20. Hukuk Dairesi 2015/4861 E. , 2016/688 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil ... Yönetimi ile dahili davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... köyü 114 ada 6 ve 10 parsel sayılı sırasıyla 2655,85 m2 ve 2068,74 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senesizden ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., taşınmazların kök muris ..."ye ait olduğunu, mirasçılarına intikal ettiğini, bu yere ait Nisan 1926 tarih 26 numarada tapuda kayıtlı olduğunu ileri sürerek, tespitin iptal edilerek kendisi ile davalı adına eşit oranda tespit ve tescili iddiasıyla dava açmıştır.
... Yönetimi, keşiften sonra mahkemenin ihbarı üzerine 114 ada 10 parsel yönünden davaya müdahil olmuştur.
Mahkemece davanın reddine ve müdahil ... Yönetiminin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu 114 ada 6 parselin tespit gibi davalı adına, 114 ada 10 parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; davacı ... tarafından 114 ada 6 ve 10 sayılı parsellere, davalı ... tarafından ise, 114 ada 10 sayılı parsele yönelik olarak hükmün temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.01.2012 gün ve 2011/17456 - 2012/498 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; "Yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazlardan 114 ada 6 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi dışında kalan orman sayılmayan yerlerden olduğu, 114 ada 10 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içinde kalan ve orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmişse de; 417 - 418 - 419 - 420 - 421 numaralı OS noktaları ile çevrili bulunan 14 numaralı orman içi ziraat poligonundan oluşan kesinleşmiş tahdit haritasının ölçeği kadastro paftasının ölçeğine ve kadastoro pafatsının ölçeği de tahdit haritasının ölçeğine dönüştürülmek suretiyle haritalar birbiri üzerine aplike edilmediği gibi çekişmeli taşınmazların konumu tahdit haritasının üzerinde nokta olarak işaretlenmek suretiyle gösterilmiştir. Rapor bu haliyle denetime olanak vermediği gibi hüküm kurmaya da yeterli değildir. Kaldı ki; dairece iade kararı ile aldırtılan uzman orman bilirkişi tarafından düzenlenen 19.01.2011 tarihli ek raporda; 114 ada 6 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi dışında kalan orman sayılmayan yerlerden olduğu, 114 ada 10 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi içinde kalan ve orman sayılan yerlerden olduğu yine lokal olarak belirlendiği halde, haritaların ölçeklerinin denkleştirilmesi ve çakıştırlmak suretiyle alınan 01.12.2011 tarihli ek raporda ise; çekişmeli her iki 114 ada 6 ve 10 parsel sayılı taşınmazların kesinleşen orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu belirlenmiş, böylece hükme dayanak alınan rapor ile ek rapor çeliştiği gibi ek raporlar dahi birbiriyle çelişkili bulunmaktadır. Uygulamayı denetleme olanağı vermeyen rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Kural olarak; bir yerde kesinleşmiş tahdidin bulunması halinde o yerde bulunan çekişmeli taşınmazların hukukî durumunun uzman orman bilirkişi eliyle yöntemine uygun bir şekilde tahdit haritasının uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, aşağıda belirlenen yöntemle kesinleşmiş tahdit haritasının ölçeği kadastro paftasının ölçeğine ve kadastoro pafatsının ölçeğide tahdit haritasının ölçeğine dönüştürülmek, haritalar birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazlar ve tüm komşu taşınmazlarla birlikte 114 numaralı ada bazında uygulanması gerekir.
Ayrıca; dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalı ... oğlu ..., davacı ... kızı ..."nin amcasıdır. Davacı dava dilekçesinde, Nisan 1926 tarih 26 numaradan 20.05.1958 tarih 17 numaraya kadar intikalen gelen ve yapılan genel arazi kadastrosunda revizyonu olmadığı bildirilen kök murise ait dayanak tapu kaydına dayanmaktadır. Anılan tapu kaydı keşifte uygulanmadığı ve tapu kaydı maliki ile davacı ve davalılar arasında kurulması gereken irsî veya akdî bağın ne olduğu araştırılmadığı gibi, sadece davalının ibraz ettiği ve ortak miras bırakanları olan muris ..."nin haricen taşınmazı oğlu davalı ..."ye satışına ilşkin harici satış senedinin uygulanması suretiyle yetinilmiş ve buna göre hüküm kurulmuştur." ifadelerine yer verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulüne, asli müdahil ... Genel Müdürlüğünün davasının reddine, ... ili ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii 114 ada 6 ve 10 parsel sayılı taşınmazların kadastro komisyon tespitlerinin iptali ile taşınmazın tutanaklarındaki vasıf ve yüzölçümü esas alınmak üzere ölü ... mirasçıları adına verasete iştirak hükümleri uyarınca tamamı 64 pay kabul olunarak, 32 pay murisin ölü oğlu ..."nin kızı ... adına, 8 pay murisin ölü oğlu ..."in eşi ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in kızı ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in oğlu ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in oğlu ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in kızı ...) adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in kızı ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in oğlu ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in kızı ... adına, 3 pay murisin ölü oğlu ..."in kızı ... adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, müdahil ... Yönetimi ve dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1744 sayılı Kanuna göre 03.02.1982 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 2896 sayılı Kanuna göre 21.10.1985 tarihinde ilânı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman tahdidi dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılarak, ayrıca taşınmazların kök muris ..."den kaldığı, tüm mirasçıların bir araya gelmek suretiyle kök muristen gelen taşınmazları paylaştıkları hususunda bir kanıt bulunmadığı ve adına tescil kararı verilen ... mirasçıları yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 20/01/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.