22. Hukuk Dairesi 2017/15743 E. , 2018/23077 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan ... Elektronik Ticaret Sanayi ve Pazarlama Ltd. Şti. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2012-01.04.2014 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde aralıksız ve sürekli olarak çalıştığını, işyeri sahibinin değişmesi üzerine yeni işveren tarafından mobbinge maruz bırakıldığını ve bu yüzden iş sözleşemsini haklı nedenle feshettiğini, çalışmalarının karşılığının müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Elektronik Tic. San. Ve Pazarlama Ltd. Şti. vekili, müvekkiline ait işyerinin diğer işverene devredildiğini, iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacının ücretlerinin tamamının banka kanalı ile ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... İletişim San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının işe devam etmediğini, iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, davacının talep konusu alacaklarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı ... Elektronik Tic. San. ve Pazarlama Ltd. Şti. vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının hizmet süresi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin işyerinde çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporlarının kıdem süresinde değerlendirilmesi yerinde olur. İşçinin çalıştığı sırada bir defada ihbar süresini 6 hafta aşan istirahat raporu süresinin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağı, kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamasıdır. İşçinin iş sözleşmesinin askıda olduğu süreler de, kıdem süresinden sayılmamalıdır. Bu anlamda, ücretsiz izinde geçen süreler kıdem tazminatına esas süre bakımından dikkate alınmaz.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde 01.04.2012-01.04.2014 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığını beyan etmiş olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 1 yıl 11 ay 24 gün kıdemi bulunduğu kabul edilmek suretiyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı hesaplanmıştır. Dosya kapsamında yer alan işe giriş çıkış bildirgelerinde davacının davalı işyerinde 01.04.2012-01.04.2014 tarihleri arasında çalıştığı sabittir. Dosya kapsamında yer alan imzalı puantaj kayıtlarından davacının 2014 yılı şubat ayı içerisinde dört gün rapor kullandığı anlaşılmaktadır. ... kurumu kayıtlarından, davacının raporlu bulunduğu 2014 yılı şubat ayı dışındaki aylarda primlerin eksiksiz ve kesintisiz yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davacının işyerinde çalıştığı sırada almış olduğu istirahat raporlarının bir defada ihbar süresini 6 hafta aşmadığı anlaşıldığından, bu sürenin de kıdem süresi içerisinde değerlendirilmesi yerinde olur. Mahkemece, davacının 01.04.2012-01.04.2014 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığı kabul edilmek suretiyle kıdem tazminatı ve yılllık izin ücreti alacaklarının hesaplanması gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında davacının fazla çalışma alacağının bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık vardır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu"nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, mahkemece davacının fazla mesai yaptığı iddiasını imzalı ve itirazı kayıtsız ücret bordroları karşısında ispatlayamadığı gerekçesiyle fazla çalışma alacağının reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan davacıya ait ücret bordrolarının imzalı ve ihtirazi kayıtsız olduğu, davacıya bazı dönemlerde zamlı fazla çalışmna tahakkuku yapıldığı, bazı ücret bordrolarında ise fazla çalışma karşılığının “0.00” olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre fazla çalışma ücreti hanesi “0.00” gösterilmişse işverenin fazla çalışma ücreti ödemediği, aksinin yani fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatlanabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle tanık beyanlarıyla dosyada bulunan bilgi ve belgeler bir değerlendirilmeye tabi tutularak fazla çalışma alacağı olup olmadığı belirlenip çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalı olup bozmayı gerektimiştir.
4- Taraflar arasında davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti hususunda da uyuşmazlık vardır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, Dairemiz uygulamasında, tanık beyanlarına göre ispatlanan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları yönünden yapılan uygun makul bir oranda indirim ile ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden ve ayrıca işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilinemediğinden, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılan indirimlerden dolayı reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece Yargıtay emsal kararlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle reddedilen miktarlar yönünden davalı yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ise de; fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının hakkaniyet indrimi sebebiyle değil, davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle tümden reddedildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca yıllık izin alacağı da hakkaniyet indirimine tabi olmaksızın kısmen hüküm altına alınmıştır. İlgili alacaklar bakımından yukarıdaki ilkeler gözetilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektimiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.