23. Hukuk Dairesi 2018/741 E. , 2020/4166 K.
"İçtihat Metni"Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı şirketle yapılan ortaklık anlaşmasından kaynaklı alacağın tahsili için iflas yolu ile takibe geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın kaldırılmasını depo emri kararının yerine getirilmemesi halinde davalı borçlu şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı muaccel bir alacağın bulunmadığını İİK’nun da belirtilen iflas şartlarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının sözleşmeye aykırı davrandığı ve bu konuda davacı tarafça temerrüde düşürüldüğü, davacı tarafın sözleşmenin 6. maddesi uyarınca düzenlenen cezai şart alacağına hak kazandığı itirazının kaldırılarak davalı tarafa depo emri tebliğ edildiği, dosya borcunun süresi içerisinde mahkeme veznesine depo edilmediği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince, davalı vekilinin gerekçeli kararı 06.06.2017 tarihinde tebliğ aldığı, tebliğden itibaren on gün içinde en geç 16.06.2017 günü mesai saati bitimine kadar istinaf yoluna başvurması gerekirken, 19.06.2017 tarihinde süresinden sonra istinaf başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle HMK"nun 353/1-c maddesi uyarınca istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince, süresinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusu usulden reddedilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi emsallerinde ""Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilir.
Bununla birlikte, dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça, hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki, öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğinin kabulü gerekir.” denmiştir. Anayasa Mahkemesi bu tür başvurularda mahkemenin tarafı yanıltamayacağını, bu nedenle temyiz başvuru talebinin kabulünün gerektiğini belirtmiş, bu eksikliğin henüz giderilmesi mümkün bulunduğundan, tazminat talebinin incelenmemesine, karar vererek temyiz incelemesi yapılmasının önünü açmıştır. Aynı hususun istinaf başvuruları içinde geçerli olacağı tartışmasızdır.
Somut olayda, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda, istinaf yoluna başvurma süresi 10 gün olmasına rağmen, iki hafta olarak belirtmiştir. Hakimin mahkeme kararında kanun yoluna başvurma süresi konusunda tarafları yanıltması halinde bu durum taraflar aleyhine sonuç doğurmamalı ve hak kayıplarına neden olmamalıdır. Bu nedenle iki haftalık süre içinde istinaf başvurusunda bulunan davalı vekilinin başvurusu doğrultusunda, istinaf incelemesinin yapılması gerekmektedir. Bu nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin davalı vekilinin istinaf başvurusu hakkındaki usulden red kararı yerinde görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin verdiği17.10.2017 tarih ve 2017/1120 E., 2017/101K. sayılı usulden red kararının BOZULMASINA, istinaf incelemesi yapılması için dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 09.12.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.