Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/627
Karar No: 2016/23

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/627 Esas 2016/23 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Sanığa güveni kötüye kullanma suçundan 2 yıl hapis ve 4.000 Lira adli para cezası verilmiştir. Yerel mahkeme hükmü, Yargıtay tarafından bozulmuş, ancak yerel mahkeme kararı direnerek tekrar aynı cezayı vermiştir. Dosya Ceza Genel Kurulu'nca incelenmiş ve sanık tarafından kanuni süreden sonra gerçekleşen temyiz talebi reddedilmiştir. 5237 sayılı TCK'nun 155/1, 52/2, 53/1 ve 58. maddeleri gereği sanığa ceza verilmiştir. Ayrıca, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir. Yaptığı suça göre ceza sınırı 6 ay ile 2 yıl arasında olan sanık, 2 yıl hapis cezası almıştır.
Ceza Genel Kurulu         2015/627 E.  ,  2016/23 K.

    "İçtihat Metni"

    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
    Mahkemesi : Asliye Ceza

    Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın 5237 sayılı TCK’nun 155/1, 52/2, 53/1 ve 58. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 4.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2009 gün ve 201-67 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 15. Ceza Dairesince 04.02.2015 gün ve 7710-2678 sayı ile;
    "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    Mahkemece dayanılan gerekçelere göre, temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırın üzerinde tayin edilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, 5237 sayılı TCK"nun 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak takdirin kullanılmasıyla alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel mahkeme ise 13.04.2015 gün ve 160-172 sayı ile;
    "...Mahkememizce 19.02.2009 tarihinde sanık ... yönünden verilen hüküm Yargıtay 15. Ceza Dairesince, sanığa verilen temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırının üzerinde tayin edilmesinde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte 5237 sayılı TCK"nun 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak takdirin kullanılmasıyla alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken hak ve nesafet kurallarıyla orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayin edilmesi gerekçesiyle bozulmuşsa da, olayın meydana geliş biçimi, aracın değeri, sanığın yapmış olduğu iş, suç konusunun önemi, kastının ağırlığı, güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak mahkememizce alt sınırdan ayrılınmış olup bu olayla ilgili olarak takdir hakkının kullanılmasında hak ve nesafet ilkeleri yukarıda belirtildiği şekilde sanığın eylemine göre değerlendirilmiş, ayrıca ilk derece yargılama mahkemesi olarak da doğrudan doğruya taraflarla yüz yüze görüşülme imkânının bulunması durumu da göz önüne alındığında olayların ayrı ayrı mahkememizce irdelenmesi ve bu olaydaki tanıkların beyanları karşısında takdir hakkının kullanılmasındaki ölçünün yine hâkime ait olması gerekeceğinden ve bu ölçü kullanılırken de hâkime tanınan takdir hakkının kullanılmasında kanunun temas ettiği fiile ilişkin cezanın alt sınırının 6 ay, üst sınırının da 2 yıl olması nedeniyle sanığa üst sınırdan cezanın verilmesi gerektiği kanaatine ulaşıldığı..." gerekçesiyle direnerek, ilk hükümde olduğu gibi sanığın iki yıl hapis ve 4.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Bu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.06.2015 gün ve 227312 sayılı "temyiz isteminin reddi" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektiren güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulurken temel cezanın 2 yıl hapis ve 200 gün adli para cezası olarak belirlenmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, temyiz talebinin süresinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanığın, yüzüne karşı verilen ve kanun yolu bildiriminde herhangi bir eksiklik bulunmayan 13.04.2015 tarihli hükmü 21.04.2015 tarihinde temyiz ettiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Olağan kanun yollarından sayılan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir.
    Bunlardan ilki istek şartıdır. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan "davasız yargılama olmaz" ilkesine uygun olarak temyiz davasının kendiliğinden açılması mümkün olmayıp, bu konuda bir talebin bulunması gereklidir. 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 305. maddesinin birinci fıkrası ile bu kuraldan kısmen uzaklaşılmış ve bazı ağır mahkûmiyetlerde istek şartından sanık lehine vazgeçilerek temyiz incelemesinin kendiliğinden de yapılabileceği kabul edilmiştir. Ancak onbeş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin hükümler dışında kalan kararlarda, süre ve istek şartına uygun olarak bir temyiz davası açılmamış ise Yargıtay"ca yerel mahkeme hükmünün incelenmesi mümkün değildir. Direnme kararlarının temyizen incelenmesi bakımından da aynı şartlar geçerlidir.
    Uyuşmazlık konusu olayda istek şartının gerçekleştiği konusunda bir tereddüt bulunmadığından temyiz davasının açılabilmesi için gerekli ikinci şart olan süre şartının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.
    1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre, hükmün tefhiminden, tefhim edilmemiş ise tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki farklı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar bakımından bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlayacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Sanığın yüzüne karşı tefhim edilen, kanun yolu bildiriminde eksiklik bulunmayan ve ceza miktarı itibarıyla resen temyize tabi olmayan 13.04.2015 tarihli yerel mahkeme hükmünün, 20.04.2015 Pazartesi günü mesai saati bitimine kadar temyiz edilebilmesi mümkün iken, sanık tarafından 21.04.2015 tarihinde temyiz edildiği sabit olup, temyiz isteğinin kanuni sürede olmadığı anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla, sanığın kanuni süreden sonra gerçekleşen temyiz talebinin 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 310 ve 317. maddeleri uyarınca reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Sanığın kanuni süreden sonra gerçekleşen temyiz talebinin 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesine göre halen yürürlükte bulunan 310 ve 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi