Ceza Genel Kurulu 2014/642 E. , 2016/13 K.
"İçtihat Metni"Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 2. Ceza Dairesi
Mahkemesi : Çocuk
Hırsızlık suçundan sanık ...’nin 5237 sayılı TCK"nun 142/1-b, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin, Çocuk Mahkemesince verilen 27.12.2011 gün ve 472-597 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 22.10.2013 gün ve 1786-23888 sayı ile;
“...Suça sürüklenen çocuğun şikâyetçiye ait direksiyondan kilitli motorsikleti düz kontak yapmak suretiyle çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK"nun 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna uyduğu gözetilmeksizin, eylemin nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Yasanın 142/1-b maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 29.05.2014 gün 33-493 sayı ile;
“...Olay tarihinde suça sürüklenen çocuğun yaşı büyük sanık .... ile birlikte motosiklet hırsızlığı yapmak suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk ... savunmasında; üzerine atılı suçu kabul etmediğini, olay günü öğleden sonra saatini tam olarak hatırlayamadığı bir zamanda ... ile birlikte gezdiklerini, ... ’in motosikleti çalmayı teklif ettiğini ancak kabul etmediğini, Enes"in motosikleti düz kontak yaparak çalıştırdığını, eve gitmek istediğini ancak ...."in arkasından gelerek motosiklete binmesini istemesi ve eve bırakacağını söylemesi üzerine motosiklete bindiğini, yolda giderken polisler tarafından yakalandıklarını bildirmektedir.
Asliye Ceza Mahkemesi"nde yargılanan yaşı büyük sanık ..."da mahkemedeki savunmasında; olay tarihinde ... ile beraber yürüdükleri sırada tünelin çıkışında gördükleri motosikleti ..."nin düz kontak yapmak suretiyle çalıştırdığını ve beraber motora binip gezdikleri sırada polisler tarafından yakalandıklarını bildirmekte, hazırlıktaki beyanında; amaçlarının motor çalıp satmak olduğunu bildirmektedir.
Müşteki motorunu 02.08.2011 tarihinde tünel çıkışına saat 12.40 sıralarında direksiyonunu kilitlemek suretiyle park ettiğini, saat 13.00 sıralarında geri geldiğinde motosikletini yerinde bulamadığını bildirmektedir.
02.08.2011 tarihli olay yakalama-muhafaza altına alma-görgü tespit tutanağı içeriğine göre suça sürüklenen çocuk ile yaşı büyük Enes Arslan"ın aynı gün saat 15.00 sıralarında uygulama yapan ve... "ı tanıyan emniyet görevlileri tarafından ....Caddesinde suça konu motosiklet ile seyir halinde oldukları sırada durdurulmak istendiklerinde durmadıkları ve kaçtıkları, kovalamaca sonucu yakalandıkları,
Suça konu motosikleti kullanan şahsın siyah kaskının olduğu, kovalamaca sırasında kaskı çöp konteynırına attığı ve yakalandığında şahsın suça sürüklenen çocuk ..."nin olduğunun belirlendiği, buna göre suça sürüklenen çocuğun savunmasında bildirdiği motoru Enes"in kullandığına ve kendisini eve bırakacağını söylemesi üzerine motora bindiğine ilişkin beyanının doğru olmadığı,
..."nin üzerinde yakalandığı sırada bıçak ele geçirildiği,
Tutanak içeriği itibariyle motosikletin kontak kısmının çıkık ve kablolarının kesik ve düz kontak yapılmış olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Bu tespitlere göre;
Suça sürüklenen çocuğun olay yerinde ... ile birlikte olsa da olaya katılmadığına ilişkin suçtan ve cezadan kurtarma amaçlı savunmasına itibar edilmemiş, Enes Arslan"ın suça sürüklenen çocuğa iftirada bulunması için bir neden tespit edilememiş ve bu husus savunmada ileri sürülmemiştir. ... ile müştekinin dosya kapsamı içeriğine göre bütünüyle itibar olunan beyanı ve suça sürüklenen çocuğun tevil yollu ikrarı ve olay tutanağı içeriği dikkate alınarak;
