21. Hukuk Dairesi 2015/13978 E. , 2015/17809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 08.04.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının eşi ve çocuğunun maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ibraname nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu iş kazası nedeniyle, davacı eş ile davalı alt işveren... arasında düzenlenen 28.06.2011 tarihli ibranamede; dava konusu zararlandırıcı olay nedeniyle 80.000,00 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminata karşılık olmak üzere toplam 115.000,00 TL bedelli çekin elden alındığının belirtildiği, davacı eşin ibranameyi kendi adına asalaten davacı çocuk adına velayeten imzaladığı anlaşılmaktadır.
Birçok Yargıtay kararında vurgulandığı üzere, alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu surette borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde "ibra" denir.İbra alacağın tasfiyesini içeren tasarrufi bir sözleşmedir. Düzenleme tarihi itibariyle konu ile ilgili doğrudan amir bir hüküm bulunmaması nedeniyle sorunun çözümlenmesinin ibranın doğruluk ve güven kuralına aykırı olmaması gereğine sıkı sıkıya sarılarak halledilmesinde yarar vardır. Maddi zararı ve kusur oranı hakkında kesin fikir sahibi olması mümkün olmayan hak sahiplerinin olaydan sonra verdikleri genel ve soyut açıklamayı içerdiği kuşkusuz olan ibranameyi tümden geçerli saymak İş Hukuku ve... Mevzuatının temel ilkelerine uygun düşmeyecektir.
Kural olarak işçiye veya hak sahiplerine yapılmış ödemenin bu miktar ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ödemeden söz edebilmek için tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunmaması koşuldur. Başka bir anlatımla ödemenin yapıldığı tarihteki verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlık bulunmaması koşuldur. Ödemenin yapıldığı tarihteki
.../...
- verilerle hesaplanan tazminat ile ödenen miktar arasında açık oransızlığın bulunduğu durumlarda yapılan ödeme makbuz niteliğinde kabul edilebilir. Bu durumda ödemenin yapıldığı tarih gözönünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması böylece hesaplanacak miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapmak daha sonra kalan miktara hükmetmek gerekir. Açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekir. Somut olayda bu yönden herhangi bir inceleme yapılmadan, 28.06.2011 tarihli ibranamenin tam bir ibra kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; 28.06.2011 tarihli belge ile maddi tazminata karşılık yapılan ödemenin ne kadarının davacı eş ne kadarının davacı çocuk yönünden olduğunun davacılara sorularak, tespit edilemediği takdirde davacılar arasında garameten paylaştırılarak, ödemenin yapıldığı tarihteki veriler esas alınarak davacı eş ve çocuğun gerçek zararlarını saptamak, böylece tazmin edilecek miktarlar ile buna karşılık davalı alt işveren tarafça maddi tazminata karşılık ödenen miktarlar arasında açık oransızlığın bulunup bulunmadığını denetlemek, açık oransızlığın bulunması durumunda ödemeleri “kısmi ifayı içeren makbuz” niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemelerin davacıların ödeme tarihindeki gerçek zararlarını hangi oranda karşıladığını saptamak, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarlarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek gerçek zararlardan ibraname ile ödeme yapılan tarihe göre zararları karşılandığı oranda indirim yapılarak kalan zarar miktarlarını hüküm altına almak, açık oransızlığın bulunmadığının tespiti halinde ise davacı eş ve çocuk yönünden maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri kapsayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 06.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.