8. Hukuk Dairesi 2016/1851 E. , 2019/1611 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Terkin
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı ... vekili, dava konusu 264 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarından önce ve kadastro çalışmaları sırasında aktif nehir yatağı olmasına rağmen davalı adına tescil edildiğini,taşınmazların bulunduğu alanın tamamen kumluk ve nehir yatağında olduğunu belirterek, 264 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ve tapudan terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazda 43 yıldır zilyet olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, öncesi özel mülkiyete ait tapulu arazi olan taşınmazın daha sonra dere yatağının yön değiştirmesi sonucu ...nehrinin taşınmazın ortasından geçtiği, davacı Hazinenin tapu iptali tescil davasını açmakta haklı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; nehir yatağı altında kalan yerler bakımından tapunun iptali ve terkine ilişkindir.
Kural olarak, dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılması da mümkün bulunmamaktadır. Yine TMK 999/2 maddesinde belirtildiği üzere tapuya kayıtlı bir taşınmaz kayda tabi olmayan bir taşınmaza dönüşürse bu durumda tapu sicilinden terkin edilir hükmü de düzenlenmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 264 parsel sayılı taşınmazın 24600 m2 yüzölçümünde, tarla ve çayır niteliği ile 10.01.1970 tarihinde davalı ... adına tapuya tescil edildiği, mahkemece, 29.04.2015 tarihinde 1 fen,1 ... ve 1 jeoloji bilirkişisi ile keşfe gidildiği ve dosya arasına 1975 ve 1983 hava fotoğraflarının alındığı, 04.05.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda, A harfi ile işaretli 411,60 m2’lik yer ile C harfi ile işaretli 15.246,50 m2’lik yerin ...... yatağının 264 parsel sayılı taşınmazın içinden geçmesinde ve parseli ikiye bölmesinden dolayı oluştuğunun ,bu kısımların davalının kullanımında olduğunun, B harfi ile işaretli 8942,44 m2’lik yerin ise ...... suyunun aktığı kısmını oluşturduğunun ve davalının kullanımında olmadığının belirtildiği, yine Jeolog bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, dava konusu taşınmazın içinde doğu-batı doğrultulu ...Çayının aktığının ve dava konusu alanın yaklaşık yarısını kapladığının hava fotoğraflarından anlaşıldığının, dava konusu arazinin dere yatağı niteliği kazandığının belirtildiği, son olarak ... bilirkişi raporunda da, 264 parselin kısmen dere yatağı kısmen de çakıllarla kaplı bir hale gelmiş ise de, öncesi sulu şartlar altında bitkisel üretim yapılan bir tarım arazisi olduğunun belirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece, az yukarıda bahsi geçen bilirkişi raporları uyarınca davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırmanın ve alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez. Şöyle ki, taşınmazda imar-ihya işlemlerinin ne zaman tamamlandığı, komşu parsellerle benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu, aktif ya da taşkın ırmak yatağı içinde olup olmadığı, taşkınlara maruz kalıp kalmadığı, kalıyor ise ne kadar sıklıkla kaldığı, ırmağın yatak değiştirip değiştirmediği, değiştirmişse net olarak ne zaman değiştirdiği, tespit tarihi olan 24.09.1970 tarihinden geriye doğru 20 yıllık kazanım süresinin dolup dolmadığının ve imar -ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığının ispatı açısından tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilerek uzman jeolog bilirkişilerce ayrıntılı inceleme yapılmadığı, böylelikle taşınmazın sınırlarının ve niteliğinin belirlenerek ekili olan veya olmayan alanların net bir şekilde tespitinin yapılmadığı anlaşılmaktadır
O halde Mahkemece; çekişmeli taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru yukarıda da açıklandığı üzere 3 farklı tarihe ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları tarihleri açıkça yazılmak suretiyle ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallin en yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 1 fen, 1 ... ve 3 jeolog/jeodezi veya fotogrametri bilirkişi kurulu aracılığı ile yapılacak keşifte; yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi, niteliği, çayın yatak değiştirip değiştirmediği, değiştirmişse hangi tarihte değiştirdiği, taşınmazın toprak ve bitki yapısı, taşınmazda imar-ihya işlemlerinin ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı, ne kadar süredir tarım arazisi olarak kullanıldığı, komşu parsellerle benzer ve farklı yönleri ayrıntılı bir rapor ile tespit edilerek zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi ve tespit tarihine kadar davalı yararına 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolup dolmadığı hususlarında somut olaylara dayalı ayrıntılı araştırma yapılmalı, komşu parsellere ilişkin varsa benzer nitelikte mahkeme ilamları da getirtilerek dosya kapsamında iddia ve savunmalar çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK"un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.