında yapılmış olması da nazara alındığında,mahkemece nafakanın hakkaniyete uygun bir miktarda arttırılması gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece;yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle,müşterek çocuğun yaşı,ihtiyaçları,eğitiminin devam ediyor olması,aradan geçen sürede ihtiyaçlarında artış olması ve son nafaka artışının da 2013 yılında hüküm altına alınmış olması da nazara alınmak suretiyle, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, (TMK"nun 4. maddesi gereğince) hakkaniyete uygun bir miktarda nafaka artırımına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.