16. Hukuk Dairesi 2018/224 E. , 2021/1617 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
...
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Mahkemece, dava konusu 112 ada 63, 64 ve 65 sayılı parsellerin ifrazından önceki 112 ada 52 sayılı parsel hakkında Kadastro Mahkemesi ilamı ile hükmen davalılar adına tesciline karar verildiği, davaya konu edilen krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden ise aktif dere yataklarının zilyetlikle kazanılamayacağı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmadığı, davaya konu edilen 112 ada 63, 64 ve 65 sayılı parsellerin, 112 ada 52 sayılı parselin tespitine itiraz sonucu Kadastro Mahkemesinin 2006/166 Esas, 2009/90 Karar sayılı ilamı ile hükmen ifrazen oluşmuş ise de, söz konusu davanın ... tarafından tespit maliki ... mirasçıları aleyhine açılan tespite itiraz davası olup, Kadastro Mahkemesi ilamında davacı ... taraf olmadığından, ilamın davacı yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceğinin ve davacıyı bağlamayacağının düşünülmediği, davacının, 19.02.1979 tarih ve 25 sıra numaralı tapu kaydına dayandığı halde tapu kaydının tesisinden itibaren celp edilerek taşınmaz başında uygulanmadığı ve kapsamının belirlenmediği belirtildikten sonra, davacının dayandığı 19.02.1979 tarih ve 25 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirilmesi, mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi heyeti, jeolog bilirkişi ve fen bilirkişinin katılımıyla keşif yapılması, davacının dayandığı tapu kaydının yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanması, tapu kaydının hudutlarının zeminde tek tek göstertilmesi, gösterilen hudutların fen bilirkişiye işaretlettirilmesi, bilinmeyen sınırların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanının tanınması ve davacının dayandığı tapu kaydının kapsamının kesin olarak belirlenmesi, yerel bilirkişiler ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğunun, kimden kime kaldığının, kimin ne kadar süre ile zilyet bulunduğunun sorulup saptanması, beyanların tespit tutanağı ile çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılması, ziraatçi bilirkişi kurulundan ve jeolog bilirkişiden, taşınmazın niteliği, dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve bilimsel verilere dayalı rapor alınması, fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe imkan verir, davacının dayandığı tapu kaydının uygulamasını ve kapsamını gösterir krokili rapor alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 15.06.2017 havale tarihli rapor ve eki haritada (A) harfiyle gösterilen 4.506,26 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, aynı rapor ve eki haritada 112 ada 63 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 365,48 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro sırasında tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında husumetin, TMK’ nın 713/3. maddesi uyarınca Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerine birlikte yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda, Hazine ile birlikte dava konusu taşınmazın bulunduğu Eskikılıç Köyü Tüzel Kişiliğine de husumet yöneltilmesi gerektiği halde, adı geçen köy tüzel kişiliğine husumet yöneltilmemiş ve dolayısıyla davada taraf teşkili eksik bırakılmıştır. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden esas hakkında hüküm kurulması mümkün bulunmamaktadır. Ayrıca kadastroca tespit harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve haritasına göre gerekli gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerekirken, söz konusu ilanlar da yapılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacıya, davasını Eskikılıç Köyü Tüzel Kişiliği" ne de yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkili sağlandığı taktirde, anılan Köy Tüzel Kişiliği" nden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirmesi halinde delilleri toplanmalı, bundan sonra işin esasına girilip tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve TMK"nın 713/4 ve 5. maddeleri gereğince yasal ilanlar da yapılmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan yapılması zorunlu yasal ilanlar yaptırılmadan esasa ilişkin hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.