19. Hukuk Dairesi 2018/2742 E. , 2020/1374 K.
"İçtihat Metni"
ESAS SAYISI : 2018/2742
KARAR SAYISI : 2020/1374
T.C.
MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülmekte olan menfi tespit davasının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda verilen kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi tarafından verilen istinaf talebinin esastan reddine ilişkin hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili Av. ... gelmiş, başka gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü .
- K A R A R -
Davacı vekili, davacının dava dışı ...’den alacaklı olduğu ... İcra Müdürlüğü’nün 2008/937 esas sayılı icra dosyasındaki alacağını davalı şirketlerin temsilcisi ve sahibi olan davalı ...’a temlik ettiğini, temlik sırasında dosyada para olmadığı için davacının keşide ettiği 2008 yılı 12.aydan 2010 yılı 12.aya kadar toplam 500.000,00 TL"lik 25 adet çeki davalılara verdiğini, bu çekleri dava dışı kişilerin ciroladıklarını, çeklerin davalı şirketlerce icra takibine konulduğunu, temlik edilen dosyadan 235.551,27 TL tahsil edilmesine rağmen çeklerle ilgili açılan icra dosyalarından mahsup edilmediğini ileri sürerek davacının çeklerin takibe konduğu icra dosyalarından 255.551,27 TL borçsuz olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, süresi geçtikten sonra verdiği beyan dilekçesinde, davacının dava konusu taleplerini yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini, %40"tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 09.11.2017 tarihli celsede davalı ... vekiline temlike konu yapılan davalı ...’ın davacıdan olan alacağının neye ilişkin olduğu, miktarı ve belgesi bulunup bulunmadığı konusunda beyanda bulunması için süre verildiği, davalı vekili yazılı beyanında bu ara karardan dönülmesini, ispat külfetinin davacıda olduğunu beyan ederek herhangi bir belge ibraz etmediği, davalı ...’ın temlik aldığı alacağı kendi şahsi alacağı için temlik aldığını iddia ettiği, dolayısı ile bu davalı ortada şahsi bir alacağının varlığını ispat etme yükümlülüğü altında olduğu, davacının alacaklısı olduğu icra dosyasını borçlu olduğu şirketlerin sahibine temlik ederek borçtan kurtulduğunu düşünmesinin hayatın olağan akışına da uygun olup ortada mahsubu gereken başka şahsi bir borç ilişkisini ispat külfetinin davalılar üzerinde olduğu, davalılar tarafından mahsubun başka bir borca yapılması gerektiğinin ispat olunamadığı, davalıların kötüniyetli olarak 235.551,25 TL tahsilatı icra dosyalarından mahsup etmeden takibe geçtikleri gerekçesiyle bankacı bilirkişi ....’nun 07/02/2017 havale tarihli bilirkişi raporuna göre takip tarihlerine göre önce yapılan takipten başlamak üzere mahsup işlemi yapılarak davacının davasının kabulüne, davacının davalılara 255.551,27 TL ödeme yaptığının tespitine,...İcra Müdürlüğü"nün 2009/8091 Esas ve 2009/5772 Esas sayılı dosyalarında davacının davalılara borcunun bulunmadığının tespitine, bu takiplerin iptaline, ana para üzerinden hesaplanacak %40 kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ... İcra Müdürlüğü"nün 2010/202 Esas sayılı dosyası açısından takip tarihi itibari ile 66.045,24 TL tahsilatın mahsubu ile davacının 43.323,25 TL"den sorumlu olmadığının tespiti ile takibin takip tarihi itibari ile 44.356,98 TL takip çıkışı üzerinden devamına, 43.323,25 TL üzerinden hesaplanacak %40 kötüniyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ...İcra Müdürülüğü"nün 2010/2533 Esas ve ...İcra Müdürlüğü"nün 2011/4529 Esas sayılı dosyalar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının alacaklı olduğu ... İcra Müdürlüğünün 2008/937 Esas sayılı dosyasındaki alacağını davalı şirketlerin sahibi ve yetkili temsilcisi olan diğer davalı ..."a temlik ettiği, temlik edilen icra dosyasından 235.551,25 TL"nin davalı ... tarafından tahsil edildiğinde uyuşmazlık bulunmadığı, her ne kadar davalı ... tarafından yapılan temlikin şirket alacaklarıyla ilgisi bulunmayıp, davacıdan olan şahsi alacağına mahsuben yapıldığı iddia edilmiş ise de bu iddiayı kanıtlar nitelikte delil sunulamadığı, davalı şirketlere ait ticari defterlerin incelenmesinde, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir kayda rastlanılmadığının rapor edildiği, bu durumda tahsil edilen 235.551,25 TL"nin icra takibine konu edilen borç miktarından mahsubunun gerektiği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kendisi tarafından dava dışı kişi lehine keşide edilen ve bir çok kişinin cirosundan sonra bir kısmı davalı ... Gıda … Ltd.Şti.’nin bir kısmınında davalı ...Pet…A.Ş"nin eline geçerek bunlar tarafından 5 ayrı takip dosyası ile icraya konulan çeklerden dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının zira davacının davalı şirketin yetkilisi ...’a davacı tarafından bir icra dosyasında yaptığı temlik nedeniyle 255.551,27 TL ödeme yapılmasını sağladığını bu ödemenin her iki davalı şirkete yönelik olarak yapıldığını dolayısıyla talep konusu çeklerden olan borcun bu şekilde ödendiğini ileri sürerek menfi tespit isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili süresi geçtikten sonra verdiği beyan dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının davalı ...’a yaptığı temlik yoluyla ödemenin davalı şirketlere yapılmış sayılması gerektiği şeklinde kabulle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalıların istinaf başvurusu reddedilmiştir. Öncelikle açılan menfi tespit davasında davalı ...’ın çekler üzerinde herhangi bir sıfatı olmadığı gibi dava konusu takiplerde alacaklı da olmadığından bu şahsın pasif dava ehliyeti olmadığı düşünülmeden bu kişi yönünden de kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. İşin esasına ilişkin olarakta davacı temliki davalı ...’a yapmış olup, anılan kişinin bu temliki temsilcisi olduğu diğer iki davalı şirket adına kabul ettiğine dair bir beyanda bulunmadığı gibi, bu husus temlik evrakından da anlaşılamamakta olup davacı bu iddiasını kanuni delillerle ispatlayamamıştır. Diğer taraftan davacının dayandığı temlik sözleşmesinin tarihi dava konusu 25 adet çekin 23 tanesinin keşide tarihinden daha öncedir. Keşide edilmemiş çekler için temlik yapılarak ödeme yapıldığı iddiası da kabulü mümkün olmayan iddiadır . Davacı çeklerin ileri tarihli keşide edildiğini ileri sürmediği gibi ispat edici kanuni delil sunmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin davayı çözümleme biçimi doğru olmadığı gibi ilk derece mahkemesinin kararı benimsenerek istinaf başvurusunun reddedilmesi de doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de istinaf mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermesi gerekirken sadece reddine karar vermesi kanuni düzenlemeye göre doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozmaya göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine, karardan bir örneğin ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 08.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.