Olay tarihinde saat 12.40 ile 13.00 arasında suça sürüklenen çocuğun ... ile birlikte motor çalma konusunda irade birliği içerisinde müştekiye ait motoru ... Caddesi ... çıkışında gördükleri, müştekinin motosikletini direksiyon kilidini kilitlemek suretiyle olay yerine bırakmış olduğu, suça sürüklenen çocuk ..."nin üzerinde ele geçirilen bıçak ile motosikletin kontak kablolarını kestiği ve düz kontak yapmak suretiyle motoru çalıştırdığı, bu esnada Enes"in gözcülük yaptığı, motoru ..."nin kullandığı, ..."in motorun yolcu kısmına bindiği, birlikte motor ile seyir halinde oldukları sırada polisler tarafından yakalandıkları, motorun alındığı yerden götürüldüğü yer arası ve aradan geçen zaman dikkate alınarak motorun müştekinin egemenlik alanından çıktığı ve suça sürüklenen çocuğun egemenlik alanına geçmesi nedeniyle suçun tamamlanmış olduğu mahkememizce anlaşılmış ve olayın oluşu bu şekilde kabul olunmuştur.
Suça sürüklenen çocuğun açıktan hırsızlık olarak iddianamede değerlendirilmiş ve bu suça uyan sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiş ise de, mahkememizce eylem açıkta ancak kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık olarak değerlendirilmiş, bu suça uyan TCK’nun 142/1-b maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, bu konuda suça sürüklenen çocuk müdafisine ek savunma hakkı verilmiştir.” gerekçesiyle önceki hükmünde direnmiştir.
Resen temyize tabi olmayan direnme hükmünün şikâyetçi, sanık veya müdafii yada Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmemiş olmasına karşın, yerel mahkemece dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2014 gün, 326605 sayı ve “incelenmeksizin mahalline iade” istekli tebliğnamesiyle, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç vasfının belirlenmesine ilişkin ise de, taraflarca temyiz edilmeyen yerel mahkeme direnme hükmünün, Ceza Genel Kurulunca incelenmesinin mümkün olup olmadığı hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel mahkemece yokluğunda verilen direnme kararının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, resen temyize tabi olmayan bu hükmün sanık ve Cumhuriyet savcısınca temyiz edilmemiş olmasına karşın yerel mahkemece kendiliğinden Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılmaktadır.
Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir.
Bunlardan ilki süre şartıdır. Kanunun 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim edilmemişse tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi 310. maddenin 3. fıkrasındaki farklı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar yönünden bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlar.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli ikinci şart ise istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan "davasız yargılama olmaz" ilkesine uygun olarak temyiz davası kendiliğinden açılmaz, bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. 1412 sayılı CMUK’nun halen yürürlükte bulunan 305. maddesinin 1. fıkrası ile bu kuraldan uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek, temyiz incelemesinin kendiliğinden yapılması kabul edilmiş ise de, onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin hükümler dışında kalan kararlarda, süre ve istek şartlarına uygun temyiz davası açılmamışsa hükmün Yargıtay’ca incelenmesi mümkün değildir. Yerel mahkemelerin direnme kararlarının temyizen incelenmesi bakımından da aynı şartlar geçerlidir.
Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;
Resen temyize tabi olmayan direnme kararı yokluğunda verilen sanık müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına karşın, şikâyetçi, sanık müdafii veya Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmemiştir. Bu nedenle açılmış bir temyiz davası bulunmaması ve kendiliğinden de temyize tâbi olmaması nedeniyle direnme kararının Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün değildir.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme kararına karşı açılmış bir temyiz davası bulunmaması ve kararın kendiliğinden de temyize tâbi olmaması nedeniyle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Çocuk Mahkemesinin 29.05.2014 gün 33-493 sayılı direnme kararının, açılmış bir temyiz davası bulunmaması ve kendiliğinden temyize tâbi de olmaması nedeniyle, dosyanın İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.