22. Hukuk Dairesi 2017/14854 E. , 2018/23072 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(...) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 2012 yılı temmuz ayından itibaren davalı şirketlşerin adi ortaklığında faaliyet gösteren şantiyelerinde lastik tamircisi olarak çalıştığını, ... bitimi nedeniyle ... sözleşemsinin haksız yere feshedildiğini, müvekkiline çalıştığı dönem içerisinde ve ayrılırken baskı altında birtakım evraklar imzalatıldığını ileri sürerek birkısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının hak kazandığı tüm alacakların kendisine ödendiğini, davacının çalıştığı işin bitimi nedeni ile kendisine işyeri değişikliğine ilişkin bildirimde bulunulduğunu, ancak davacının bu bildirime sessiz kalarak mevcut işine de devam etmediğini, taleplerin haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen. kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve miktarı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda ... yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, ... yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı ... Kanunu"nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Aynı ilkeler, hafta tatili çalışması bakımından da geçerlidir.
Somut olayda, dosya kapsamında yer alan davacı tarafından imza itirazına uğramayan bordrolarda fazla çalışma tahakkukları bulunmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık anlatımları ve işyeri kayıtlarına göre, davacının haftalık 17.5 saat fazla çalışma yaptığı, davacıya 2012 ve 2013 yıllarında tahakkuk bulunan aylardaki ödemelere göre haftada ortalama 6 saatlik fazla çalışmaya karşılık ödeme yapıldığı kabul edilmiştir. Bu kabul doğrultusunda da, davacının 2012 ve 2013 yılının fazla çalışma tahakkuku bulunan ayları bakımından ödendiği kabul edilen haftalık 6 saatlik fazla çalışması mahsup edilerek haftalık 11,5 saat fazla çalışma yaptığı; tahakkuk bulunmayan aylar bakımından ise haftalık 17,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır. Ancak hesaplama hatalıdır. Dosya kapsamında yer alan davacı tarafından imza itirazına uğramayan bordrolarda fazla çalışma tahakkukları bulunmaktadır. Kural olarak, davacı tarafından imza itirazına uğramayan bordrolarda fazla çalışma tahakkuku olan dönemlerde daha yüksek fazla çalışma yapıldığı ancak eş değer bir delille ispatlanabileceğinden bu tarz yazılı delillerin dosyada yer almadığı göz önüne alınarak fazla çalışma tahakkuku olan söz konusu dönemlerin dışlanarak davacının fazla çalışma ücreti talebinin hüküm altına alınması gerekmekte ise de; taraflar arasındaki ücret miktarı da çekişmelidir. Mahkemece kabul edilen aylık ücret ile bordrolarda ücretin farklı olması karşısında fazla çalışma ve hafta tatili tahakkuku olup da ödeme yapılan aylarda, mevcut tahakkuklar dikkate alınarak davacının kabul edilen ücretine göre fark alacağı hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının hafta tatili alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Yasanın 46.maddesinde bu kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63"üncü maddeye göre belirlenen işgünlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verileceği bildirilmiştir. Yirmidört saat dinlenmenin haftanın pazar günü dışında başka bir gününde kullandırılması olanaklıdır. Ancak işçinin hafta tatillerinde çalıştırılarak 24 saatlik dinlenme süresinin (hafta tatili) toplu halde kullandırılması yasa hükmünün konuluş amacına aykırı olduğundan mümkün değildir.
Somut olayda; davacı hafta tatillerinde çalışmasına rağmen ücretinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise davacının çalışmış olduğu hafta tatili günlerinin karşılığının izin olarak kullandırıldığını ya da ücretinin ödendiğini savunmuştur. Dosyaya izin talep formları sunulmuş olup bu formlardan davalı işyerinde hafta tatili izinlerinin sonradan olmak üzere bazen tek gün bazen de toplu kullandırıldığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu içeriği ve hesaplama şeklinden söz konusu izin talep formlarının dikkate alınmadığı görülmüş, mahkemece de bu hesaplama şekli esas alınarak hafta tatili alacağı hüküm altına alınmıştır. Mahkemece toplu olarak kullandırılan hafta tatillerinin bir kısmının dikkate alınmamış olması doğru ise de, sunulan izin talep formlarında toplu kullanılan izinlerin yanı sıra birer günlük izin formlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Belirtilen tarihler itibariyle kullanıldığı sabit olan izinlerin hafta tatili izinleri olduğu anlaşıldığından birer günlük izin formlarındaki günler ile toplu izin formları bakımından ise en azından ilgili tarihlere ilişkin bir günlük hafta tatilini kullandığı gözetilerek, söz konusu tarihlerde kullanılan hafta tatili izinlerinin hesaplama dışı bırakılarak sonucuna göre varsa bakiye hafta tatili ücret alacağının hesaplanması gerekirken bundan zuhul ile mevcut şekilde hesaplama yapılması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.