Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/6064
Karar No: 2016/694
Karar Tarihi: 21.01.2016

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/6064 Esas 2016/694 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2015/6064 E.  ,  2016/694 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... kasabası, ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile dava dilekçesinde sınırları yazılı 03.10.2006 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 1005,87 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla (ev ve bahçe) niteliği ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, davalı ... ve ... Yönetimi tarafından temyizi üzerine hükmün, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30/04/2007 tarih ve 2007/3428 Esas - 2007/5510 Karar sayılı ilâmı bozulmasına karar verilmiştir.
    Hükmüne uyulan bozma ilâmında özetle; “Yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma ve işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktaları ile birlikte gösteren onaylı orman tahdit haritası ve komşu parsel tutanakları ile dayanak kayıtları ilgili yerlerden getirtilmeden keşif yapıldığından orman bilirkişi tarafından çizilen krokinin denetlenme olanağı bulunmamakta, ayrıca çizilen kroki üzerinde tüm komşu parseller ölçekli olarak gösterilmediği için de davalı taşınmazın tahdit içinde mi yoksa tahdit dışında mı kaldığı tam olarak anlaşılamamaktadır. Mahkemece komşu parsel tutanakları ve dayanak tapu ve vergi kayıtları da getirtilip yapılan keşifte uygulanmadığı ve yaşlı bilirkişiler dinlenerek arazi kadastrosunun yapıldığı, 1957 tarihinde burasının niçin tapulama harici bırakıldığı, o tarihte hangi nitelikte olduğu, kullanan kişilerin olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu nedenle, öncelikle mahkemece yukarıda değinilen belgeler dosyaya getirtilip ve ayrıca orman kadastrosunun yapıldığı 1980"li yıllara ait memleket haritası ve hava fotoğrafları getirtilerek yeniden inceleme ve keşif yapılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının bilirkişilerce saptanması, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması”gereğine değinilmiştir.
    Mahkemece, yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucu, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 24.11.1988 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 12.03.1960 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
    Mahkemece dava konusu taşınmazın 1986 tarihli hava fotoğrafında çalılık olarak gözüktüğü, bu tarihten dava tarihi olan 28.09.2004 tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de; yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1989 tarihli memleket haritasının yapımına esas 1986 tarihli hava fotoğrafında çalılık alanda olduğu belirtilmesine rağmen rapor ekinde taşınmazın hava fotoğrafı üzerinde gösterimi yapılmadığından rapor içeriği denetlenememiştir. Ayrıca ziraat bilirkişi raporunda; taşınmaz üzerinde 20 ve 30 yaş üstü meyve ağaçları olduğu bildirilmiş olup, ağaç yaşları hesaplandığında bu ağaçların 1989 tarihli memleket haritasındaki yeşil görünümün nedeni olup olmadığı raporlarda tartışılmamıştır. Açıklanan sebeplerle, bilirkişi raporları denetlemeye elverişli nitelikte değildir. Bundan başka, dava konusu taşınmaza komşu olan kadastro parsellerinin tespitlerine esas alınan vergi kaydı araştırılmadan, keşif sırasında uygulanıp dava konusu taşınmazı ne olarak okuduğu belirlenmeden eksik inceleme yapılarak hüküm kurulmuştur.
    O halde; mahkemece, dava konusu taşınmazlara keşif sırasında uygulanan 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarının yapımına esas hava fotoğrafları ile dava konusu taşınmaza komşu olan kadastro parsellerinin tespitlerine esas vergi kaydı dosya içerisine alındıktan sonra, daha önce keşfe katılmamış fen, orman ve ziraat bilirkişileri eşliğinde yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın üzerine bulunan ağaçların cinsleri, yaşları ve dağılımları konusunda bilirkişilerden inceleme elverişli ve kroki üzerinde ağaçların dağılımlarını gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın hem 1963 tarihli memleket haritasının hem de 1989 tarihli memleket haritalarının yapımlarına esas hava fotoğrafı üzerinde streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak inceleme yapılarak taşınmazın niteliğini, konumu ve kullanım durumu, imar ve ihya ile zilyetliğin ne zaman başlayıp tamamlandığı kesin olarak belirlenmeli, kadastro paftası ile hava fotoğrafları; hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumunu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, komşu taşınmazlara uygulanan kayıtlar keşif sırasında mahalli bilirkişiler yardımı ile tatbik edilerek bu kayıtların dava konusu taşınmazı ne olarak okudukları araştırılmalıdır.
    Açıklanan yönteme göre yapılacak araştırma sonunda, parselin öncesinin orman olmadığı anlaşılırsa, bu defa davacı gerçek kişi ve müşterekleri yönünden 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; parselin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, davalı yerdeki kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; davacının belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu müdürlükleri ve ilgili kadastro müdürlüklerinden; çekişmeli taşınmaz dışında, başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtığı bir başka tescil davasının bulunup bulunmadığı hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli; tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli; oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı görülmüştür.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 21/01/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi