21. Hukuk Dairesi 2015/1274 E. , 2015/17753 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 89.751.63 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacılar vekilince de duruşma anlaşılmış ve duruşma için 06.10.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava 27.07.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece manevi tazminatın takdiri isabetlidir. Davacı anne ... ile baba ... yararına maddi tazminat verilmesine ilişkin hüküm ise hatalı olmuştur.
Dava nitelikçe ... Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk Peşin Sermaye değerinin rücu edilebilir bölümünün belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay"ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine ...an iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden, hak sahibine; gelir bağlanması için ...Kurumuna başvuruda bulunması, gerektiğinde dava açması için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24. Ve 5510 sayılı Yasanın 34. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
Somut olayda, hak sahibi olarak dava açan davacılardan ...’a kendi çalışmaları nedeniyle yaşlılık aylığı aldıklarından bahisle, ölen oğullarından dolayı iş kazası kolundan gelir bağlanmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Anılan davacının kendi çalışmaları nedeniyle yaşlılık aylığı aldıklarının anlaşılmasına göre ölen çocuğundan dolayı gelir bağlanması yasal olarak mümkün bulunmadığı da ortadadır. Hal böyle olunca ölenin desteğinde bulunmadığı belli olduğu halde davacı ...’ın ölenin desteğinden yoksun kaldığından bahisle maddi tazminata karar verilmesi hatalıdır.
Davacı anne ... bakımından konunun incelenmesine gelince; davacı anneye Kurumun gelir bağlanmış bulunmasına göre destek kaybının bulunduğunun kabulü ile tazminatının hesaplanması yerindedir. Ne var ki bu davacı bakımından da indirilmesi gerekli peşin sermaye değerinin hatalı tespit edildiği görülmektedir.
Davanın bu yönüyle yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununu oluşturmaktadır. Kanunun 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay"ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Davaya konu iş kazası, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra meydana geldiğinden, Kurumca rücu edilebilen peşin değer; kusurlu olan işveren bakımından 5510 sayılı Kanunun 21/1, kusurlu üçüncü kişiler bakımından ise aynı yasanın 21/4 maddesine göre belirlenmelidir.
Somut olayda sigortalının ölümüyle sonuçlanan olayda işverenin %20, üçüncü kişinin ise %80 oranında kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu duruma göre indirimi gereken peşin sermeye değeri üçüncü kişinin kusurunun yarısı ile işverenin kusurunun toplamıdır. Diğer bir deyişle ilk peşin sermaye değerinin % 60’nın hak sahibinin zararından indirimi gerekir.
Dosya içerisindeki...’nun 04.12.2012 tarihli cevabına göre 29.683,19-TL’dır. Bunun yukarıdaki açıklamaların ışığında rücu edilebilir bölümü ise %60’na karşılık gelen 17.891,14-TL’dır. Hükme esas alınan 04.04.2014 tarihli raporda hak sahibi anne bakımından belirlenen destek kaybı 15.502,87-TL olarak belirlenmiştir. Hal böyle olunca davacı ...’ın maddi zararının sigorta tahsisleri ile karşılandığından reddi yerine, rücu edilebilir bölümü davalının kusuruyla sınırlı biçimde hesaplayan hatalı bilirkişi değerlendirmesine itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, davacılar ... ile ...’ın maddi tazminat istemlerinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA,davalı yararına takdir edilen 1.100.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek temyiz edenlerden davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılara yükletilmesine, 06.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.