8. Hukuk Dairesi 2014/301 E. , 2014/1393 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sincan İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/12/2012
NUMARASI : 2012/471-2012/607
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire"ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, Sincan 5. İcra Müdürlüğü’nün 2007/1469 sayılı Takip dosyasında yapılan 14.08.2012 günlü hacze konu pres makinesinin davacı üçüncü kişi şirket tarafından 04.10.2011’de satın alınıp bedelinin banka kanalı ile ödendiğini, haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişi ve borçlu şirketler arasında ortaklık yapısı, aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile organik bağ bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: takip borçlusu ve üçüncü kişi şirketler arasında organik bağ bulunduğu gerekçesi ile başka dosyada verilen kararın temyiz incelemesinde onandığı, böylece arada organik bağ olduğu hususunun kesinlik kazandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
14.08.2012 günlü tutanak içeriğine göre dava konusu haciz, S. OSB U. Caddesi No:3 adresinde yapılmıştır. Davacı taraf ise dava dilekçesinde aynı yer “K. Caddesi No:3” adresinde yapıldığını iddia etmektedir.
Hükme esas alınan, Sincan İcra Hukuk Mahkemesi’nin 25.03.2011 gün, 247–145 sayılı kararında bir başka takip dosyasında “U. Caddesi No:3” adresinde yapılan hacizle ilgili üçüncü kişinin açtığı davada, davacı ve borçlu şirketlerin sahibinin aynı kişi olduğu, aynı yerde birlikte çalıştıkları hususu tespit edilip, arada organik bağ bulunduğu gerekçesi ile istihkak davasının reddine karar verilmiş; hüküm, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Ne var ki bu karar kesin hüküm niteliğinde olmadığı gibi organik bağ da tek başına muvazaanın kanıtı olarak kabul edilemez.
Ticaret sicil ve SGK kayıtlarına göre iki şirketin ortaklık yapısı ve çalışanları farklı olmakla birlikte bir kısım ortakların soyadlarının benzer olduğu görülmektedir. Diğer yandan “K. Caddesi No:3” adresinde borçlu şirket 04.08.2009’a kadar faaliyet göstermiş, davacı şirket aynı yerde borcun doğumundan ve takip tarihinden sonra 31.08.2009’da kurulmuştur.
Bu koşullarda yapılması gereken iş, öncelikle haciz adresi ile ilgili tereddüdü gidermek olmalıdır. Bunun için davanın taraflarının beyanı alınıp, ihtilaf varsa icra memurunun tanıklığına başvurulmalıdır. Diğer yandan, davacı ve borçlu şirket ortaklarının nüfus kayıt tabloları getirtilip incelenerek aralarındaki akrabalık bağının derecesi belirlenmelidir. Bununla birlikte gerekirse ticaret sicil kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak (ticari emtia devri, vs. hususlara da bakılarak) ve mahallinde kolluk aracılığı ile araştırma yaptırılarak, davacı şirketin alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı olarak kurulup kurulmadığı duraksamasız bir biçimde belirlenmelidir.
Bu şekilde toplanacak delillerin sonucuna göre, borçlunun davacı şirket üzerinden faaliyetini sürdürdüğü kesin olarak saptanırsa dava reddedilmeli; aksi kanaate varılırsa bu kez İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına kabul edilerek davacı tarafın sunduğu faturanın gerçekliği ve mahcuza uygunluğu keşif ve bilirkişi incelemesi ile saptanarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK"nun 366 ve 6100 sayılı HMK"nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK"nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.