20. Hukuk Dairesi 2015/3420 E. , 2016/1223 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi ... ve ... ... vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
B A Ş L I K
Kadastro sırasında ... köyü, 106 ada 8 ve 17 parsel sayılı sırasıyla 11864,22 m² ve 6303,91 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 8 sayılı parsel tarla niteliğiyle davacı ... adına, 17 sayılı parsel meyve bahçesi niteliğiyle davacı ... adına tespit edilmişlerdir.
Davaya konu 106 ada 29 parsel sayılı 11 hektar 8398,81 m² yüzölçümündeki taşınmaz hakkında ise, kadastro tutanağı düzenlenmeden aktarma suretiyle parsel sayısı verilerek tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... ve birleştirilen dosya davacısı 09.01.2008 ve 21.02.2008 günlü dava dilekçeleriyle, bölgede orman kadastrosu çalışmalarının usûlüne uygun yapılmadığı iddiasıyla orman kadastrosunun ve 2/B çalışmalarının ve kendilerine ait taşınmazlarının orman olarak yapılan tespitlerinin iptali istemiyle dava açmışlar, bu sırada bölgede arazi kadastrosu çalışmalarının tamamlanıp ilân edilmesi üzerine adlarına tespit edilen dava konusu taşınmazların bir bölümünün 106 ada 29 sayılı orman parselinde bırakıldığını belirterek bu bölümlerin tespitlerinin iptali ile adlarına tescillerini istemişlerdir.
... ..., taşınmazların bir bölümünün orman sayılan yerlerden oldukları iddiasıyla davaya harçsız katılımda bulunmuş, ..., 106 ada 8 ve 17 parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla ... adına tescillerini istemiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi gereği orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacıların davasının reddine ve 106 ada 8 ve 17 sayılı parsellerin tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, davacı gerçek kişiler, davalılar ... ve ... ...nin temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 19/01/2012 tarih ve .../... - .../... sayılı kararı ile hükme yönelik temyiz itirazları hakkında ret, onama, düzelterek onama ve bozma kararı verilmiştir.
Hükmüne uyulan ret, onama, düzelterek onama ve bozma kararında özetle; [106 ada 29 sayılı orman parseli içerisinde kalan 8/C ve 17/C ile gösterilen bölümler hakkındaki kararın onanmasına,
... ...nin taraf sıfatını kazanmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine,
Davacı ...’in 106 ada 29 sayılı orman parseli içerisinde kalan 17/B ile gösterilen 3925,35 m² bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek bu bölüm hakkındaki hükmün bozulmasına,
...nin temyiz itirazları yönünden ise; ... köyü, 106 ada 8 ve 17 sayılı parseller kadastro sırasında davacılar adına tespit edilmiş olup dava konusu değillerdir. Olmayan bir davaya 3402 sayılı Kanunun 26/D maddesi gereği katılım mümkün olmadığı gibi ... tarafından askı ilân süresi içerisinde 106 ada 8 ve 17 sayılı parsellere yönelik açılan bir dava da bulunmamaktadır. Bu nedenle, ...nin 03.12.2008 günlü dilekçesi katılma olarak değerlendirilemez. Ancak, davacıların davası reddedildiğinden davalı ... yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken verilmemiş olması doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, ret sebebi aynı olduğundan hükmün 6. paragrafına “……..500,00.- TL vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... ... ve ...ye verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına,
Kabule göre de; kadastro hâkimi düzenli sicil oluşturmakla görevli olduğundan dava konusu 106 ada 29 sayılı orman parseli hakkında sicil oluşturulmaması, dava konusu olmayan 106 ada 8 ve 17 sayılı parsellerin ise kadastro tutanaklarının olağan usûllere göre kesinleşmeleri için kadastro müdürlüğüne gönderilmeleri gerekirken tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmesi doğru değildir.] denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 106 ada 29 sayılı parsel içinde kalan ve bilirkişi raporuna ekli krokide 17/B ile gösterilen 3925,35 m² yüzölçümündeki bölümün davacı adına tespit edilen 106 ada 17 sayılı parsele eklenerek toplamda 10229,26 m² yüzölçümüyle ve meyve bahçesi vasfıyla davacı ... adına kayıt ve tesciline, 106 ada 29 sayılı orman parseli hakkında sicil oluşturulmamasına, 106 ada 8 ve 17 sayılı parsellerin idari yoldan kesinleştirilmesi için tutanaklarının kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı ... ... vekili tarafından esas ve vekâlet ücreti yönünden, davalı ... vekili tarafından ise esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, altı aylık sürede açılan orman kadastrosuna ve arazi kadastrosuna itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik hükümlerine göre yapılan ve 24.07.2007 tarihinde altı aylık ilâna çıkarılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır. Arazi kadastrosu çalışmaları 14.04.2008 ilâ 14.05.2008 tarihleri arası ilâna çıkarılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davacı ...’in 106 ada 29 sayılı orman parseli içinde yer alan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (17/B) ile gösterilen 3925,35 m² yüzölçümlü bölümü yönünden davasının kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, 106 ada 29 sayılı parsel hakkında kadastro sırasında tutanak tutulmamış, aktarma suretiyle tapuya tescil edilmiştir. Anılan parsel hakkında tutanak tutulmuş olsaydı kadastrodan önce davalı olduğundan malik hanesi hukuken açık kabul edileceğinden 106 ada 29 sayılı orman parseli içinde yer alan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (17/B) ile gösterilen 3925,35 m² bölüm yönünden tescil hükmü kurulabilecekti, fakat somut olayda böyle bir durum bulunmadığından ve ayrıca davacı ...’in dava dilekçesinde de davaya konu yapılan yerin tahdit dışına çıkartılması talep edilmiş olup tescil talebi bulunmadığı gibi usûlüne uygun olarak davasını tescil talebi yönünden de ıslah etmiş de değildir. Kaldı ki, ıslah ile tescil talep edilseydi dahi somut dava 6 aylık ilân süresi içinde açılan orman tahdidine itiraz davası olduğundan ve davanın devamı sırasında yörede yapılan kadastro sırasında 106 ada 29 sayılı orman parseli hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden tescil istemi yönünden kadastro mahkemesi görevli olmayacaktır. Bu nedenle, 106 ada 29 sayılı orman parseli içinde yer alan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (17/B) ile gösterilen 3925,35 m² yüzölçümlü bölümün orman tahdidi dışına çıkartılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, talep aşılarak tescil hükmü kurulması doğru olmamıştır. Bundan başka, bir taraftan dava konusu olmayan 106 ada 17 sayılı parselin olağan yollarla kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne gönderilmesine, bir taraftan da krokide (17/B) ile gösterilen 3925,35 m² bölümün
106 ada 17 sayılı parsele eklenerek tapuya tesciline karar verilmesi de birbiriyle çelişkili olup isabetsizdir. Yine davacı ...’ın davası tamamen reddedildiği halde lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi, yine davacı ... davasının kısmen kabulü nedeniyle lehine hükmedilen vekâlet ücretinden ve davacı ..."in yaptığı yargılama giderinden ... ve ... ...nin birlikte sorumlu tutulması gerekirken sadece ... ...nin sorumlu tutulması ve son olarak ... ve ... ...nin birbirine karşı açılmış usûlüne uygun davası olmadığı halde, ... ...nden tahsil edilmek üzere ... lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi de doğru değildir. Fakat belirtilen bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının birinci bendi hükümden tamamen çıkartılarak, yerine “1-Davacı ..."in davasının kısmen kabulüne ve dava konusu ... köyü, 108 ada 29 sayılı parsel içinde yer alan ve bilirkişi raporuna ekli krokide (17/B) ile gösterilen 3925,35 m² yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki orman kadastro komisyon kararının iptali ile bu bölümün orman kadastro sınırları dışına çıkartılmasına” cümlesinin yazılması, yine hükmün yedinci bendinin hükümden tamamen çıkartılarak yerine, “7-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, 3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesi gereğince takdir olunan 1500,00.-TL vekâlet ücretinin davalılar ... ve ... ...nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...’e verilmesine,” cümlesinin yazılması; yine hükmün sekizinci bendi hükümden tamamen çıkartılarak, yerine “8-Davacı tarafından yapılan toplam 1130.-TL tutarındaki yargılama giderinin davalılar ... ve ... ...nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...’e ödenmesine,” cümlesinin yazılması ve hükmün altıncı bendinin hükümden tamamen çıkartılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 08/02/2016 günü oy birliği ile karar verildi.