16. Hukuk Dairesi 2015/9475 E. , 2017/4558 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 134 ada ... ve 174 ada ... parsel sayılı 86.49 ve 900,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., çekişmeli 173 ada ... parselin kazandırıcı zamanaşımı ile kendisi ve ölü eşi ... ... zilyetliğinde olup davalı ile bir ilgisi bulunmadığı; 174 ada ... parselin ise .../..."sinin kendisine; .../..."sinin ise davalıya ait olduğu iddiasına dayanarak; 173 ada ... parsel sayılı taşınmazın tamamının; 174 ada ... parsel sayılı taşınmazın ise .../..."sinin tapu kaydının iptali ile kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davacı, ........2011 tarihli keşif esnasında 173 ada ... parsel sayılı taşınmaz bakımından davasını taşınmazın üç kardeş arasında taksim edilmesi şeklinde ıslah etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 174 ada ... parsel ile 174 ada ... parselin davacının eşi ile davalının ortak murislerinden kaldığı, çekişmeli 174 ada ... parsel sayılı taşınmazın taksimen davalıya kaldığı, ayrıca 173 ada ... parsel sayılı diğer çekişmeli taşınmazın ise her iki tarafın kabulü ile tarafların ortak murislerinden kalmamış olduğu, amcalarından satın alındığı ve zilyetliğinde ispat edilemediği anlaşıldığı gerekçesi ile (somut olayda uygulama yeri bulunmayan) TMK"nın 713. maddeleri şartları oluşmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, tarafların iddia ve savunmaları ile bunları dayandırdıkları hukuki olgu ve olaylar dahi dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Şöyle ki, dava dilekçesinin incelenmesinde, davacı çekişmeli 173 ada ... parsel sayılı taşınmazın ölen eşi ve aynı zamanda davalının kardeşi olan ... ile birlikte kendi zilyetliğinde olduğu, davalı ile ilgisi bulunmadığı, 174 ada ... parsel sayılı taşınmazın ise yarısının davalıya, diğer yarısının ise kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmış; ancak dava dilekçesinde 174 ada ... parsel yönünden hangi hukuki nedene dayandığını açıklamamış; ....07.2011 tarihli celse beyanında dava ettiği yerlerin eşi (ölü) ... ile birlikte ..."in amcası ... ... satın aldıkları yönünde beyanda bulunmuş; 03.04.2012 tarihli celse beyanında ise bu kez de 173 ada ... parsel sayılı taşınmazın (ölü Eşi ... ve davalı ..."in) babasından kalıp rızai taksim sonucu eşi olan ölü ..., davalı ... ve dava dışı ... .... ile kendisi arasında paylaştırıldığı iddiasında bulunmuştur. Davalı ... ise 26.04.2011 tarihli cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazlardan 173 ada ... parsel sayılı taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu kendisine isabet ettiği, 174 ada ... parsel sayılı taşınmazın ise kazandırıcı zamanaşımı ile kendi zilyetliğinde bulunduğu savunmasında bulunmuş; dosya kapsamındaki açıklamalarına göre (ada ve parsel numarası bildirmemekle birlikte 900 metrekarelik taşınmaz olarak tabir ettiği dikkate alındığında) 174 ada ... parsel sayılı taşınmazın kendisi tarafından satın alınan bir yer olduğunu ve parasının kendisi tarafından ödendiğini ....07.2011 tarihli beyan dilekçesinde ileri sürmüş; yine 03.04.2012 tarihli celsede çekişmeli 173 ada ... parsel sayılı taşınmazın babadan kalma bir yer olduğu ve rızai taksim sonucu kendisi ile davacının eşi ölü ..., dava dışı ... arasında paylaştırıldığını savunmuş; 05.09.2013 tarihli celse de ve aşamalardaki anlatım ve dilekçelerinde ise dava konusu edilen yerlerle ilgili olarak öncesinde diğer kardeşi ... ile arasında görülen bir dava olduğunu beyan etmiş; 26.....2012 tarihli beyan dilekçesinde ise babası ve davacının kayınpederi olan ..."ın ölmeden önce tüm taşınmazlarını paylaştırdığını, eski ahır diye tabir edilen taşınmaz ile Köy içinde bulunan taşınmazları kendisine verdiğini, "Köy içi"nde bulunan taşınmazın bir bölümünün ise tereke malı olmayıp kendisi tarafından satın alındığını beyan etmiş ise de bu taşınmazların hangi taşınmazlar olduğu, ada- parsel numaralarının ne olduğu anlaşılamadığı gibi, mahkemece de bu hususta davalıya açıklama yaptırılmamış; ........2014 tarihli celse de ise dava konusu "taşınmazın" babadan kalan bir yer olduğu ve üç kardeş arasında yapılan taksim sonucu kendisine düştüğü şeklinde beyanda bulunmuş ve bundan ayrıca davalı ........2011 tarihli celse de ....07.1982 tarihli (mabeyin) satış senedi başlıklı bir senedi sunduktan sonra bu kez de 173 ada ... parselin amcası .... .... satın aldığı bir yer olduğunu savunmuştur. Mahkemece davacı ve davalının her bir taşınmaz bakımından iddiası ve bunu dayandırdıkları hukuki olgu ve olayların ne olduğu, hangi taşınmaz bakımından satın alma hangi taşınmaz bakımından taksim iddiası ve savunmasında bulundukları, satın alındığı iddia edilen yerin, bu iddiaya dayanılan taşınmaz bakımından taşınmazın tamamına mı yoksa bir bölümüne mi ilişkin olduğu, davalının babası tarafından paylaştırılan taşınmazlar olarak ifade ettiği "eski ahır" ve "harman" olarak bildirdiği taşınmazlardan hangi taşınmazları kastettiği davalıdan sorulmamış; davacıya çekişmeli taşınmazlara ilişkin olarak iddiasını hangi hukuki sebebe (taksim mi? Satın alma mı?) dayandığı açıklattırılmamış; davacı ........2011 tarihinde yapılan keşifte 173 ada ... parsel sayılı taşınmazın üç kardeş arasında taksim edilmesini talep ediyorum ve davamı anılan parsel yönünden bu şekilde ıslah ediyorum demiş ise de "üç kardeş"ten ne kastettiği sorulup saptanmamış; Mahalli bilirkişilerin ayrı ayrı dinlenmesi gerekirken usule aykırı olarak beyanları birlikte alındığı gibi verdikleri beyanlar uyuşmazlığı çözmek bakımından da son derece yetersiz olduğu gibi mahkemenin 173 ada ... parsel sayılı taşınmaz bakımından, bu taşınmazın tereke malı olmadığının tarafların kabulünde olduğuna dair gerekçenin, hangi nedenle kabul edildiği dahi anlaşılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsizdir. O halde; doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle taraflara dava dilekçesi ve cevap dilekçesinde yer alan hususlar açıklattırılmak suretiyle, hangi taşınmaz bakımından hangi hukuki nedene dayandıkları her bir parsel açısından (ada parsel numarası da belirtilmek suretiyle) ayrı ayrı açıklattırılarak, tereddüte yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra parafların iddia ve savunmalarına ilişkin bilgi ve belgeler toplandıktan sonra; bunların değerlendirilmesi bakımından çekişmeli taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, tarafların iddia ve savunmalarında belirtecekleri hususlar mahalli bilirkişi ve tanıklara ayrı ayrı sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki doğması halinde bu çelişki de gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, bundan soma tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazı açıklanan bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, ....06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.