20. Hukuk Dairesi 2015/3137 E. , 2016/1202 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, çekişmeli... köyü 167 ada 1 parsel sayılı 17 hektar 1409,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden orman niteliğiyle ... adına tespit edilerek 29.08.2007 tarihinde tapuya kaydedilmiştir. Davacılar, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997 yılında kesinleşen 1995/364 sayılı kararıyla gerçek kişi adına tescil edilen, daha sonra kendilerinin satın aldığı ve zilyetliklerinde bulunan taşınmazın orman parselinde bırakıldığı iddiasıyla bu bölümün tapusunun iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve 20.09.2011 günlü bilirkişi raporuna ekli haritada (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 4542,33 m² alanın davacılar adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.02.2013 gün ve 2012/10111 - 2013/869 sayılı bozma kararı özetle; "Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacıların dayandığı tescil tapusu sınırları içinde kaldığı, ancak zeminde yapılan elektronik ölçüm sonucu davacıların 4542,33 m² alanı kullandıkları, tescil kararına esas alınan, 1994 yılı bilirkişi tarafından verilen raporda koordinatlı ölçüm yapılmadığından aradaki yüzölçüm farkının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin hükmü yerinde değildir. Şöyle ki; mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydı sınırları taraf tanıkları, yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinden sorularak yapılan keşifte uygulanmamış, dört sınır itibarıyla taşınmaza uyup uymadığı saptanmamış, komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları getirtilerek bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece öncelikle komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilmeli, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, taraf tanıkları, yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri dinlenerek dayanak tapu kaydı yöntemince zemine uygulanmalı, yapılan keşif sonrası tescil tapusunun taşınmaza uyduğu anlaşıldığı takdirde, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/364 sayılı dosyasında davacı ... tarafından ... ve ...ne karşı tescil davası açıldığı, yapılan yargılama sonucu mahkemece davanın kabul edilerek 5947,48 m² yerin davacı
adına tapuya tesciline karar verildiği, 2000 yılında çekişmeli yerin, davacılar tarafından ...’den satın alındığı, bu nedenle kesin hükmün tarafları bağlayacağı gözönüne alınarak tescil krokisi kapsamında kalan yer yönünden davacıların davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır." şeklindedir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davacıların davalarının kabulü ile, 167 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi ..."ın 02/07/2014 havale tarihli rapor ve eki haritada kırmızı renkle gösterilen 5.947,48 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacılar ... ve ... adına 1/2"şer hisseli olarak zeytinlik vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi hükümlerine göre yapılmıştır. Arazi kadastrosu 29/01/2008 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına ve HMK"nın 303. maddesi gereğince kesin hüküm kuralları dikkate alınarak karar verildiğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının ...ne yükletilmesine, ...den harç alınmasına yer olmadığına 08/02/2016 gününde oy birliği ile karar verildi.